وَاَنَّا لَا نَدْر۪ٓي اَشَرٌّ اُر۪يدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَداًۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Cin Sûresi, 10. Ayet
Daralt
X
-
"Bilmiyoruz, yeryüzündekiler için bir kötülük mü isteniyor, yoksa Rab’leri onlara bir hayır mı dilemektedir."
Bilmiyoruz, yeryüzündekiler için bir kötülük mü isteniyor, yoksa Rab’leri onlara bir hayır mı dilemektedir. Bu ifade, onların son derece âdil olduklarını bize göstermektedir. Çünkü onlar, kötülükten söz ederken onu Allah Teâlâ’ya nispet etmekten kaçınmışlar, onu herhangi bir kimseye isnat etmeksizin “bir kötülük mü isteniyor” diye belirsiz bir ifade kullanmışlardır. Oysa iyilikten bahsederken bunu “Rab’leri onlara bir hayır mı dilemektedir” diyerek açıkça O’na nispet etmişlerdir. Oysa cinler, yüce Allah'ın kötülüğü iyiliğe tercih edeceğini bildiği kulları için kötülük dileyebileceğini, iyilik fiilini kötülük fiiline tercih edeceğini bildiği kulları için de hayrı dileyeceğini kesin olarak anladılar.
Yorumu Yorumla
-
Nedrî (نَدْرِي)
D-r-y kökünden gelen bu fiili inceleyen İbn Fâris, kökün temelinde bir şeyi hile, dolaylı yollar veya özel bir çaba sarf ederek öğrenmek manasının yattığını belirtir. Bu bağlamda bilginin sadece yüzeysel bir duyum değil, bir araştırma sonucu elde edilen kanaat olduğunu vurgular. Râgıb el-İsfahânî, dirâyet kavramının duyularla algılanamayan, ancak bazı alamet ve işaretler üzerinden yürütülen bir akıl yürütme ile ulaşılan bilgi türü olduğunu ifade eder. Ayetteki "bilmiyoruz" ifadesinin, cinlerin gökyüzündeki yeni engellemelerden sonra ilahi muradın ne yöne evrildiğini kestiremediklerini simgelediğini belirtir. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin cinlerin ontolojik sınırlarını bizzat kendi dilleriyle itiraf etmesi olduğunu, gaybi hakikatler ve mutlak kader karşısındaki beşeri/cinni acziyeti yansıtan semantik bir anahtar olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada cinlerin geçmişteki "her şeyi biliyoruz" iddiasının vahiy gerçeği karşısında nasıl çöktüğünü ve yerini bir belirsizlik hissine bıraktığını gösterdiğini ifade eder.
Şerrun (شَرٌّ)
Ş-r-r kökü üzerine değerlendirme yapan İbn Fâris, bu kökün temel anlamının yayılmak, dağılmak ve iyiliğin zıttı olan kötülüğün ortaya çıkması olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, şer kavramını "her akıl sahibinin kaçındığı, rağbet etmediği ve doğası gereği eksiklik barındıran şey" olarak tanımlar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayette şerrin edilgen bir fiille (urîde) kullanılmasının cinlerin dilindeki yüksek bir edebi ve teolojik nezakete işaret ettiğini; kötülüğün failini doğrudan zikretmeyerek ilahi iradeyi sadece hayırla anma eğiliminde olduklarını analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, şer kelimesinin burada yeryüzü sakinleri için takdir edilebilecek bir bela veya imtihanın genel adı olarak seçildiğini, cinlerin bu ihtimali gökteki değişimlerle ilişkilendirdiklerini ifade eder.
Urîde (أُرِيدَ)
R-v-d kökünden türeyen bu fiil hakkında İbn Fâris, kökün asıl manasının bir şeyi istemek, talep etmek veya bir amaç uğruna gidip gelmek olduğunu söyler. Râgıb el-İsfahânî, "irade" kavramının bir şeyi yapmaya yönelik içsel bir eğilim veya kesin bir karar olduğunu, ayetteki edilgen (meçhul) formun ise yeryüzü üzerindeki tasarrufun kaynağına dair bir gizemi ve endişeyi yansıttığını belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu fiilin edilgen yapısının, cinlerin gökyüzündeki olağanüstü askeri tahkimat (şuhub ve haras) karşısında yaşadıkları dehşeti ve yeryüzü için kurgulanan planın niteliğini henüz çözemedikleri bir geçiş evresini nitelediğini gramatik olarak analiz eder.
El-Ardi (الْأَرْضِ)
E-r-d köküne dayanan bu kelimeyi analiz eden İbn Fâris, kökün temelinde alçaklık, yayılma, üzerinde durulan zemin ve sertlik manalarının bulunduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, gökyüzünün (sema) zıttı olarak bu kelimenin, hem fiziksel mekanı hem de o mekanda yaşayan iradeli varlıkların (insanlar ve cinler) yaşam alanını temsil ettiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin burada sadece coğrafi bir terim değil, ilahi müdahalenin ve vahyin hedefi olan kozmik bir sahne olarak sunulduğunu, cinlerin kendi konumlarını bu sahnede yeniden tanımladıklarını analiz eder.
Erâde (أَرَادَ)
R-v-d kökünden gelen bu etken fiil hakkında İbn Fâris, bir hedefe yönelmek ve onu murat etmek aslına dayandığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin burada doğrudan "Rabbuhum" failiyle birlikte kullanılmasının, hayırlı bir sonucun (ruşd) ancak mutlak otorite tarafından bizzat takdir edilebileceği inancını pekiştirdiğini söyler. Gabriel Said Reynolds, "urîde" (şer için edilgen) ve "erâde" (ruşd için etken) arasındaki bu kullanım farkının, Kur'an'ın teolojik dilinde hayrın doğrudan Allah'a nispet edilmesi prensibiyle uyumlu olduğunu ve cinlerin bu bilince ulaştıklarını ifade eder.
Rabbuhum (رَبُّهُمْ)
R-b-b köküne dayanan bu isim için İbn Fâris, kökün malik olmak, bir şeyi ıslah etmek, korumak ve tamamlamak anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Rab kelimesinin bir şeyi halden hale sokarak onun kemale ermesini sağlayan "terbiye edici" vasfını öne çıkardığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetteki iyelik ekinin (hum) yeryüzündeki tüm varlıkları kapsadığını, cinlerin Allah’ı sadece kendi yaratıcıları olarak değil, tüm varlık hiyerarşisinin yöneticisi olarak gördüklerini ve O’nun yeryüzündeki kulları için mutlaka bir iyilik murat edeceğine dair besledikleri umudu nitelediğini analiz eder.
Raşeden (رَشَدًا)
R-ş-d kökü üzerine değerlendirme yapan İbn Fâris, bu kökün temel manasının doğru yolu bulmak, istikamet üzerinde olmak ve her türlü eğrilikten uzaklaşmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ruşd kavramının insanı dünyevi ve uhrevi mutluluğa ulaştıracak olan "isabetli görüş ve doğru inanç" anlamına geldiğini, burada "şer" kavramının tam karşısında konumlandırılarak ilahi rehberliğin nihai amacını temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin ayetin sonunda yer almasının, cinlerin Kur'an mesajıyla birlikte yeryüzünde yeni bir "olgunluk ve bilinç" döneminin başladığını, karanlıkların yerini nura bıraktığını idrak ettiklerini gösterdiğini analiz eder. Toshihiko Izutsu, ruşd kelimesinin bu bağlamda bir "varoluşsal uyanış" olduğunu, cinlerin bu kavramı kullanarak vahyin yeryüzü sakinleri için mutlak bir iyilik projesi olduğunu ilan ettiklerini vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla