مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Duhâ Sûresi, 3. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: duha suresi, rabbin seni bırakmadı, ilahi güvence, sana darılmadı, duha 3, duha suresi 3. ayet, rab
-
“Rabb’in seni bırakmadı ve sana darılmadı.”
Yemin, işte bu sözler karşısında yapıldı. Âyetin nüzûl sebebi hakkında ihtilaf edilmiştir: Bazıları şöyle dediler: Hz. Peygamber’e (a.s.) bir şey sorulmuş ya da kendisinden bir talepte bulunulmuş idi. O da “Onu yarın yaparım!” ya da “Cevabını yarın veririm” demiş idi. Ancak inşallah dememişti. Bunun üzerine günlerce kendisine vahiy gelmedi ve kesintiye uğradı. Müşrikler: “Rabb’i onu terketti ve kendisine darıldı!” dediler. Kimi de şöyle dedi: Vahiy gecikmişti bunun üzerine çok şiddetli huzursuzluk hissetti. Hz. Hatice (r.a.) üzerindeki tedirginliği dikkate alarak ona şöyle dedi: “Ben Rabb’inin sana gücendiğini ve seni terkettiğini sanıyorum!” İşte bunun üzerine “Rabb’in seni bırakmadı ve sana darılmadı” meâlindeki âyet indi.
Tabi bilmiyoruz, durum nasıl idi. Eğer Kureyş’in sözünden ötürü indiğini kabul edersek o takdirde yemin onların bu iddialarını reddetmek için gelmiştir diyebiliriz. İkincisi ise Hz. Hatice’nin sözü üzerine gelmiş olması ihtimaldir, bu ise muhtemel gözükmüyor. [§]Çünkü Hz. Hatice kesin biliyordu ki Allah Teâlâ onu asla bırakmadı ve ona gücenmedi. Aynı şekilde hiçbir inançlı mümin, Allah’ın peygamberlerinden hiçbirini terk edip ona güceneceğini asla kabul etmez. Bu ihtimale göre yeminin anlamı olmaz. Şu halde bu ihtimalin doğru olması mümkün değildir.
Aslında bize göre âyetin, müfessirlerin dediklerinden başka bir şekilde tefsiri doğruya daha yakın ve uygun gözükmektedir. O da şudur: Hz. Peygamber (a.s.) firavunlara ve zorbalara gönderilmişti. Bunlar çok acımasızdı ve bütün gayretleri ve âdetleri kendilerine muhalefet edip de meleklerden bir yardımcısı veya destekçisi olmayan ve insanların kalplerini kendisine çekebilecek çokça bir malı bulunmayan kimsesizleri yok etmekti. Çünkü bir kimse bir insanı bile bile düşmanlarına teslim etse, onlarla düşmanları arasına girmese, yardımcı, destekçi kılmasa ve malca güçlü olmasa onun için şöyle denilir: Adamı kendi kaderine terk etti, yardımsız bıraktı ve gözden çıkardı. Çünkü böyle bir davranış ancak böyle bir amaçla yapılır. İşte o zaman da şöyle denir: Onu terk etti ve onu gözden çıkardı. Nitekim bu, inkârcıların şu ilâhî beyanda ifade edilen sözleri olmaktadır: “Dediler ki: ‘Bu nasıl peygamber! Yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilmeli ve kendisiyle birlikte o melek de uyarıcılık görevi yapmalı değil miydi? Veya ona bir hazine verilmeliydi ya da zahmetsizce yiyip içtiği bir bahçesi olmalıydı’. Bu zâlimler (inananlara) şunları söyledi: ‘Siz sadece kendisine büyü yapılmış bir adamın peşinden gidiyorsunuz’”; “Bu Kur’ân, şu iki şehirden büyük bir kişiye indirilseydi ya!” diye de eklediler”⁴. Ve benzeri başka sözler söylediler. Eğer âyet müfessirlerin bahsettikleri şekilde yorumlanmasaydı bizim bu yorumumuzu esas almak daha yerinde ve uygun olurdu.
İnkârcıların, “Rabb’i onu terk etmiştir” demeleri, onların aslında Hz. Peygamber’in (a.s.) risâletini kabul ve ikrar ettiklerini gösterir. Hatta bundan dolayıdır ki: “Rabb’in seni bırakmadı” meâlindeki âyet inmiştir. İkincisi, eğer o inkârcıların dedikleri gibi kendi kendine uyduruyor olsaydı, her daim uydururdu ve onlar “Rabb’i onu terketti” diyemezlerdi. [§]Vahyin kesintiye uğraması da Hz. Peygamber’in (a.s.) bu işi kendiliğinden yapmadığını ve onun, kendisine emredilen görevi yaptığını göstermektedir. Sonra Allah Teâlâ, peygamberini firavunlara ve zorba hükümdarlara, o kâfirlerin sözünü ettiği şekilde rezil etmek, yardımsız bırakmak ve kendisine gücenmek için göndermediğini, aksine gönderdiği peygambere muzâhir olduğunu ve tebliğini duyurulmasını istediği kimselere ulaştırmasına yardım ettiğini, ona darılmayıp, gücenmediğini, aksine üstün gelsin, şanı yüce olsun diye onu seçip tercih ettiğini haber verdi. Bu âyetlerde, risâletin ispatına dair kanıt vardır. O da belirttiğimiz şu husustur. Hz. Muhammed’in, bütün himmetleri kendilerine muhalefete kalkışanı öldürmek ve yok etmek olan kimselere peygamber olarak gönderilmesi, onların hepsini kahruperişan etmesi, hepsine galip gelip kendisine uzak yakın herkes içinde İslâm’ı galip kılması.
Yorumu Yorumla
-
Vadda'e (وَدَّعَ)
İbn Fâris, bu kelimenin v-d-e kökünden türediğini, asıl anlamının bir şeyi terk etmek veya birinden ayrılmak olduğunu belirtir. Vedalaşmak anlamına gelen "tevdi" ile aynı kökten olduğunu, ancak buradaki kullanımın Allah'ın elçisini bir vedayla baş başa bırakıp gitmesi anlamındaki iddiaları kesin bir dille reddettiğini vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "vadda'e" kelimesinin bir kişiyi kendi haline bırakmak ve ondan el çekmek anlamına geldiğini ifade eder. Özellikle bu ayetteki vurgulu (tef'il) kalıbının, müşriklerin "Rabbi onu terk etti" şeklindeki yakışıksız ithamlarına karşı net bir cevap taşıdığını; Allah'ın kuluna olan ilgisini ve manevi bağını hiçbir şekilde koparmadığını simgelediğini detaylandırır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi inceliğine dikkat çekerek, veda kavramının içinde bir tür hüzün ve ayrılık ağırlığı barındırdığını, Allah'ın bu kelimeyi kullanarak Peygamber'in kalbindeki "terk edildim mi?" endişesini en derinden yatıştırdığını ve aralarındaki bağın sürekliliğini ilan ettiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin tarihsel arka planında yer alan ve vahyin bir süreliğine kesilmesiyle oluşan spekülasyonları bitirdiğini, Allah'ın elçisiyle olan muhataplığının bir veda ile sonlanmadığını, aksine bu hitabın bir teselli ve güç verme amacı taşıdığını ifade eder.
Rabb (رَبُّ)
İbn Fâris, kelimenin r-b-b kökünden geldiğini ve bir şeyi ıslah etmek, tamamlamak, ona sahip çıkmak ve onu kemale erdirmek anlamlarını taşıdığını belirtir. Buradaki kullanımın Allah ile kulu arasındaki sahiplik ve koruyuculuk ilişkisini en üst düzeyde yansıttığını vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "Rabb" isminin bir şeyi aşama aşama, bir plan dahilinde geliştirerek olgunlaştıran varlık anlamına geldiğini ifade eder. Surenin bu ayetinde "Rabbi" ifadesinin zamirle birleşerek "senin Rabbin" şeklinde hitap edilmesinin, Allah'ın Hz. Peygamber üzerindeki özel himayesini ve bu süreçte onu asla kendi başına bırakmayacağını gösteren bir sahiplenme dili olduğunu aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik yapısında "Rabb" kavramının mutlak otorite ile birlikte "rahmet" ve "şefkat" eksenli bir bağ kurduğunu; buradaki iyelik ekinin, Peygamber ile Tanrı arasındaki dikey ilişkinin ne kadar kişisel, samimi ve kopmaz bir nitelik taşıdığını simgelediğini detaylandırır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, Rabb isminin bu bağlamda "mürebbî" (eğitip geliştiren) vasfıyla öne çıktığını, vahyin gecikmesinin bile aslında bir eğitim sürecinin parçası olduğunu ve Allah'ın kendi elçisini terbiye ederken onu hiçbir zaman ilgisiz bırakmadığını vurguladığını ifade eder.
Kalâ (قَلَى)
İbn Fâris, k-l-y köküne dayanan bu kelimenin "şiddetli nefret, buğz ve birinden bıkıp onu tamamen dışlamak" anlamına geldiğini belirtir. Kelimenin asıl fiziksel karşılığının bir şeyi ateşte kızartmak (kalî) olduğunu, mecazen ise öfkenin kalbi bu denli yakıp kavurması sonucunda ortaya çıkan kesin uzaklaşma halini tanımladığını vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "kalâ" kelimesinin sıradan bir dargınlık değil, bir daha dönmemek üzere yüz çevirmek ve nefretle terk etmek olduğunu ifade ederek, ayette bu kelimenin olumsuzlanmasıyla Allah'ın elçisine karşı asla bir bıkkınlık veya öfke duymadığının altının çizildiğini aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), ayetteki edebi sanata dikkat çekerek, "vadda'e" kelimesinden sonra "kalâ"nın gelmesinin, hem bir ayrılık hem de bir gönül kırıklığı ihtimalini tamamen ortadan kaldırdığını; Allah'ın kuluna olan sevgisinin ve rızasının daim olduğunu en etkili biçimde gösterdiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Mekkeli müşriklerin "Rabbi ona darıldı" şeklindeki söylemlerine karşı bu kelimenin seçildiğini, kelimenin kökündeki sertlik ve kesinliğin, Allah'ın peygamberine olan sevgisinin sarsılmazlığını ve muarızların iddialarının ne kadar asılsız olduğunu ortaya koyduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla