قُلْ اَغَيْرَ اللّٰهِ اَتَّخِذُ وَلِياًّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُۜ قُلْ اِنّ۪ٓي اُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ اَوَّلَ مَنْ اَسْلَمَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
En'âm Sûresi, 14. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: enam 14, teslimiyet, yaratan, rızık, enam suresi, enam suresi 14. ayet, şirk, veli, allah, müşrik, sema, emir, buyruk, dostluk
-
De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yediren ama yedirilmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı dost edineceğim? De ki: Bana Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma (denildi).
De ki: Allah'tan başkasını mı dost edineceğim? Buradaki "Rabben" kelimesi hakkında İbn Abbas'ın (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bu kelime sanki "Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. De ki: Allah'ındır" meâlindeki âyetin sılası gibidir. Bütün bunların, Allah'a ait olduğunu ikrar ettiğiniz halde nasıl olur da Allah'a ortak koşarsınız? Gökleri ve yeri ve onlardaki her şeyi Allah yarattığı halde O'ndan başkasına nasıl kulluk yaparsınız?
Yediren ama yedirilmeye ihtiyacı olmayan Allah. Tefsirciler şöyle dediler: O herkese rızık veriyor, fakat kendisinin rızka ihtiyacı yoktur. O, dünyada birbirlerinin rızkını sağlayan ve birbirlerinden faydalanan köleler ile efendiler ve efendiler ile köleler gibi bir konumda değildir. Her türlü noksanlıktan münezzeh ve yüce olan Allah yaratıkları kendi menfaati için yaratmadı, çünkü O zâtıyla zengindir, her türlü ihtiyaçtan müstağnidir, yaratıklar ise O'na muhtaçtır. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur: "Allah'a muhtaç olan sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir ve mutlak kemaliyle hep övgüye lâyık olan O'dur"
Fetret Ehlinin Sorumluluğu
De ki: Bana müslüman olanların ilki olmam emredildi. Hasan-ı Basrî şöyle dedi: Yani kendi milletinden müslüman olanların ilki olmam emredildi. Müslüman olanların ilki olmam emredildi meâlindeki âyetin aslı şudur: İlk olarak benim müslüman olmam ve benim boyun eğmem emredildi, sonra aynı şeyi ben de size emredeceğim. Bazı insanlar bu âyetin zâhirine dayanarak, İslâm mutlaka davet edilmeyi ve emredilmeyi gerektirir demişler, müslüman olması emredilmeden ve İslâm'a davet edilmeden ölen birinin sorumlu olmadığını söylemişlerdir. Buna göre fetret döneminde, peygamberlerin ve vahyin kesildiği dönemlerde ölen insan sorumlu değildir. Çünkü âyet-i kerîmede bana müslüman olanların ilki olmam emredildi buyurulmakta, burada Hz. Peygamber (s.a.) müslüman olmakla emredildiğini haber vermektedir; bu durumda şayet ortada bir emir yoksa müslüman olmak da gerekli değildir. Fakat bu âyetin yorumu az önce zikrettiğimiz gibidir, yani ilk olarak benim müslüman olmam ve benim boyun eğmem emredildi, sonra aynı şeyi ben de başkalarına emredeceğim. Yorum böyle olunca, az önceki iddiaları ileri sürenlerin bu âyeti iddialarına delil göstermeleri bâtıl olur.
Yorumu Yorumla
-
Ğayr (غير)
İbn Fâris, kelimenin "ğ-y-r" kökünden türediğini ve etimolojik olarak bir şeyin başka bir şeye dönüşmesi, farklılaşması, başkalık ve zıtlık anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kavramı iki şeyin birbirinden kesin sınırlarla ayrılması, birinin diğerinin yerini tutamayacak ontolojik bir farklılığa sahip olması durumu olarak açıklar. Bu ayetteki kullanımıyla Allah'ın zatı ile yaratılmışlar arasındaki sonsuz uçurumu vurguladığını, "O'ndan başkasının" hiçbir şekilde O'nun makamına veya vasıflarına ortak edilemeyeceğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetin "Allah'tan başkasını mı...?" şeklindeki soru kalıbıyla (istifham-ı inkârî) başlamasındaki epistemolojik ağırlığa dikkat çeker; bu kullanımın, muhatabın zihnindeki sahte kutsalları sarsmayı ve yaratıcı dururken yaratılmış (başka) bir varlığa sığınmanın mantıksal absürtlüğünü ifşa etmeyi amaçladığını analiz eder.
Ettehızu (أتخذ)
İbn Fâris, kelimenin kökenini "e-h-z" harflerine dayandırır; sözlükte bir şeyi tutmak, kavramak, almak ve elde etmek anlamlarına geldiğini tespit eder. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin basit ve pasif bir kabullenmeden ziyade, iradi, bilinçli ve aktif bir "edinme" eylemi olduğunu belirtir. Kişinin kendi özgür seçimiyle bir şeyi hayatının merkezine alması, ona özel bir statü atfetmesi demektir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin teolojik bağlamını değerlendirirken, şirkin (ortak koşmanın) pasif bir bilgisizlik değil, insanın kendi elleriyle ürettiği bir otoriteyi, bilinçli bir "ittihaz" (edinme) süreciyle ilah veya koruyucu makamına yükseltme suçu olduğunu, eylemin bu aktif karakteri üzerinden vurgular.
Veliyyen (وليا)
İbn Fâris, "v-l-y" kökünün temelinde yakınlık, bitişiklik, arada hiçbir boşluk ve mesafe kalmaksızın yan yana durmak anlamının yattığını kaydeder. Kelimenin zamanla mecazlaşarak dost, koruyucu, yardım eden müttefik manalarını kazandığını aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "veli" kavramını, sevgi ve inanç bağıyla bir başkasının işlerini üstlenen, ona rehberlik ve muhafızlık eden yakın otorite olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, kavramın cahiliye dönemindeki sosyolojik kökenlerini inceler. Çöl şartlarında bireyin hayatta kalabilmesi için mensup olduğu kabileye veya sığındığı güçlü bir "veli"ye (patron/efendi) mutlak muhtaçlık duyduğunu; Kur'an'ın bu hayati sosyo-politik kavramı alarak, insanın asıl ve yegane sığınağının Allah olduğu yepyeni bir teolojik merkeze, mutlak monoteist bir zemine taşıdığını detaylandırır. Patricia Crone, Geç Antik Çağ'daki siyasi himaye (wala) sistemlerini tahlil ederken, Kur'an'ın bu terimi kullanarak yeryüzündeki tüm beşeri hiyerarşileri ve kabilevi ittifakları ilahi otoritenin altında nasıl sıfırladığını ve dönüştürdüğünü ifade eder.
Fâtır (فاطر)
İbn Fâris, "f-t-r" kökünün etimolojik olarak yarmak, ikiye ayırmak, çatlatmak ve bir şeyi ilk defa, örneği olmaksızın başlatmak anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu ismin yaratılış eyleminde kullanıldığında, yokluğun karanlığını yararak varlığı aniden ve şiddetli bir şekilde ortaya çıkarma, hiç yokken icat etme anlamı taşıdığını kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin kökeni itibarıyla kadim Sami dillerine uzandığını, Habeşçe, Süryanice ve Aramicede yaratmak, ortaya çıkarmak anlamlarında ortak bir teolojik arka plana sahip olduğunu kanıtlarıyla sunar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, fâtır kelimesini "halaka" (ölçüyle yaratma) eyleminden ayırarak analiz eder. Fâtır, evrenin ve zamanın ilk defa başlatılışındaki o mutlak kudret anını, varoluşun infilakını sembolize eder; dolayısıyla ayette "veli" arayışında olan insana, sadece sıradan bir koruyucuya değil, varlığın temelini bizzat "yaran" mutlak kökene yönelmesi gerektiği bu kelimenin ihtişamı üzerinden hatırlatılır.
Yut'ımu (يطعم)
İbn Fâris, "t-a-m" kökünün temelinde yemek, tatmak, gıda almak ve beslenmek eyleminin yattığını tespit eder. Râgıb el-İsfahânî, it'am (yedirmek) fiilini, varlıkların biyolojik hayatlarının devamı için zorunlu olan rızkı ve enerjiyi sağlamak olarak tanımlar. Ayetteki "yediren fakat kendisine yedirilmeyen" formülünü, yaratıcının mutlak kendi kendine yeterliliği (Samed) ile yaratılmışların mutlak muhtaçlığı arasındaki ontolojik farkın en somut ifadesi olarak açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimeyi cahiliye toplumunun değerler sistemi üzerinden tahlil eder. Kıt kaynakların olduğu çöl ortamında "yedirmek", kabile reislerinin gücünü, zenginliğini ve cömertliğini sergilediği en prestijli statü göstergesidir. Kur'an, rızkın gerçek sahibinin Allah olduğunu vurgulayarak elitlerin bu sosyolojik övünç kaynağını yıkmıştır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin müşriklerin inanç sistemine yönelik sarsıcı bir eleştiri olduğunu belirtir. Putperest geleneklerde tanrılara adaklar ve yiyecekler (kurban) sunularak onların sembolik olarak "doyurulduğunu", oysa Kur'an'ın tanıttığı aşkın yaratıcının hiçbir şeye muhtaç olmadığı gibi tüm biyolojik yaşamı kesintisiz besleyen tek kaynak olduğunu bu kelime diyalektiği üzerinden analiz eder.
Esleme (أسلم)
İbn Fâris, kelimenin türediği "s-l-m" kökünün barış, selamet, güvenlikte olmak ve hastalıktan/kusurdan uzak kalmak anlamlarının yanı sıra, boyun eğmek ve teslim olmak manalarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "islam" kavramını, insanın içsel ve dışsal tüm iradesini, varlığını hiçbir direnç göstermeksizin Allah'ın iradesine bırakması, O'nun hükmüne kalben ve eylemsel olarak rıza göstermesi durumu olarak açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın değerler sisteminde bu kelimenin devrimsel niteliğini inceler. Cahiliye Arabının en belirgin karakteristiği olan kibir, başına buyrukluk ve kontrol edilmez bireysel onur (hamiyyet) kavramının tam karşısına, sonsuz bir güç karşısında kendi hiçliğini kabul edip mutlak itaat etme (esleme) erdeminin yerleştirildiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayette geçen "müslümanların ilki olmak" ifadesindeki "ilk" (evvel) olmanın kronolojik bir sıralamadan ziyade, varoluşsal bir niteliğe, kalitesel bir öncülüğe ve şirk toplumu karşısında tavizsiz bir tevhidi duruşun sarsılmaz temsilcisi olmaya işaret ettiğini değerlendirir.
Müşrikîn (مشركين)
İbn Fâris, "ş-r-k" kökünün etimolojik olarak bir şeye ortak olmak, pay sahibi olmak ve iki şeyi birbirine karıştırıp birleştirmek anlamlarını taşıdığını aktarır. Râgıb el-İsfahânî, kavramı teolojik zeminde tanımlayarak; mülkte, yaratmada, ibadette veya ilahi vasıflarda Allah'ın mutlak tekliğine zıt olarak başka varlıklara (putlar, insanlar, arzular) pay vermek, onları Allah'a eş tutmak ve şefaatçi sanmak olarak açıklar. Toshihiko Izutsu, "şirk"in basit bir matematiksel çoktanrıcılık (tanrıları sayma hatası) olmadığını analiz eder. Ona göre şirk, insanın sadakatinin, sevgisinin ve umudunun parçalanmasıdır; müşrik, evreni ve ahlaki sorumluluklarını tek bir merkeze toplayamayan, parçalanmış bir gerçeklikte yaşayan ve otoriteyi çoklu odaklara bölen kişidir. Angelika Neuwirth, bu kavramı Geç Antik Çağ'ın polemik dili içinde değerlendirir. Müşrik kelimesinin, ayetin öncesinde geçen "islam" (teslimiyet) sözleşmesini bozan, ilahi ahdi ihlal eden ve tevhid ekseninden çıkarak kaotik bir inanç sistemine savrulanları niteleyen sert ve dışlayıcı bir kimlik tanımlaması olarak kurgulandığını ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla