قُلْ يَا قَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنّ۪ي عَامِلٌۚ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَۙ مَنْ تَكُونُ لَهُ عَاقِبَةُ الدَّارِۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
En'âm Sûresi, 135. Ayet
Daralt
X
-
De ki: Ey kavmim! Elinizden gelen ne varsa yapın! Ben de yapacağım! İleride göreceksiniz, yurdun sonu kimin olacak? Şu muhakkak ki zalimler iflah olmaz.
De ki: Ey kavmim! Elinizden gelen ne varsa yapın! Bu ayetteki "ala mekanetiküm" ifadesine, siz yine eski halinizde kalın, diye anlam verilmiştir. Kendi yerlerinizde ve sınırlarınız içinde kalın anlamı da verilmiştir. Ancak, en doğrusunu Allah bilir ya, Elinizden gelen ne varsa yapın! mealindeki cümle, yaptığınız şeylere devam edin diye de tefsir edilir. Sonra bunun çeşitli şeylere ihtimali vardır. Elinizden gelen ne varsa yapın, yani dininizin gereklerini yapmaya devam edin, Ben de yapacağım, yani ben de dinimin gereklerini yapmaya devam edeceğim. Tıpkı şu ayette ifade buyurulduğu gibi: "Sizin dininiz size, benim dinim banadır". Bu ayet-i kerimenin, onların Resûlullah'a (s.a.) tuzak kurmaya niyetlendikleri anlamına gelmesi de muhtemeldir. Buna göre onlara şöyle denilmiştir: Siz bana istediğiniz tuzağı kurun, ben de sizin tuzaklarınızı bozacağım. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: "Hatırlar mısın? İnkar edenler seni etkisiz hale getirmek veya öldürmek ya da yurdundan çıkarmak için tuzaklar kuruyorlardı; onlar tuzak kuruyorlardı Allah da bozuyordu". Muhtemeldir ki onlar, Resûlullah'ın (s.a.) başını derde sokmak, onu helak etmek ve kendisine hile yapmak istiyorlardı, nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurdu: "Haydi hepiniz bana tuzak kurun, bana aman vermeyin!" Bu ifade, mucizeler ve deliller getirdikten sonra yine de büyüklenmenin son noktasına çıkıldığında ve inatçılığın zirvesine varıldığında kullanılır. Tıpkı "Sizin dininiz Size, benim dinim banadır" mealindeki ayet gibi.
İleride göreceksiniz. Bu beyan akıbetin Kimin olacağını ilerinde göreceksiniz anlamına gelebilir. Tehdidi hak edenin helak edildiğini İleride göreceksiniz anlamına da gelebilir. Yahut hangimizin tehdit edilmeye ve korkutulmaya müstahak olduğumuzu ileride göreceksiniz.
Şu muhakkak ki zâlimler iflah olmaz. Bu, zalimler zulümlerine devam ettikleri müddetçe iflah olmazlar manasına gelmesi muhtemeldir. Bunun belli bir kavim hakkında gelmiş olması da muhtemeldir. Zâlimler ahirette felah bulamazlar anlamına da gelebilir.
Yorumu Yorumla
-
Kavmi (قَوْمِ)
İbn Fâris, kelimenin türediği "k-v-m" kökünün sözlükte ayakta durmak, kalkmak ve dikilmek anlamlarına geldiğini; ortak bir amaç, dil veya kader etrafında "birlikte ayağa kalkan" (hareket eden) sosyolojik insan topluluklarına bu yüzden "kavm" dendiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, cahiliye dönemi kabile asabiyeti üzerinden bu hitabı inceler. Peygamberin "Ey kavmim" (yâ kavmi) şeklindeki seslenişinin sadece biyolojik veya coğrafi bir aidiyet bildirmediğini; kabile onurunu (statükoyu) her şeyin üstünde tutan o aristokratik yapıya karşı, "ben de içinizden biriyim ama hakikat sizin o asabiyetinizin/kavmiyetinizin çok ötesindedir" mesajı taşıyan felsefi ve sosyolojik bir yüzleşme olduğunu detaylandırır.
İ'melû (اعْمَلُوا)
İbn Fâris, "a-m-l" kökünün temelinde, insanın kendi iradesi ve kastıyla ortaya koyduğu eylem, iş ve çaba anlamlarının yattığını aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "amel" kavramını, bilinçsiz veya içgüdüsel olarak gerçekleşen "fiil" kelimesinden felsefi olarak ayırır; amel, sadece akıl ve irade sahibi varlığın ontolojik sorumluluk taşıyarak yaptığı şuurlu eylemdir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "Yapın/çalışın" (i'melû) şeklindeki emir kipinin buradaki kelamî bağlamını değerlendirir. Bunun sıradan bir tavsiye veya teşvik değil; peygamberin muhataplarına "elinizden geleni ardınıza koymayın, bütün gücünüzle bana karşı hamlenizi yapın" şeklinde fırlattığı sarsılmaz bir retorik (tehdit/meydan okuma) ve mutlak bir eylemsel özgüven bildirgesi olduğunu tahlil eder.
Mekânetiküm (مَكَانَتِكُمْ)
İbn Fâris, "m-k-n" (veya k-v-n) kökünün sözlükte bir şeyin varlıkta yer tutması, sabitlenmesi, statü ve güç elde etmesi anlamlarına geldiğini tespit eder. Râgıb el-İsfahânî, "mekânet" kavramını sadece fiziksel/coğrafi bir alan (mekan) olarak değil; insanın sahip olduğu siyasi otorite, nüfuz, imkan ve ontolojik "durum/statüko" olarak tanımlar. Patricia Crone, "Bulunduğunuz o konum/güç üzere elinizden geleni yapın" (i'melû alâ mekânetiküm) ifadesini Geç Antik Çağ'ın güç dengeleri ekseninde okur. Bu kurgunun, Mekke elitlerinin sahip oldukları servete, uluslararası ticaret ağlarına ve atalarından devraldıkları o kibirli asabiyete (mekânet) yapılmış devasa bir politik meydan okuma olduğunu; tevhidin "imkansızlıklar" içinden doğarak o "kurulu gücü/statükoyu" nasıl alt edeceğinin felsefi bir ilanı olduğunu ifade eder.
Ta'lemûne (تَعْلَمُونَ)
İbn Fâris, "a-l-m" kökünün sözlükte bir şeyin hakikatini, özünü bilmek ve o nesneyi kesin bir işaretle kavramak anlamlarına geldiğini belirtir. Angelika Neuwirth, "Yakında bileceksiniz/öğreneceksiniz" (fe sevfe ta'lemûn) kurgusunun taşıdığı eskatolojik (ahiret ve gelecek) ağırlığı analiz eder. Dünyadayken hakikati inatla reddeden ve kendi sahte "mekânetlerine" (güçlerine) güvenen pagan aklının; zamanın o ilahi kırılma noktasında (mahşerde veya azap geldiğinde) gerçeği artık kendi özgür iradesiyle değil, sarsılmaz ve çıplak bir yıkımla "çaresizce öğrenmek" zorunda kalacağını resmeden dehşet verici bir epistemolojik (bilgiye dayalı) aydınlanma uyarısı olduğunu vurgular.
Âkıbetü (عَاقِبَةُ)
İbn Fâris, "a-k-b" kökünün asıl anlamının bir şeyin arkasından gelmek, onu izlemek, topuk (ukb) ve bir işin ulaştığı son nokta olduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "akıbet" kavramını sıradan bir "bitiş" veya "sonuç"tan ayırarak ahlaki bir zeminde tanımlar; ona göre bu, insanın eylemlerinin (amellerinin) zorunlu ve mantıksal olarak doğurduğu o nihai ve adil "ontolojik son/karşılık"tır.
Ed-Dâri (الدَّارِ)
İbn Fâris, "d-v-r" kökünün temelinde etrafını çevirmek, kuşatmak ve kendi etrafında dönmek anlamlarının bulunduğunu; sınırları çevrilmiş güvenli yaşam alanlarına (eve/yurda) bu yüzden "dâr" dendiğini aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "Bu yurdun/dünyanın sonunun (akıbetinin) kimin olacağı" tamlamasındaki "ed-Dâr" (yurt) kavramını felsefi bir boyutta değerlendirir. Burada "dâr" kelimesinin sadece ölümden sonraki cennet yurdunu değil; aynı zamanda yeryüzündeki (dünyadaki) tarihsel mirası, kalıcı ahlaki zaferi ve hakikatin nihai ontolojik egemenliğini de kapsayan muazzam bir "varoluşsal yurtlanma/başarı" vizyonu olduğunu tahlil eder.
Yüflihu (يُفْلِحُ)
İbn Fâris, kelimenin türediği "f-l-h" kökünün sözlükte toprağı yarmak, ikiye ayırmak ve sürmek (çiftçiye de fellah denir) anlamlarına geldiğini belirtir. Mecazi olarak ise, insanın önündeki engelleri, zorlukları ve karanlıkları yararak (aşarak) varoluşsal amacına (kurtuluşa) ulaşmasına bu ismin verildiğini tespit eder. Râgıb el-İsfahânî, "felâh" eylemini dünyevi ve uhrevi kurtuluş olarak açıklar; insanın ontolojik kusurlarından arınarak mutlak sükunete, bekaya ve ilahi rızaya erişmesidir.
Ez-Zâlimûn (الظَّالِمُونَ)
İbn Fâris, "z-l-m" kökünün etimolojik tabanında ışığın mutlak yokluğu (karanlık) ve bir şeyi kendisine ait olmayan yanlış bir yere koymak (haddi aşmak) anlamlarının yattığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde "zalim" nitelemesinin sadece fiziksel şiddet uygulayan sıradan suçlular için değil; ilahi ahengi (tevhid) bozarak şirke düşen, aklın nurunu kendi kibriyle "karartan" ve toplumu sahte değerlerle sömüren o organize ontolojik failler için kullanıldığını detaylandırır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "Şüphesiz ki zalimler asla kurtuluşa (felaha) eremezler" (innehû lâ yüflihuz zâlimûn) şeklindeki isim cümlesinin ve mutlak kapanışın (fasıla) kelamî ağırlığını inceler. Allah'ın kurduğu evrensel sistemde (sünnetullah'ta); sadece ekonomik güce, kabilevi kibre ve inatçı bir haksızlığa (şirke) dayanan hiçbir statükonun veya "mekânetin" nihai zaferi (akıbeti) elde edemeyeceğini bildiren, tarihi ve zamanı delip geçen sarsılmaz bir ilahi yasa/mühür olduğunu vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla