Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Duhân Sûresi, 59. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Duhân Sûresi, 59. Ayet

    فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fertakib innehum murtakibûn(e)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      “Kuşkusuz onlar bekliyorlar, sen de bekle!”

      Bu âyet iki şekilde tefsir edilir. Birincisi, Allah’ın onlara indireceğini vâdettiği azabı bekle, çünkü onlar da senin helâk olmanı bekliyorlar. İkincisi, bekle, onlara karşılık verme ve onların helâk olmaları için beddua etme! Çünkü onlar, senin hâkimiyetinin sona erip mülkün kendilerine geçeceğine dair şeytanın kafalarına soktuğu temennilerin gerçekleşmesini bekliyorlar. En doğrusunu Allah bilir. İbn Mesûd’un mushafında “fertekıbhum innehum murtekıbûn” (فَارْتَقِبْهُمْ إِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ) yani onlar bekliyorlar, sen de onları bekle şeklindeir. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Fer-tekib (فَارْتَقِبْ)

        İbn Fâris, Re-Kaf-Be kökünün, bir şeyi gözetlemek, korumak ve ona bakmak için boynunu uzatıp dikilmek anlamlarına gelen bir asıl olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "rukûb" kavramının bir şeyi dikkatle ve özenle beklemek olduğunu; "irtikab" eyleminin ise bir sonucun doğmasını beklemek veya bir şeyi sürekli göz hapsinde tutmak manasına geldiğini açıklar. Ayetteki emir kipinin, Hz. Peygamber'in tebliğ görevini yaptıktan sonra ilahi hükmün tecellisini sükunetle ve güvenle beklemesini nitelediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiili Kur'an'ın "bekleyiş ve gözlem" semantiği içinde tahlil eder; irtikabın sıradan bir bekleyiş değil, her an bir şeyin vuku bulacağına dair duyulan gerilimli, dikkatli ve her an tetikte olma halini semantik olarak temsil ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, tarihsel bağlamda bu emrin, Mekke müşriklerinin tüm tehditlerine ve baskılarına karşı Hz. Peygamber'e verilen bir "bekle ve gör" talimatı olduğunu; zaferin veya azabın gelişini bir gözlemci titizliğiyle izlemeyi ifade eden bir hitap tarzı olduğunu dile getirir.

        İnnehum (إِنَّهُمْ)

        İbn Fâris, Hemze ve Nun harflerinden oluşan bu edatın, bir durumu pekiştirmek ve şüpheyi ortadan kaldırarak gerçeği sabitlemek anlamında bir asıl olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "inne" edatının yanındaki çoğul zamiriyle (hum) birlikte, muhatap alınan topluluğun (müşriklerin) o anki halinin ve niyetlerinin kesinliğini vurgulayan bir tekit işlevi gördüğünü ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu pekiştirmenin, müşriklerin de kendi açılarından bir beklenti içinde olduklarını, ancak bu beklentinin onların inkarlarındaki ısrarlarını ve körü körüne bekleyişlerini yansıtan bir durum tescili olduğunu belirtir.

        Murtekibûn (مُرْتَقِبُونَ)

        İbn Fâris, Re-Kaf-Be kökünden türeyen bu kelimenin, gözetleme ve bekleme işini bizzat yapanları (active participle) nitelediğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "murtekibûn" (bekleyenler) sıfatının burada karşılıklı bir durumu ifade ettiğini; Hz. Peygamber nasıl onların akıbetini bekliyorsa, müşriklerin de onun veya davasının başarısız olmasını beklediklerini, ancak bu bekleyişin her iki taraf için ontolojik olarak çok farklı sonuçlar doğuracağını nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kavramı "karşılıklı bekleme" çerçevesinde analiz eder; tarihsel süreçte hak ile batıl arasındaki mücadelenin her iki tarafın da diğerinin sonunu beklemesiyle sonuçlandığını, ancak Kur'an'ın bu kelimeyle "asıl bekleyişin" galibiyetle sonuçlanacak tarafını müjdelediğini tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bekleme eyleminin varoluşsal bir umut veya korku zemini üzerine kurulduğunu; müşriklerin bekleyişinin bir "kuruntu" (ümniye), müminin bekleyişinin ise ilahi vaade duyulan sarsılmaz bir "yakîn" (kesin inanç) olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, tarihsel sosyoloji bağlamında bu kelimenin, Mekke müşriklerinin "zamanın onun aleyhine dönmesini bekliyoruz" şeklindeki o meşhur beklentilerine doğrudan bir atıf olduğunu; surenin sonunda her iki tarafın da "beklemede" bırakılmasının, asıl hükmün yakında ve sarsıcı bir şekilde geleceğini ihtar eden retorik bir final olduğunu ifade eder.

        Yorum

        İşleniyor...
        X