وَاِذَا تَوَلّٰى سَعٰى فِي الْاَرْضِ لِيُفْسِدَ ف۪يهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Bakara Sûresi, 205. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: bakara 205, bozguncu, fesat, bakara suresi 205. ayet, bakara suresi, tahribat, allah, arz, sevgi
-
Öylesi hakimiyeti eline geçirince yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Oysa ki Allah bozgunculuğu sevmez.
Öylesi hakimiyeti eline geçirince yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Oysaki Allah bozgunculuğu sevmez. Farklı şekillerde yorumlanmıştır. Denildi ki ekini yok eder, kadınları öldürür demektir, çünkü onlar, kadınlarınız sizin için neslin üreme kaynağıdır mealindeki ayet-i kerimede görüldüğü üzere insan neslinin üreme mahallidir. Kadınların yok edilmesi neslin tükenmesini sonuçlandırır. Yine denildi ki Cenab-ı Hak hars kelimesi ile ziraattaki ekinin kendisini kastetmiştir, nesil ise hayvanlar demektir. Buna göre bozguncu kimse ekini yakar ve bütün hayvanları kısırlaştırır. Bir de şöyle denilmiştir: O dönemin inkarcıları bozgunculuk yapmakta ve günah işlemekteydi, bu sebeple de Allah yağmur göndermemekte, dolayısıyla gerek insanlar gerekse diğer canlılar sıkıntı ve helake maruz kalmaktaydı. Şunu da belirtmek gerekir ki ekini yok etmeye çalışır mealindeki beyan insanoğlunu öldürme manasına da gelebilir; insanların öldürülmesinde ise üreme ve türemeye vasıta olan her şeyin ortadan kalkması bahis konusudur, çünkü tohumu eken ve üreyen onlardır. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.
Oysa ki Allah bozgunculuğu sevmez, manası açıktır.
Yorumu Yorumla
-
tevellâ (تَوَلَّىٰ)
Kelimenin kökü t-v-l (v-l-y) harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, v-l-y kökünün yakınlık, bitişiklik ve bir şeye yönelmek anlamlarına geldiğini, ayrıca sırtını dönmek ve yüz çevirmek gibi zıt bir anlama da sahip olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bağlama göre bir işi üstlenmek veya bir şeyden yüz çevirip ayrılmak anlamına geldiğini, bu ayette kişinin huzurdan ayrılıp arkasını dönerek gitmesi eylemini ifade ettiğini açıklar.
seâ (سَعَىٰ)
Kelimenin kökü s-a-y harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, s-a-y kökünün hızlıca yürümek, koşmak ve bir işi başarmak için yoğun çaba sarf etmek anlamlarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, sa'y kavramının normal yürüyüşten daha hızlı, koşmadan daha yavaş bir ilerleme olduğunu, mecazi olarak insanın iyi veya kötü bir amaç uğruna gösterdiği maksatlı, kararlı ve yoğun gayreti ifade ettiğini belirtir.
el-ardı (الْأَرْضِ)
Kelimenin kökü e-r-d harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, e-r-d kökünün aşağıda olan, ayak basılan ve üzerinde yaşanılan zemin anlamına geldiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, arz kelimesinin, gökyüzünün zıttı olarak insanın üzerinde faaliyet gösterdiği maddi yeryüzünü temsil ettiğini, bağlam içerisinde eylemlerin gerçekleştirildiği toplumsal ve fiziksel yaşam alanına işaret ettiğini açıklar.
yufside (يُفْسِدَ)
Kelimenin kökü f-s-d harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, f-s-d kökünün bir şeyin dengesinin bozulması, çürümesi, yoldan çıkması ve iyilik anlamına gelen salahın zıttı olan yıkım anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, fesat kavramının, nesnelerin veya durumların doğal ve doğru durumlarından saparak bozulması olduğunu, insanın kasıtlı olarak doğal, ahlaki ve toplumsal düzeni tahrip etme eylemini anlattığını vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlaki çerçevesinde bu kavramı, yeryüzünde ilahi düzenin zıddı olan kaosu yaratma, ahlaki çöküntüyü yayma ve ontolojik yıkımı gerçekleştirme eylemi olarak analiz eder.
yuhlike (يُهْلِكَ)
Kelimenin kökü h-l-k harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, h-l-k kökünün bir şeyin tamamen yok olması, parçalanması, işlevini yitirmesi ve varlığının son bulması anlamlarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, helak kavramının, bir varlığın yapısının bozulması ve fayda vermeyecek şekilde yok edilmesi anlamına geldiğini, burada fesat çıkarıcının tabiatı ve canlıları acımasızca tahrip edişini simgelediğini açıklar.
el-harse (الْحَرْثَ)
Kelimenin kökü h-r-s harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, h-r-s kökünün toprağı yarmak, işlemek, tohum ekmek ve kazanmak anlamlarına geldiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, hars kelimesinin aslen toprağı tohum atmak için hazırlamak olduğunu, mecazi olarak da ziraati, ekini ve insanın emeğinin mahsullerini ifade ettiğini, bağlamda ekonomik ve tarımsal kaynakların bütününü temsil ettiğini belirtir.
en-nesle (النَّسْلَ)
Kelimenin kökü n-s-l harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, n-s-l kökünün bir şeyden ayrılıp düşmek, hızlıca ilerlemek ve üremek, çoğalmak anlamlarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, nesil kavramının canlıların üremesi ve soylarının devam etmesi olduğunu, hars ile birlikte kullanıldığında insanın hayatta kalması için elzem olan tarım ve hayvancılık potansiyelini, yani yeryüzünün biyolojik devamlılığını ifade ettiğini açıklar.
Allâhu (اللَّهُ)
Kelimenin kökü e-l-h harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, e-l-h kökünün kulluk etmek, yönelmek ve sığınmak anlamlarına geldiğini, Allah lafzının ise ibadet edilen tek ve yüce yaratıcıya delalet ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu lafzın, ibadet edilmeye layık olan tek gerçek mabudun özel ismi olduğunu açıklar. Arthur Jeffery, Allah kelimesinin İslam öncesi Arap yarımadasında da en yüce tanrı için kullanıldığını, köken olarak muhtemelen Süryanice veya Aramice kelimelerle dilsel bir etkileşim içinde bulunduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında bu kelimenin en yüce odak noktası olduğunu, İslam öncesi dönemdeki belirsiz yüce tanrı figüründen vahiy ile mutlak, tek ve her şeye kadir olan yaratıcı kavramına dönüştürüldüğünü detaylıca inceler.
yuhibbu (يُحِبُّ)
Kelimenin kökü h-b-b harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, h-b-b kökünün bağlanmak, ayrılmamak, bir şeye meyletmek ve onu sevmek anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, muhabbet ve sevgi kavramının, varlığın iyi ve güzel gördüğü bir şeye yönelmesi olduğunu, Allah için olumsuzluk edatıyla birlikte kullanıldığında O'nun bu eylemden kesinlikle razı olmaması, iradesinin o yönde tecelli etmemesi ve onaylamaması anlamına geldiğini açıklar.
el-fesâde (الْفَسَادَ)
Kelimenin kökü f-s-d harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, f-s-d kökünün denge ve düzenin bozulması, çürüme ve yıkım anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, fesat kavramının salah ve ıslahın tam zıttı olduğunu, doğal veya toplumsal durumların olması gereken ölçüden sapması ve yozlaşması olduğunu açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Kur'ani bağlamda fesadın, sadece bireysel bir ahlaksızlık değil, aynı zamanda toplumun varoluşsal zeminini tahrip eden, ekolojik ve sosyolojik düzeni çökerten sistematik ve yıkıcı bir eylem türü olarak tanımlandığını ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla