بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ يَلْعَبُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Duhân Sûresi, 9. Ayet
Daralt
X
-
“Gerçek bu iken onlar kararsızlık içinde oyalanıp duruyorlar.”
Buradaki kararsızlıktan maksat, muhtemelen Kur’ân hakkında kararsız olmalarıdır. Resûlullah’ın (s.a.) durumu hakkında kararsız olmaları da kastedilmiş olabilir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Şekkin (شك)
İbn Fâris, Şın-Kef-Kef kökünün temel anlamının nesneleri birbirine bitiştirmek, birbirine girdirmek ve saplamak olduğunu; zihindeki iki farklı ihtimalin birbirinden ayırt edilemeyecek şekilde birbirine girmesi ve birinin diğerine üstün gelememesi durumuna da bu kökten hareketle şüphe (şek) dendiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, şek kavramının, birbirine zıt iki inanç veya ihtimalin kalpte eşit ağırlıkta bulunması ve kesin bir karara varılamaması durumu olduğunu; ayette bu kelimenin, müşriklerin vahyin hakikati karşısında yakîn (kesin inanç) sahibi olamamalarını, hak ile batıl arasında bocalayarak zihinsel bir karmaşa ve inkarcı bir tereddüt içinde kalmalarını ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın bilgi felsefesi (epistemolojisi) bağlamında şek kavramının, Kur'an'ın talep ettiği mutlak ve sarsılmaz "yakîn" durumunun tam zıddı olarak konumlandığını; Mekkeli müşriklerin ilahi vahye, ahirete ve elçinin mesajına karşı içinde bulundukları bu şüphe halinin, onların sağlam bir ilme değil, atalarından devraldıkları temelsiz zanlara dayanmalarından kaynaklanan ontolojik bir belirsizlik durumu olduğunu semantik olarak tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin tarihsel bağlamına dikkat çekerek, Mekkeli inkarcıların aslında mutlak ve bilinçli bir ateizmden ziyade, öte dünya inancı ve içlerinden birinin peygamber seçilmesi hususunda derin bir güvensizlik, şaşkınlık ve şüphecilik (şek) krizinde olduklarını; ayetin onların bu entelektüel ve inançsal zafiyetini yüzlerine vurduğunu ifade eder.
Yel'abûn (يلعبون)
İbn Fâris, Lam-Ayın-Be kökünün asıl anlamının bir işi ciddiyetten uzak, belli bir amaca ve faydaya matuf olmaksızın, sadece eğlence ve oyalanma kastiyle yapmak olduğunu; çocuğun ağzından akan salyanın da kontrolsüzlüğü ve gayesizliği simgelemesi bakımından bu kökle bağlantılı olduğunu açıklar. Râgıb el-İsfahânî, la'b (oyun) kavramının, failin eyleminde hiçbir gerçek, kalıcı ve hakiki bir fayda gözetmeksizin hareket etmesi olduğunu; ayetteki kullanımıyla inkarcıların, ilahi azap, diriliş ve vahiy gibi varoluşsal meseleleri ciddiye almayarak bu hayati gerçeklerle alaycı, aldırışsız ve yüzeysel bir şekilde oynamalarını nitelediğini belirtir. Toshihiko Izutsu, cahiliye dönemi Arap zihniyetinin hayatı sadece dünyevi bir döngü ve haz arayışı olarak gören hafif (lehv ve la'b) tutumu ile Kur'an'ın getirdiği eskatolojik (ahiret odaklı) mutlak ciddiyet arasındaki semantik çatışmayı inceler; "yel'abûn" fiilinin, mutlak hesap gününün dehşeti karşısında müşriklerin sergilediği trajik gafleti ve ilahi uyarılara karşı takındıkları gayesiz, alaycı tavrı billurlaştırdığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, evrenin ve ilahi vahyin mutlak bir gaye ve hakikat üzerine bina edilmesine karşılık, muhatapların bu derin ontolojik ciddiyeti kavrayamayarak kendi varlıklarını ve ilahi ayetleri basit bir oyun ve eğlence seviyesine indirgemelerinin yarattığı varoluşsal çöküşe dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, tarihsel ve sosyolojik planda fiilin şimdiki/geniş zaman kipiyle (yel'abûn) kullanılmasının, müşriklerin Mekke sokaklarında veya toplanma alanlarında Kur'an ayetleri ve peygamberin uyarıları hakkında ürettikleri alaycı söylemleri, yaptıkları şakaları ve metnin ciddiyetini sulandırmaya yönelik sistematik polemiklerini canlı bir tasvirle ortaya koyduğunu dile getirir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla