فَاَمَّا الْيَت۪يمَ فَلَا تَقْهَرْۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Duhâ Sûresi, 9. Ayet
Daralt
X
-
"O halde sakın yetimi ezme!"
O halde sakın yetimi ezme! İbn Mesûd un mushafında “fe emme’l-yetîme felâ tekher” (فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَكْهَرْ) şeklindedir. “Kehr” (كَهْر) kovmak demektir. Sanki “felâ tezcür” (فَلَا تَزْجُرْ) kovma denilmiş gibidir. “Felâ takher” (فَلَا تَقْهَرْ) yani yetimin hakkını engelleme, ona hakkını ve malını ver, demektir. Şöyle demiş gibi oluyor: Sen yetimdin ve yetimin durumunu gördün. Bu itibarla yetimi horlama ve hakkını kolla. Buna göre bu beyan “O seni yetim bulup barındırmadı mı?” meâlindeki İlâhî beyanla bağlantılı olur. Bundan böyle yetimi horlama, hak ve hukukuna riayet et!
Bir grup şöyle dedi: Yetimin evlendirilmesi onu “kahr” eder. Çünkü onun küçükken evlendirilmesi, onun zelil kılınması ve kendisine zarar verilmesi demektir. O yüzden de fukaha baba ve dedenin dışında kalanlara evlendirme izni vermemektedir. Vasinin, babanın veya dedenin vasisi olması halinde yetimin malını satabileceğini ya da annenin vasisi olması halinde kendi terekesinden düşen malı satabileceğini söylediler. Bu da gösterdi ki yetimin evlendirilmesinde ona kahır gibi bir şey söz konusu değildir. Rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.) Hz. Hamza’nın kızım henüz küçük bir yetim olan Seleme b. Ebû Seleme ile evlendirmiştir. İbn Ömer, erkek kardeşinin kızını henüz küçükken evlendirmiştir. Urve, kızını henüz küçük iken Musab ile evlendirmiştir. Bu itibarla mazluma kahır, haksızlık ve hakkına tecavüz edilmesidir. Evlendirmede böyle bir durum söz konusu değildir.
Yorumu Yorumla
-
Yetîm (الْيَتِيم)
İbn Fâris, y-t-m kökünün temelinde "teklik" ve "yavaşlık" manasının bulunduğunu, insanların dilinde ise babası ölen ve henüz erginlik çağına gelmemiş çocuğu ifade etmek için bu kökün seçildiğini belirtir; ayetin bu bağlamında kelimenin, sosyal ve hukuki olarak hiçbir sığınağı olmayan, dayanağı kalmamış korunmasız ferdi simgelediğini vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "yetim" kelimesinin birincil manasının "eşsizlik" ve "yalnızlık" olduğunu, ancak bu ayet çerçevesinde kelimenin "malına veya şahsına karşı haksızlık yapılabilecek en zayıf toplumsal halkayı" temsil ettiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, cahiliye toplumunda kabile korumasından mahrum kalmanın getirdiği ontolojik güvensizliğe dikkat çekerek, bu kelimenin surenin önceki ayetlerindeki nebevi tecrübe ile birleştirildiğini; Peygamber'in kendi geçmişindeki yetimlik halinin, toplumdaki tüm yetimlerin hukukunu koruma altına alan evrensel bir ahlaki temele dönüştürüldüğünü detaylandırır. Angelika Neuwirth, bu ayetteki yetim vurgusunun, Kur'an'ın Mekke dönemindeki sosyal adalet söyleminin çekirdeğini oluşturduğunu ve kelimenin Mekke aristokrasisinin güç odaklı yapısına karşı bir meydan okuma olarak "en zayıfın mutlak korunması" prensibini nitelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada sadece biyolojik bir durumu değil, aynı zamanda mirasına el konulabilecek ve velisi olmadığı için kolayca ezilebilecek bir hukuki statüyü ifade ettiğini, bu yüzden analizinin mutlak bir himaye ve adalet gerekliliği üzerinden yapılması gerektiğini vurgular.
Takher (تَقْهَرْ)
İbn Fâris, k-h-r kökünün "bir şeye galip gelmek, onu boyun eğdirmek ve üzerinde otorite kurmak" anlamına geldiğini belirtir. Kelimenin özündeki baskı ve zorbalık manasının, burada gücü elinde bulunduranın bir yetime karşı bu üstünlüğünü kötüye kullanmasını yasaklamak için seçildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "kahır" kelimesinin bir kimseyi istemediği bir şeye zorlamak, onu küçümseyerek hor görmek ve kalbini daraltmak manasına geldiğini; ayetteki yasaklamanın yetimi hem maddi hem de ruhsal olarak ezmeyi, onun hukukunu gasp etmeyi kapsayan geniş bir zorbalığı nitelediğini aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "takher" fiilinin yetim kelimesiyle yan yana gelmesinin edebi bir incelik taşıdığını; yetimin sığınacak kimsesi olmadığı için ona karşı yapılacak en küçük bir kaba davranışın bile "kahır" (ezme/yıkma) kapsamına gireceğini vurgulayarak, bu fiilin sadece fiziksel şiddeti değil psikolojik bir dışlamayı da yasakladığını detaylandırır. Toshihiko Izutsu, bu kavramın cahiliye toplumundaki "güçlü olan haklıdır" şeklindeki cebbârane tutumun semantik bir yansıması olduğunu, ayetin ise bu "kahır" eylemini reddederek yerine ilahi merhameti ikame ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada özellikle yetimin malına el koymak, onu toplumun dışına itmek ve hor görmek gibi somut haksızlıkları hedef aldığını; Allah’ın Hz. Peygamber’e yönelik "seni barındırmıştık" hatırlatmasının bir vefası olarak, onun da başkalarını "kahretmemesi" (ezmemesi) gerektiğini buyurduğunu vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla