Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bürûc Sûresi, 18. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bürûc Sûresi, 18. Ayet

    فِرْعَوْنَ وَثَمُودَۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fir’avne ve śemûd(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      17-18. "Orduların, Firavun ve Semûd'un haberi sana ulaştı mı?"

      Daha önce verilen bu kabilden haberlerin ne gibi faydalar içerdiğinden söz etmiş idik. Orada bu kabil kıssalara yer verilmesinin, birçok yerde de geçtiği üzere, risâletinin ispatına medar olacak deliller içerdiğini de belirtmiş idik.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Firavun (فرعون)

        İbn Fâris, f-r-a-n kök yapısına değinerek, kelimenin Arapça asıllı olmadığını ve Mısır hükümdarlarına verilen genel bir unvan olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu ismin zulüm ve kibirle özdeşleşmiş belirli bir tarihsel şahsiyeti ve onun temsil ettiği mutlak otorite tipini simgelediğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin kökeninin Eski Mısırcadaki "Pr-o" (Büyük Ev veya Saray) tabirine dayandığını, İbraniceye "Par'oh" olarak geçtiğini ve oradan Arapçaya aktarıldığını detaylandırır. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin yabancı kökenli (A'cemî) olduğunu ve Mısır krallarının genel unvanı olarak kullanıldığını teyit eder. Gabriel Said Reynolds, "Firavun" isminin Kuran'da tarihsel bir figürden ziyade, tanrılık iddia eden ve ilahi mesajı reddeden tipik bir tiran arketipi olarak kurgulandığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin tarihsel arka planında Mısır monarşisini temsil ettiğini ve bu ayette önceki ayetteki "ordular" (cunûd) ifadesini açıklayan bir unsur olarak yer aldığını belirtir.

        Semud (ثمود)

        İbn Fâris, s-m-d kökünün az su, suyun birikmesi veya tükenmesi anlamlarına geldiğini, bu kabilenin yaşadığı coğrafyanın su kıtlığıyla bilindiği için bu ismi almış olabileceğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin özel bir topluluk adı olduğunu ve tarihsel anlatılarda peygamberlerine isyan eden kadim bir Arap kavmini nitelediğini belirtir. Arthur Jeffery, ismin İslam öncesi epigrafik yazıtlarda (Safaitik ve Thamudic) yer aldığını, dolayısıyla Arap yarımadasının kuzeyinde yaşamış tarihsel bir etnik grup olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, Semud isminin Kuran'da "helak edilen kavimler" kategorisinin prototiplerinden biri olduğunu, tarihin akışında ilahi uyarıyı dikkate almayanların akıbetini temsil ettiğini analiz eder. Angelika Neuwirth, Semud anlatısının Kuran'ın erken dönem vahiylerinde yerel bir tarihsel hafızaya ve coğrafi bir gerçekliğe dayanan sarsıcı bir uyarı unsuru olarak kullanıldığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki su kıtlığı anlamı ile kabilenin kayaları oyarak inşa ettikleri yerleşim birimleri arasındaki coğrafi uyuma dikkat çekerek, bu ismin somut bir tarihsel gerçekliği yansıttığını ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X