اِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَاٰتٍۙ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
En'âm Sûresi, 134. Ayet
Daralt
X
-
Size bildirilen mutlaka gelecektir; bunu önleyemezsiniz.
Size bildirilen mutlaka gelecektir. Yani size yapılan vad ve tehdit mutlaka gelecektir. Yahut size bildirilen ibaresi, peygambere vadedilen yardım ve destek mutlaka gelecektir, gerçekleşecektir manasına gelir. Bunu önleyemezsiniz. Buna, Rabb'inizi engelleyemezsiniz anlamı verilmiştir. Şöyle de söylenmiştir: Yaptığınız çirkin işler sebebiyle Allah'ın sizi cezalandırmasının önüne geçemezsiniz. Bunu önleyemezsiniz mealindeki ilahi kelamın asıl anlamı şudur: Size azap etmesinden ve cezalandırmasından Rabb'inizi aciz bırakamazsınız.
Yorumu Yorumla
-
Tû'adûne (تُوعَدُونَ)
İbn Fâris, "v-a-d" kökünün sözlükte birine bir söz vermek, gelecekte gerçekleşecek bir durumu şimdiden bildirmek ve bir buluşma/gerçekleşme vakti tayin etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "va'd" kavramını; hem iyilik (müjde) hem de kötülük (tehdit/vaîd) için kullanılabilecek ontolojik bir taahhüt olarak açıklar. Eylemin burada edilgen (tû'adûn / size vaat edilenler) kullanılmasını; vaadin kaynağının tartışmaya kapalı, mutlak ve dikey bir ilahi otorite olmasından kaynaklanan felsefi bir kesinlik olarak tanımlar. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin kelamî boyutunu değerlendirir. Muhataba "size vaat edilen" denilerek, kıyametin veya ilahi cezanın sadece soyut bir inanç esası değil, doğrudan insanın kişisel varoluşuna kilitlenmiş şaşmaz bir tarihsel ve eskatolojik randevu olduğunu tahlil eder.
Leâtin (لَآتٍ)
İbn Fâris, "e-t-y" kökünün temelinde bir şeyin gelmesi, ulaşması, intikal etmesi ve hedefine varması anlamlarının yattığını aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin gramatik ve psikolojik kurgusunu analiz eder. Cümlenin başındaki pekiştirme harfi olan "lâm" (le) ile kelimenin ism-i fâil (etken sıfat) formunda (âtin / gelici) kullanılmasının birleşimini inceler. İlahi tehdidin "gelecektir" şeklinde uzak bir zaman kipiyle değil de "mutlaka gelmektedir/gelicidir" şeklinde aktif bir hal kipiyle kurgulanmasının; sonun aradaki tüm zamanı yutarak muhatabın üzerine doğru anbean ve durmaksızın yaklaştığını resmeden muazzam bir psikolojik daraltma (dehşet) tasviri olduğunu vurgular. Gabriel Said Reynolds, Geç Antik Çağ'ın apokaliptik (kıyamet) edebiyatı ekseninde bu kavramı okur. Vaat edilen sonun (leât) o dönemin pagan inançlarındaki gibi belirsiz, efsanevi veya ertelenebilir bir mitoloji olmadığını, şaşmaz ve aktif bir ontolojik saat (kaçınılmazlık) olarak kodlandığını ifade eder.
Mu'cizîn (بِمُعْجِزِينَ)
İbn Fâris, kelimenin türediği "a-c-z" kökünün gücün, kudretin ve yeteneğin mutlak zıddı olarak zayıflık, acizlik, geri kalmak ve bir şeyin arka/kuyruk kısmı anlamlarına geldiğini tespit eder. İf'al babındaki ism-i fâil formu olan "mu'ciz" kelimesinin ise, karşı tarafı atlatmak, onu güçsüz bırakmak ve elinden kaçıp kurtulmak anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "i'câz" eylemini ontolojik bir bağlamda; insanın kendisini ilahi yasanın ve kudretin etki alanından dışarı atabilme, o otoriteyi çaresiz bırakıp firar edebilme yanılgısı olarak açıklar. Toshihiko Izutsu, ayetteki "Siz aciz bırakacak/atlatacak değilsiniz" (ve mâ entüm bi mu'cizîn) kurgusunu cahiliye toplumunun sosyolojisi üzerinden detaylandırır. Pagan Mekke aristokrasisinin, sahip oldukları servetin, kabile ittifaklarının ve siyasi gücün kendilerini her türlü felaketten veya ilahi hesaptan kurtarabilecek devasa bir "dokunulmazlık zırhı" ürettiğine inandıklarını; Kur'an'ın ise bu kavramla insanın o sahte otonomi kibrini parçalayarak, ilahi adaletin elinden "kaçıp kurtulmanın" (mu'cizîn) evrensel ve mutlak bir imkansızlık olduğunu ilan ettiğini tahlil eder. Angelika Neuwirth, bu kelimenin taşıdığı o soğuk ve sarsılmaz teolojik meydan okumayı değerlendirir. İnsanın yeryüzünde ne kadar iktidar kurarsa kursun, zamanın sonuna hükmeden o dikey otorite karşısında kaçacak hiçbir yeri olmayan ontolojik bir "hiçlik" statüsünde hapsolduğunu bildiren sarsıcı bir retorik mühür olduğunu aktarır.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla