Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Beled Sûresi, 9. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Beled Sûresi, 9. Ayet

    وَلِسَاناً وَشَفَتَيْنِۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve lisânen ve şefeteyn(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      8-9. "Ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?"

      İnsana Verilen Göz, Dil ve Dudak Nimetleri

      Eğer O, hiçbir kimsenin ona güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? sözü, zannınca yeniden diriltmeye kudretin olmadığı anlamına gelirse o takdirde gözün belirtilmesinde bu şüphenin izalesi vardır. Şöyle ki Allah Teâlâ kendisine bir göz yaratmış ve tek bir delikten gök ile yeryüzü arasında olan her şeyi görebilir kılmıştır. Kudreti bu denli büyük olan bir zatta (yeniden diriltme konusunda) acizlik mi olurmuş, ya da O'na bir şey gizli mi kalırmış. Ona iki göz vermedik mi? Yani biz ona duyularla algılanabilen her şeyi görebileceği iki göz yaratmadık mı, gözüne çer çöp girmesin, onları korusun diye, kendisini ilgilendirmeyen nesnelerden gözlerini kapatabilsin diye onlar için gözkapakları, kirpikler yapmadık mı?

      Bir dil. Onun için bir dil yarattık; onunla içinde gizli olanı dışa vurur. Ve iki dudak. Dudakların yaratılmasında iki çeşit hikmet vardır. Birincisi onlar, birer kapak olarak ağızda bulunan çirkin görüntüyü örterler. Eğer onlar olmasaydı insan yemek ya da başka bir gıdayı çiğnerken birisi kendisine bakacak olsa tiksinti duyardı. Ya da dudakları dil için bir kapak yaptı ki öyle olur olmaz, lüzumsuz şeylere dilini uzatmasın, onu kullanmasın. Allah Teâlâ onlara gözlerin, dilin ve dudakların yaratılmasındaki nimetinin büyüklüğünü hatırlattı da karşılığında kendisine şükretmelerini istedi. Ve bunlara gücü yeten zatın hiçbir şey karşısında acze düşmesinin asla söz konusu olamayacağını bilmelerini istedi.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Lisânen (لِسَانًا)

        İbn Fâris, "l-s-n" (l-s-n) kökünün bir şeyin uzun ve sivri olması, aynı zamanda hareket kabiliyetini temsil eden tek bir asıl olduğunu belirtir. Dilin bu ismi almasını, onun ağız içindeki fizyolojik yapısına ve konuşma eylemi sırasındaki çevikliğine bağlar. Râgıb el-İsfahânî, "lisân" kelimesinin hem tatma ve konuşma organı olan "dil" hem de bu organ vasıtasıyla ortaya çıkan "dil/lisan" (konuşma yetisi) anlamlarını kapsadığını açıklar. Ayetteki bağlamda, insanın sadece bir biyolojik parçaya değil, aynı zamanda düşüncelerini beyan etme ve iletişim kurma mucizesine sahip kılındığına dikkat çeker. Arthur Jeffery, kelimenin kadim Sâmi dillerindeki (Aramca "leşşânâ", İbranice "lâşôn") yaygınlığına değinerek, Kur'an'ın bu kelimeyi insanı diğer canlılardan ayıran en temel "ifade gücü" simgesi olarak kullandığını belirtir. Toshihiko Izutsu, dilin Kur'an'ın epistemolojik sisteminde "beyan" (kendini açıklama) eyleminin ana enstrümanı olduğunu, insanın bu organ sayesinde kendi iç dünyasını dış dünyaya açtığını tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayette dilin iki dudakla birlikte zikredilmesinin, konuşma eyleminin fizyolojik tamlığını ve insanın kendisini ifade edebilmesi için gereken karmaşık düzene yapılan bir atıf olduğunu ifade eder.

        Şefeteyn (شَفَتَيْنِ)

        İbn Fâris, "ş-f-v" (ş-f-v) veya "ş-f-h" köküne dayanan bu kelimenin temel anlamının bir şeyun kenarı, kıyısı ve ucu olduğunu belirtir. Dudağın, ağzın dış dünyayla birleştiği sınır olması hasebiyle bu ismi aldığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "şefe" (dudak) formundan geldiğini, konuşma eyleminin tamamlanması ve seslerin harfe dönüşerek mühürlenmesi sürecinde dudakların kritik bir mahreç (çıkış noktası) olduğunu vurgular. İki dudak vurgusunun, hem koruma (ağzı kapatma) hem de açılma (ifade etme) fonksiyonlarını simgelediğini belirtir. Angelika Neuwirth, Mekke surelerindeki bu tür ikili organ vurgularının (iki göz, iki dudak), insanın yaratılışındaki simetriyi ve bu simetrinin ardındaki ilahi zanaatı hatırlatmak için kullanıldığını tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, iki dudağın insanın "iç" ve "dış" arasındaki eşiği temsil ettiğini, insanın sözünü bir tartıdan geçirerek dışarı salması gereken bir ahlaki sorumluluk alanı olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "şefeteyn" (iki dudak) ifadesinin, dilin çıkardığı seslerin anlamlı kelimelere dönüşmesi için gerekli olan fiziksel mekanizmayı tamamladığını, dolayısıyla burada insanın enstrümantal mükemmelliğine dikkat çekildiğini belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X