Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 227. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 227. Ayet

    وَاِنْ عَزَمُوا الطَّـلَاقَ فَاِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-in ‘azemû-ttalâka fe-inna(A)llâhe semî’un ‘alîm(un)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Dönüş yapmayıp boşamaya karar verirlerse şüphe yok ki Allah onların sözlerini işiten, niyetlerini bilendir.

      Dönüş yapmayıp boşamaya karar verirlerse. Bu ilâhî beyan şu âyete benzemektedir: "Kadınları boşadığınız, onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri vakit kendilerini ya iyilikle tutun veya son boşama hakkınızı kullanarak iyilikle serbest bırakın". Bu, ikinci âyette belirtilen iki husûsun, sürenin bitmesinden sonra yapılması anlamına gelmez, tefsirini yaptığımız âyette de durum aynıdır. Nihaî gerçeği bilen Allah'tır.

      Onların sözlerini işiten. Yani îlâ biçimindeki yeminlerini. Niyetlerini bilendir. Yani kocanın eşine dönüş yapmayacağına dair hükmünü gerçekleştirmeyi bilendir, nitekim aslında bu husûs O'nun ezelî ilminde aynı şekilde yer almıştır. Bir bakıma Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: O, yaratıklarından sâdır olacak hareketleri, huzur ve düzenlerinin bağlı bulunduğu husûsları ve davranışlarının varacağı neticeyi bilerek insanları yaratmıştır; O, insanların fısıldaşma şeklinde, gizli yahut aşikâre olarak söyledikleri her şeyi işitendir. Başarıya ulaştıran sadece Allah'tır.

      Dönüş yapmayıp boşamaya karar verirlerse. İbn Abbâs'tan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Boşamaya karar vermek dört ayın sona ermesi demektir. Yukarıda ashâb-ı kirâmın boşamaya karar vermenin dört ayın sona ermesi anlamına geldiğine dair görüş beyan ettiğini zikretmiştik.

      Şüphe yok ki Allah onların sözlerini işiten. Yani îlâ şeklindeki yeminlerini. Niyetlerini bilen. Yani dönüş yapmaktan vazgeçtiklerini, yahut îlâ ile ne kast ettiğini. Nihaî gerçeği bilen Allah'tır.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Azemû (عَزَمُوا)

        İbn Fâris, "a-z-m" kökünün temel anlamının bir şeyi kesip atmak, tereddüde yer bırakmaksızın kesin bir karar vermek ve niyeti sağlamlaştırmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, azm kavramının kalbin belirli bir eylemi yapmaya veya yapmamaya kesin olarak yönelmesi ve o işe odaklanması olduğunu; ayetin bağlamında bu kelimenin, îlâ (eşine yaklaşmama yemini) yapan kocanın bekleme süresi sonunda evliliğe dönmemesi durumunda, evliliği sürüncemede bırakmayıp boşanma yönünde alması gereken kesin ve net irade beyanını ifade ettiğini kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin etimolojik olarak kesinleşmiş bir niyet bildirdiğini, Kur'an'ın bu fiili kullanarak erkeğin kadını arafta bırakma ihtimalini ortadan kaldırdığını ve hukuki bağın koparılmasının meşru, açık bir kararlılıkla (azm ile) yapılması gerektiğini vurguladığını belirtir.

        Talâk (الطَّلَاقَ)

        İbn Fâris, "t-l-k" kökünün asıl anlamının serbest bırakmak, bir bağı çözmek ve salıvermek olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî, talâk kelimesinin sözlükte bağlanmış bir düğümü çözmek veya bağlı bir deveyi serbest bırakmak anlamına geldiğini; şer'i ıstılahta (terminolojide) ise evlilik akdinin (nikah bağının) çözülmesi ve kadının serbest kalması eylemini ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, İslam öncesi cahiliye toplumunda talâk kavramının erkeğin tek taraflı, keyfi ve genellikle kadını ezmek için kullandığı kuralsız bir salıverme aracı iken; Kur'an'ın aynı etimolojik kökü alarak onu belirli hukuki, zamansal (iddet) ve ahlaki sınırlar içine hapsettiğini, böylece rastgele bir "kovma" eylemini kurallı bir sözleşme feshine dönüştürdüğünü analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kökündeki "bağı çözme" manasının, eşler arasındaki maddi ve manevi sözleşmenin kesin bir kararlılıkla (azm) sonlandırılması aşamasını anlattığına dikkat çeker.

        Allah (اللَّهَ)

        İbn Fâris, kelimenin "e-l-h" kökünden türediğini ve mutlak surette ibadet edilen, sığınılan yüce varlık anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, Allah lafzının ilah kelimesinden kaynaklandığını, bu ayetin bağlamında boşanma gibi aile mahremiyetini ve bireylerin haklarını doğrudan ilgilendiren kararlarda, O'nun nihai denetleyici ve hüküm sahibi otorite olduğuna işaret ettiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibarıyla İslam öncesi dönemde de bilindiğini ve Sami dil ailesindeki Tanrı kavramlarıyla etimolojik bir irtibatı olduğunu ifade eder. Theodor Nöldeke, kelimenin el-İlah formundan zamanla kaynaşarak özel isim olan Allah formuna dönüştüğünü dilbilimsel bir süreç olarak değerlendirir.

        Semî' (سَمِيعٌ)

        İbn Fâris, "s-m-a" kökünün sesi algılamak, işitmek ve söylenen bir söze icabet etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Semî' sıfatının, Allah'ın her türlü sesi kusursuzca işittiğini anlatan bir mübalağa kalıbı olduğunu; ayetteki kullanımıyla eşlerin kendi aralarında ettikleri yeminleri (îlâ), tartışmaları veya telaffuz ettikleri boşanma (talâk) sözlerini Allah'ın bizzat duyduğunu ve bu beyanların ilahi bir kayıt altına alındığını ifade ettiğini açıklar.

        Alîm (عَلِيمٌ)

        İbn Fâris, "a-l-m" kökünün bir şeyin hakikatini, mahiyetini ve alametlerini derinlemesine idrak etmek, şüpheye yer bırakmayacak şekilde tam olarak bilmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Alîm sıfatının, Allah'ın sadece dile dökülen sözleri değil, o sözlerin arkasında yatan asıl niyetleri şaşmaz bir şekilde bildiğini ifade ettiğini; boşanma kararı alan (azmeden) kişinin kalbindeki niyetin zaruret mi yoksa eşine zarar verme veya hakkını gasp etme arzusu mu olduğunun Allah tarafından tüm çıplaklığıyla bilindiğini vurguladığını kaydeder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X