Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bürûc Sûresi, 20. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bürûc Sûresi, 20. Ayet

    وَاللّٰهُ مِنْ وَرَٓائِهِمْ مُح۪يطٌۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Va(A)llâhu min verâ-ihim muhît(un)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır."

      Yani onların yalanlamalarının ardından başlarına ne azap geldiğini bilir. Allah onları asılsız ve gaflete dayalı biçimde korkutmaz. Onun uyarısı dünya hükümdarlarının yaptığı gibi değildir. Onlar birtakım azaplarla halkı korkuturlar ancak korku verdikleri fiilleri yapıp yamayacaklarını bilemezler. Oysa Allah Teâlâ nasıl vâdde bulunduysa onu yerine getirir, azabını o şekilde indirir. Yahut Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır sözü, şöyle anlaşılır: Onların halktan gizledikleri ve saklı tuttukları her bir şeyi bilir ve hiçbir şey O’na gizli kalmaz.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Allah (الله)

        İbn Fâris, e-l-h kökünün "kulluk edilen, tazim edilen" anlamındaki ilah kelimesine dayandığını, başına gelen belirleme takısıyla (el) mutlak yaratıcının özel ismi haline geldiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Arapçanın öz malı olmakla birlikte tüm Sami dillerinde (İbranice Elohim, Süryanice Alaha) karşılığı bulunan kadim bir teolojik isim olduğunu analiz eder. Toshihiko Izutsu, bu ayetteki bağlamda Allah isminin, inkarcıların tüm reddedişlerine rağmen onları kuşatan, kaçışı olmayan mutlak otoriteyi ve nihai hakikati temsil eden merkez kavram olarak yer aldığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ismin bu ayetteki kullanımının, zalimlerin yeryüzündeki sahte otoritelerine karşı tek ve gerçek güç sahibini hatırlatarak muhataplar üzerinde sarsıcı bir etki yarattığını belirtir.

        Vera (وراء)

        İbn Fâris, v-r-y kökünün temel anlamının "gizlenmek, bir şeyin arkasında veya ötesinde kalmak" olduğunu belirtir; hem arkada olanı hem de bazen önceden bekleyeni (istikbal) ifade edebilen zıt anlamlılık (ezdâd) barındıran bir kelime olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin burada "ötesinde ve arkasında" manasında kullanıldığını, insanların algı sınırlarının dışını ve kaçamayacakları kuşatıcı bir boyutu nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin mekânsal bir metafor olarak ilahi kuşatıcılığın kaçınılmazlığını vurguladığını, zalimlerin Allah'ı görmeseler de O'nun onların her eyleminin arkasında ve ötesinde mutlak bir güç olarak bulunduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki işlevinin, inkarcıların kendilerini özgür ve güvende hissettikleri alanların aslında ilahi kontrol altında olduğunu ve Allah'ın onları hiç beklemedikleri bir boyuttan (arkalarından veya ötelerinden) kuşattığını ifade eden edebi bir tasvir olduğunu belirtir.

        Muhit (محيط)

        İbn Fâris, h-v-t kökünün temel anlamının "bir şeyi her taraftan sarmak, korumak ve kuşatmak" olduğunu belirtir; bahçeyi çevreleyen duvara "hâit" denmesinin de aynı kökten geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu ismin Allah için kullanıldığında O’nun ilminin ve kudretinin her şeyi içine aldığını, hiçbir varlığın veya eylemin O’nun kontrolü dışına çıkamayacağını ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, "ihata" (kuşatma) kavramının Kur'an'ın ontolojik dokusunda Allah'ın evrenle ilişkisini tanımlayan en güçlü sıfatlardan biri olduğunu, mahlukatın ilahi varlık içinde adeta her yönden denetim altında tutulduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada bir kuşatma metaforunu andırdığını, zalimlerin kaçacak hiçbir boşluk bulamayacakları şekilde ilahi kıskaca alındıklarını ve bu durumun onların mutlak çaresizliğini vurguladığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, metafizik açıdan bu kelimenin Allah'ın varlığının her şeyi kuşatan "vâsi" olma niteliğiyle birleştiğini ve hiçbir şeyin ilahi mevcudiyetin dışında kalamayacağını belirttiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X