Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Duhâ Sûresi, 8. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Duhâ Sûresi, 8. Ayet

    وَوَجَدَكَ عَٓائِلاً فَاَغْنٰىۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve vecedeke ‘â-ilen fe-aġnâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Ve seni yoksul bulup zengin etmedi mi?"

      Yani O, seni yoksul buldu ve sana âhiretin durumunu göstermek ve onun nimetlerine götüren vahiyler indirmekle seni zengin etti. Yani âhirette onun için hazırladığı nimetlerle, vâdettiği nimetler ve güzelliklerle öyle zengin etti ki onun yanında bütün dünya önemsiz hal aldı. Hatta öyle ki onun yanında artık bütün dünya bir sivrisineğin kanadı kadar bir değere sahip değildir. İşte bu anlayışın sonucu olarak onun “Gerçek zenginlik gönül zenginliğidir” dediği rivayet edilmiştir. Yahut şöyle olabilir: Allah Teâlâ lütfu ile onda öyle bir konum meydana getirdi ki bu, onu zengin etti. Nitekim rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.) visâl” orucunu yasaklamıştı. Kendisine “Ama sen visal orucu tutuyorsun yâ Resûlallah!” denildiğinde onlara şu cevabı verdi: “Ben sizden biri gibi değilim, şüphesiz benim Rabb’im beni yedirir ve içirir!” Mümkündür ki Allah Teâlâ onun için özel bir durum yaratmıştır da onunla biz sıradan insanların ihtiyaç duyduğu besinlere karşı onu müstağni hale getirmiştir ve fakat onun ne olduğunu da bize bildirmemiştir. En doğrusunu Allah bilir. Bazıları dediler ki: Seni zengin etti, yani sana verdiği rızıkla seni hoşnut etti ve seni kanaatkâr yaptı.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Vecedeke (وَجَدَكَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökünün v-c-d harflerinden oluştuğunu; temel anlamının bir şeye rastlamak, bir durumu fark etmek ve bir halin bilgisine tam olarak vakıf olmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "vücud" (bulma) eyleminin burada Allah'ın Peygamber'in içinden geçtiği maddi ve manevi süreçlere dair ezeli ilmini ve bu süreçlerdeki bizzat gözetimini ifade ettiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, fiilin Kur'an'ın lütuf semantiği içerisinde merkezi bir yeri olduğunu, Tanrı'nın kulu üzerindeki "tespit edici" ve "iyileştirici" müdahalesinin başlangıç noktasını simgelediğini detaylandırır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin önceki ayetlerdeki hatırlatmalarla paralel olarak, Peygamber'in geçmişteki mahrumiyet hallerinin ilahi bir tanıklıkla tescil edilmesi ve bu hallerin nasıl dönüştürüldüğünün vurgulanması amacını taşıdığını ifade eder.

        Âilen (عَائِلًا)

        İbn Fâris, kelimenin a-y-l kökünden geldiğini ve asıl anlamının fakirlik, ihtiyaç içinde olma ve geçimini sağlamak için başkasına bağımlı kalma hali olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ayle" kavramının hem maddi yoksulluğu hem de bakmakla yükümlü olunan nüfusun ağırlığı nedeniyle hissedilen darlığı ifade ettiğini, ayette ise Peygamber'in peygamberlik öncesi veya ilk dönemindeki mali imkansızlıklarını nitelediğini aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin kadim Sami dillerindeki kökenlerine dikkat çekerek, İbranice ve Süryanice'de "ihtiyaç sahibi olmak" anlamındaki benzer yapılarla doğrudan ilişkili olduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "âilen" kelimesinin seçilmesinin Peygamber'in Mekke toplumundaki ekonomik zayıflığını ve sosyal dayanaksızlığını vurguladığını, bu durumun bir sonraki eylemle (ağnâ) nasıl büyük bir zenginliğe dönüştürüldüğünü edebi bir karşıtlıkla sunduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin tarihsel olarak Hz. Peygamber'in Hz. Hatice ile evlenmeden önceki ve İslam'ın ilk yıllarındaki maddi darlığını betimlediğini, bu yoksulluğun ilahi bir lütuf ile giderildiğinin altını çizdiğini ifade eder.

        Ağnâ (أَغْنَىٰ)

        İbn Fâris, bu kelimenin g-n-y köküne dayandığını ve temel anlamının "ihtiyaçsızlık, yeterlilik, bir şeyin başkasına gerek duymayacak kadar tam olması" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "iğnâ" eyleminin bir kimseyi başkasına muhtaç olmaktan kurtarıp kendi kendine yetebilir hale getirmek olduğunu, ayette ise Allah'ın hem maddi hem de kalbi bir zenginlik vererek Peygamber'in tüm eksikliklerini tamamladığını aktarır. Toshihiko Izutsu, bu zenginliğin sadece maddi planda okunmaması gerektiğini; Kur'an'da "ğina" kavramının çoğu zaman ontolojik bir bağımsızlık ve Allah ile kurulan derin bağ sayesinde dünyevi her şeye karşı müstağni kalma haliyle ilişkili olduğunu detaylandırır. Angelika Neuwirth, kelimenin surenin genelindeki "ilahi inayet" temasının doruk noktasını oluşturduğunu ve Peygamber'e sunulan bu zenginliğin onun davasını yürütmek için gerekli olan manevi huzuru ve toplumsal otoriteyi de kapsadığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Hz. Peygamber'in Hz. Hatice vasıtasıyla ulaştığı maddi refaha ve daha önemlisi vahyin gelişiyle kalbinde oluşan o sarsılmaz tatmin duygusuna işaret ettiğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X