يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَث۪يمٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Bakara Sûresi, 276. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: bakara suresi 276. ayet, bakara 276, faiz, haram, bakara suresi, bereketsizlik, sadaka, allah, küfür, kafir, örtmek, gizlemek, nankörlük, inkar, münkir, gavur, sevgi, riba
-
Allah faizli kazançların bereketini yok eder, karşılıksız yardımların bereketini ise artırır. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiçbir kimseyi sevmez.
Allah faizli kazançların bereketini yok eder, karşılıksız yardımların bereketini ise artırır. Ayetin başında yer alan "yemhaku" kelimesi, "yok eder, kökünden silip götürür" şeklinde yorumlanmıştır. Ancak "mahk" kelimesinin kök anlamı, bir şeyin bereketini yok etmektir. Konunun açıklanması şöyledir ki, insanların servet toplamak ve şiddetli bir arzu ile onu elinde tutmaktan amaçladıkları hedef, çocuklarının kendilerinden sonraki durumunu endişe ile karşılayarak bundan faydalanmalarından ibarettir. Bu sebepledir ki, servetlerinden, başkalarına dağıtmayı istemezler. Allah Teala ise ayet-i kerimede faiz yoluyla toplanan servetin, çocuklarına fayda sağlamayacağını haber vermiş -ki insanlar arasında belirgin olan kanaat ve uygulama da bundan ibarettir- ve Allah rızası uğrunda harcamaktan kaçınmadıkları takdirde servetlerinin bereketli olacağını, ayrıca çocuklarına da fayda sağlayacağını bildirmiş, faizin aslını ve bereketini yok edeceğini ve sonra gelen neslin bundan faydalanamayacağını da beyan etmiştir. Nitekim Resulullah'tan (s.a.) aynı mahiyette bir hadis rivayet edilmiştir: "Karşılıklı alışveriş yapan iki kişi, alışveriş yerinden ayrılmadıkça muheyyerdir; eğer dürüst davranır, her şeyi açıkça anlatırlarsa alış verişleri bereketli olur. Buna mukabil yalan söyler, bazı hususları gizlemeye kalkışırlarsa Üzerlerinden bereket kalkar".
Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiçbir kimseyi sevmez.
Yorumu Yorumla
-
Yemhaku (يَمْحَقُ)
İbn Fâris, fiilin "m-h-k" kökünden geldiğini, temel anlamının bir şeyin eksilmesi, tamamen yok olması, bereketinin ve izinin silinmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, mahk eyleminin bir şeyin etkisini veya özünü yavaş yavaş yahut kökten kazıyıp yok etmek olduğunu, ayette Allah'ın faizin görünürdeki sayısal artışına rağmen onun asıl bereketini, toplumsal ve bireysel faydasını tamamen sileceğini ve onu nihai bir çöküşe mahkum edeceğini ifade ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin sadece fiziksel bir yok oluşu değil, malın ontolojik ve ahlaki değerden soyutlanmasını anlattığını, faizcinin zenginliğinin ilahi yasalar karşısında aslında sürekli bir "erime ve tükeniş" (mahk) halinde olduğunu tahlil eder.
Ribâ (الرِّبَا)
İbn Fâris, "r-b-v" kökünün artmak, çoğalmak, şişmek ve kabarmak anlamına geldiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, ayetteki muazzam anlamsal paradoksa dikkat çeker: Etimolojik olarak "artış ve büyüme" anlamına gelen riba kelimesi, tam zıddı bir anlama sahip olan "yemhaku" (yok eder/eksiltir) fiiliyle yan yana getirilerek, insanın ekonomik algısındaki yüzeyselliğin ilahi hakikat tarafından nasıl tersyüz edildiği çarpıcı bir biçimde ortaya konmuştur; faizdeki artış gerçek bir büyüme değil, patlamaya mahkûm hastalıklı bir şişkinliktir.
Yurbî (يُرْبِي)
İbn Fâris, fiilin "r-b-v" kökünün if'âl formunda olduğunu ve bir şeyi büyütmek, artırmak, besleyip geliştirmek anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, Allah'ın sadakaları büyütmesinin (yurbî), verilen malın miktarını artırmaktan ziyade o amelin sevabını katlaması, bereketlendirmesi ve onu ebedi bir kazanca dönüştürmesi olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, aynı ayet içinde yer alan "yemhaku" ve "yurbî" fiillerinin oluşturduğu ilahi ekonomi diyalektiğine vurgu yaparak; insanın faizle malını artırdığını, sadakayla ise eksilttiğini sanmasına karşın, Allah'ın faizi "mahk" (yok ederek), sadakayı ise "irbâ" (katlayıp büyüterek) insanın bu çarpık rasyonel hesaplarını yerle bir ettiğini analiz eder.
Sadekât (الصَّدَقَاتِ)
İbn Fâris, "s-d-k" kökünün güç, sağlamlık ve doğruluk anlamına geldiğini, inanan kişinin imanındaki doğruluğu ve samimiyeti maddi fedakârlığıyla ispatlamasından dolayı bu tür karşılıksız yardımlara sadaka denildiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibarıyla Aramice ve Süryanicedeki "zidqâ" (doğruluk, dindarlık, hayırseverlik) kavramlarına dayandığını ve Sami dini geleneğinde çok köklü bir yere sahip olduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, sadakanın, kulun ilahi sözleşmeye sadakatinin somut bir nişanesi olduğunu, faizin bencilce yutma eylemine karşı sadakanın cömertçe paylaşma erdemini temsil ettiğini ifade eder.
Keffâr (كَفَّارٍ)
İbn Fâris, "k-f-r" kökünün örtmek, gizlemek anlamına geldiğini, kelimenin "fe'âl" vezninde (mübalağa/aşırılık formu) kullanılarak bir şeyi son derece inatla ve şiddetle örten kişiyi ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "keffâr" sıfatının, Allah'ın verdiği nimetleri (meşru ticaret ve rızık) inatla görmezden gelip nankörlükte zirveye ulaşanları tanımladığını; faizcinin, helal kazanç yollarını bırakıp sömürüye yönelmesiyle en büyük nimet inkârcılarından biri hâline geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kavramsal sisteminde ekonomik bir suç olan faizin, bu kelime üzerinden doğrudan teolojik bir zemine, inançsızlığa ve "mutlak nankörlüğe" (küfr) eşitlendiğini, faizcinin sadece topluma değil, ilahi düzene karşı da büyük bir isyan içinde olduğunu tahlil eder.
Esîm (أَثِيمٍ)
İbn Fâris, "e-s-m" kökünün iyilik yapmakta yavaş davranmak, geri kalmak anlamına geldiğini, zamanla insanı erdemden alıkoyan ve onu cezaya müstahak kılan her türlü ağır suç ve günah için kullanılmaya başlandığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "esîm" kelimesinin, günah işlemeyi alışkanlık hâline getirmiş, günaha iyice batmış ve ruhu bu ağırlıkla kararmış kişi anlamına geldiğini belirtir. Celaleddin el-Suyuti, ayetin sonundaki "keffâr" ve "esîm" kelimelerinin birleşimine dikkat çekerek; faizcinin iç dünyasında hakikati örten koyu bir nankör (keffâr), dış dünyasında ise insanların emeğini gasp ederek sürekli günah üreten bir suçlu (esîm) olduğunu, bu iki sıfatın faiz kurumunun hem bireysel ahlakı hem de sosyal adaleti nasıl çürüttüğünün kesin bir tablosu olduğunu aktarır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla