اَيَحْسَبُ اَنْ لَمْ يَرَهُٓ اَحَدٌۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Beled Sûresi, 7. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: zannetme, ilahi gözetim, beled suresi, beled suresi 7. ayet, kimsenin görmediği, beled 7, hesap
-
5. "O, hiçbir kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?"
6. "‘Pek çok mal harcadım’ diyor."
7. "Onu kimsenin görmediğini mi sanıyor?"
Bu İlâhî beyanın iki mânaya gelmesi muhtemeldir. Birincisi: Onun, Allah Teâlâ’nın kendisini yeniden diriltmeye kadir olmadığını sanıyor olmasıdır. “Ehad” (أَحَدٌ) kelimesinden maksat Allah Teâlâ’dır. Pek çok mal harcadım. “Lübed” (لُبَد) çok anlamındadır. Onu kimsenin görmediğini mi sanıyor? Yani sayılamayacak kadar çok mal harcadım. Onu hiç kimse görmedi. Yani harcadığı miktarı kimse bilmedi. Ya da Onu hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor? cümlesi şu anlama gelir: Kendilerine harcama yaptığı tâbilerinden hiç kimse kendilerine infak edilen miktarı bilmediler. Bu durumda Pek çok mal harcadım kavl-i celîli onun tâbilerine övünmek üzere cömertliğini, mal verişini ve onlardan minnet bekleyişini ortaya çıkarmış olur. Eğer yorum bu şekilde ise o takdirde âyet bu dünya hayatı hakkında olur. Allah Teâlâ elbette onlara infak ettiği miktarı bilir, halkın cömertliğini de -söylemesine bağlı olarak değil- bilir. Bu durumda cömertliğin ve minnet beklentisinin ortaya çıkarılması ile iştigal etmek sadece bir tür sefihliktir. Oysa kişinin yapması gerekli olan, Allah Teâlâ'ya şükür ile meşgul olmak, O'na hamd ile yönelmek olmalıydı. Çünkü kendisine nimet olarak verilen çok mal Allah’tandı ve övgüye değer olan o meziyet, yani cömertlik, Allah’ın bir lütfu olarak kendisine bahşedilmişti. Allah Teâlâ’nın şu beyanı da böyledir: “Hacca mahsus ibadetlerinizi bitirdiğinizde de atalarınızı andığınız gibi, hatta daha canlı bir şekilde Allah’ı anın”’. Yani atalarınız, andığınız şeref ve güzel hasletlere sadece Allah’ın bir lütfu olarak nail oldular. O itibarla atalarınızı andığınız gibi Allah’ı da anın. Bu tür bir öğünme kavmin tümüne yönelik olmayıp özel kimselere aittir. Zira zaten her bir kimse bunun gibi “Çok mal harcadığını” ve “Şöyle şöyle yaptığını” söyler.
Yorumu Yorumla
-
Yahsebu (يَحْسَبُ)
İbn Fâris, kelimenin kökeni olan "h-s-b" harflerinin; bir şeyi saymak, miktarını belirlemek ve bir şeye yeterli gelmek (hasb) gibi temel anlamlara sahip olduğunu belirtir. Bu bağlamda fiilin, bir durumun niceliği veya niteliği üzerine zihinsel bir çıkarım yapmak anlamına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "hıdbân" (zannetmek) kavramının, bir kanıtın veya bir durumun dış görünüşüne dayanarak kalpte oluşan baskın düşünceyi temsil ettiğini açıklar. Ona göre buradaki "yahsebu", gerçeği yansıtmayan, sadece öznel bir hesaba ve yanılgıya dayanan hatalı bir bilişsel süreci ifade etmektedir. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Kur'an'ın "etik-dini" yapısındaki önemine değinerek, özellikle kendisini yeterli gören (müstağni) insanın epistemolojik körlüğünü betimlediğini söyler. İnsanın kendi eylemlerinin gizli kalacağını veya bir denetimden geçmeyeceğini "hesaplaması", onun ilahi hakikatle olan bağının koptuğunu gösteren semantik bir göstergedir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu ayetteki psikolojik derinliğini, kişinin kendi kibrine olan sarsılmaz güveniyle açıklar. İnsanın yaptığı harcamaların veya davranışların kimse tarafından görülmediğini düşünmesi, aslında mantıklı bir hesaplama değil, nefsin yarattığı bir illüzyondur. Angelika Neuwirth, bu kelimenin kullanımının muhatabı derinden sarsan bir soru formu (istifham) içinde olduğunu, dolayısıyla insanın iç dünyasındaki hatalı kurguların deşifre edildiğini tahlil eder.
Yera (يَرَ)
İbn Fâris, "r-e-y" kökünün temel manasının, gözle görmek veya zihinle idrak etmek olduğunu ifade eder. Kelimenin asıl fonksiyonunun bir nesneyi veya durumu tam anlamıyla algılamak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin hem "basar" (gözle görme) hem de "basiret" (kalp/zihin ile bilme) anlamlarını kapsadığını açıklar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın insan üzerindeki mutlak murakabesini (denetimini) ifade ettiğini; bu görme eyleminin hiçbir gizliliğin engelleyemeyeceği tam bir kuşatıcılık taşıdığını vurgular. Gabriel Said Reynolds, kelimenin kadim Sâmi dillerindeki (özellikle Aramca "r-'-y") kökenlerine atıfta bulunarak, "görmek" eyleminin antik dünyada aynı zamanda "hükmetmek" ve "denetlemek" ile semantik bir bağ taşıdığını belirtir. Buna göre ayetteki "yera", sadece görsel bir tanıklığı değil, eylemin mahiyetine vakıf olmayı da içerir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "r-e-y" fiilinin bu ayetteki kullanımının, insanın her an bir "bakış" altında olduğu bilincini pekiştirdiğini, görünmezlik iddiasındaki insanın ilahi radarın tam merkezinde olduğunu betimlediğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu görme eyleminin "ontolojik bir tanıklık" olduğunu; Allah’ın görmesinin, insanın varoluşunun her anını ve her niyetini kuşatan mutlak bir şahitlik anlamına geldiğini tahlil eder.
Ahad (أَحَدٌ)
İbn Fâris, kelimenin "e-h-d" kökünün teklik, birlik ve bölünemezlik anlamına geldiğini belirtir. Bu kökün, var olan her şeyin içindeki tekliği temsil eden bir asıl olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "ahad" kelimesinin olumsuz ve soru cümlelerinde kullanıldığında (nefy bağlamında) istisnasız her bir ferdi kapsadığını açıklar. Buradaki "hiç kimse" anlamının, ilahi görme eyleminin dışında kalabilecek tek bir varlığın bile imkansızlığını dile getirdiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin ayet sonundaki vurgulu konumunun, insanın sahte yalnızlığını ve kimse tarafından izlenmediği zannını boşa çıkardığını belirtir. İnsanın üzerindeki mutlak şahidi (Allah'ı) yok sayan tavrına karşı "hiç kimse mi?" sorusuyla ilahi şahitliğin mutlaklığının teyit edildiğini söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamda ilahi gözetimin kapsayıcılığını perçinlediğini, "hiç kimse" ifadesinin aslında mutlak olan "Biri"ne (Allah'a) kapı açtığını ve insanın her an denetlendiği gerçeğini muhatabın yüzüne çarptığını ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "ahad" kelimesinin burada nekre (belirsiz) gelmesinin, görme iddiası veya görme eylemi üzerinden yapılabilecek her türlü spekülasyonu ortadan kaldıran mutlak bir genelleme sunduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla