Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Câsiye Sûresi, 4. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Câsiye Sûresi, 4. Ayet

    وَف۪ي خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِنْ دَٓابَّةٍ اٰيَاتٌ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vefî ḣalkikum vemâ yebuśśu min dâbbetin âyâtun likavmin yûkinûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      3. “Göklerde ve yerde inananlar için önemli işaretler vardır.”

      4. “Sizin yaratılışınızda ve yeryüzüne yaydığı diğer kımıldayan canlılarda bilenler için deliller mevcuttur.”

      5. “Gece ile gündüzün yer değiştirmesinde, Allah'ın gökten indirdiği rızıkta (yağmurda) -ki, onunla öldükten sonra yere yeniden hayat vermektedir- rüzgârları çeşitli yönlerden estirmesinde düşünenler için alınacak dersler vardır.”

      Göklerde ve yerde, inananlar için önemli işaretler vardır. Bilenler için deliller mevcuttur... Düşünenler için alınacak dersler vardır. Bu nevi İlâhî beyanlarda onlar için bu sözleri söylemenin bazı sebepleri vardır. Birincisi, onlar için söz konusu beyanlar düşmanlarına karşı ileri sürecekleri delillerdir, bu delillerle onlar düşmanlarına karşılık verirler. Dolayısıyla bu beyanlar, onların düşmanlarına gösterecekleri delillerdir. İkincisi, bu İlâhî beyanlar onların faydalanmaları içindir. Bunlardan âyetlere sırt dönenler değil, onlara uyanlar yararlanacaklar. Üçüncüsü, bu âyetler, onlara uymak gerektiğine inananlar ve onların Allah’tan geldiğini bilenler içindir, yani müminler içindir, onları reddeden ve onlara uymaya yanaşmayanlar için değildir. En doğrusunu Allah bilir. Daha önce çeşitli yerlerde söylemiştik; Cenâb-ı Hakk'ın gökleri ve yeri yaratmasında, gece ile gündüzü peş peşe getirmesinde, gökten su indirmesinde, onunla yeryüzünü canlandırmasında ve oradan mahlukatın rızkı olan yiyecekleri çıkarmasında, Allah’ın varlığı, birliği, kudreti ve hükümranlığının, ilmi ve yönetiminin, hikmeti ve sayılması uzun sürecek diğer niteliklerinin delilleri vardır. Başarıya ulaştıran sadece Allah’tır.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Halk (خلق)

        İbn Fâris, bu kelimenin "h-l-k" kökünden geldiğini ve temel anlamının bir şeyi belirli bir ölçüye, takdire ve orana göre yapmak, pürüzsüzce biçimlendirmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kavramın yoktan var etme veya mevcut bir maddeden yeni bir form inşa etme anlamlarını taşıdığını, bu ayetin bağlamında ise insanın varoluş sürecindeki kusursuz tasarıma ve ince biyolojik ölçüye dikkat çektiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik dünya görüşünde yaratılış eyleminin insanın Yaratıcı'ya olan mutlak bağımlılığını tesis ettiğini ve fiziksel varoluşun doğrudan ilahi iradenin bir yansıması olarak sunulduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki kullanımının soyut bir geçmiş zaman eyleminden ziyade, muhatapların kendi bedenlerinde her an gözlemleyebilecekleri dinamik ve somut bir gerçeklik olduğunu, bu sayede inkarcıların şüphelerine karşı insanın kendi bedensel varlığının reddedilemez bir kanıt olarak öne sürüldüğünü vurgular.

        Bess (بث)

        İbn Fâris, kelimenin kökünün "b-s-s" harflerinden oluştuğunu ve temel anlamının dağıtmak, yaymak, geniş bir alana saçmak ve açığa çıkarmak olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî, eylemin canlı varlıkların yeryüzüne dağılıp çoğalmasını ifade ettiğini belirterek, bu lafzın ilahi yaratıcılığın duragân değil, sürekli, üretken ve dinamik bir yayılma faaliyeti olduğuna işaret ettiğini kaydeder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, eylemin ayetteki işlevini ekolojik bir pencereden değerlendirerek, yeryüzündeki canlı türlerinin olağanüstü çeşitliliğinin ve her birinin kendi özgül yaşam alanlarına dağıtılmasının tesadüfi bir savrulma değil, bilinçli bir ilahi tasarımın, ekolojik dengenin ve rızıklandırma sisteminin göstergesi olduğunu ifade eder.

        Dâbbe (دابة)

        İbn Fâris, bu kelimenin "d-b-b" kökünden türediğini ve yeryüzünde yavaşça ilerlemek, debelenmek, yürümek ve hareket etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin geleneksel Arap kullanımında daha çok binek veya yük hayvanları için özelleşmiş olmasına rağmen, Kur'an'ın bu terimi yeryüzünde hareket eden, canlılık belirtisi gösteren irili ufaklı tüm mahlukatı kapsayacak şekilde geniş bir anlambilimsel çerçevede kullandığını bildirir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetin çeviri ve tefsir analizinde bu kelimenin salt "hayvan" veya "binek" olarak daraltılmasının metnin amacını kısıtlayacağını, morfolojik yapısındaki "hareket eden canlılık enerjisi" vurgusunun korunması gerektiğini ve yeryüzüne yayılan her hareketli organizmanın ilahi bir sanat eseri olarak derin bir tefekkür nesnesine dönüştürüldüğünü savunur.

        Yûkınûn (يوقنون)

        İbn Fâris, kelimenin "y-k-n" kökünden geldiğini ve şüphenin ortadan kalkması, bilginin zihne yerleşmesi, kalıcı ve sarsılmaz bir kesinliğe ulaşma durumunu ifade ettiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "yakîn" kavramının içine hiçbir tereddüdün sızamayacağı kadar sağlam bir bilgi seviyesi olduğunu, bu ayette insanın kendi yaratılışını ve doğadaki canlıları gözlemlemesi sonucunda Yaratıcı'ya dair elde ettiği sarsılmaz zihinsel ve kalbi tasdiki temsil ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, bu kavramın Kur'an psikolojisindeki en üst düzey epistemik duruma işaret ettiğini, fiziksel ve biyolojik fenomenleri basit birer doğa olayı olarak görmeyip onları deşifre edenlerin, duyusal verilerden hareketle mutlak bir teolojik kesinliğe sıçrama yapan entelektüel bir topluluk olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu niteliğin vahyin ilk ortamında müşriklerin sürekli şüphe üreten ve yüzeysel kalan zihniyetlerine karşı radikal bir zıtlık oluşturduğunu, ayetteki ontolojik kanıtları ancak önyargılarından arınmış ve gerçeği aramada samimi bir kesinliğe odaklanmış zihinlerin gerçek manada "ayet" olarak okuyabileceğini vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X