Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 202. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 202. Ayet

    اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ نَص۪يبٌ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ سَر۪يعُ الْحِسَابِ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ulâ-ike lehum nasîbun mimmâ kesebû(c) va(A)llâhu serî’u-lhisâb(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      İşte onlar yaptıkları iyi amellere mukabil nasiplerini alacak olanlardır. Şüphesiz Allah hesabı pek çabuk görendir.

      Şüphesiz Allah hesabı pek çabuk görendir. Bu hususta farklı yorumlar yapılmıştır. Bir kanaate göre ifadede takdim ve tehir mevcut olup bir anlamda Cenab-ı Hak "hesap görmesi süratlidir" buyurmaktadır. Denildi ki Allah'ın hesap görmesinin süratli oluşu şu sebepledir ki hesap görmede yavaş hareket etmek düşünme ve hatırlama zorunluluğu, ayrıca parmakla onar onar yapılan hesabın akılda tutulmasına olan ihtiyaç yahut da başka meşgale yüzündendir. Allah Teâlâ ise bütün bunlardan yani sözü edilen ihtiyaçlarla nitelendirilmekten veya başka bir şeyle meşgul olmaktan münezzehtir. Bir de denildi ki hesabı seri' demek vakti gelmişçesine yakın demektir, Kıyametin kopması yaklaşmıştır, Gerçekleşmesi muhakkak olan kıyamet yaklaşmıştır, Allah'ın emri geldi yani yaklaştı mealindeki beyanlarda olduğu gibi. Bir de şöyle denilmiştir: Hesabı çabuktur ifadesi azabının şiddetli oluşundan kinayedir, yani cezası ve azabı şiddetlidir. Bu sonuncu yorum Hz. Peygamber'in, inceden inceye hesaba çekilen kimse azaba maruz kalmış demektir mealindeki hadisine benzemektedir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        nasîbun (نَصِيبٌ)

        Kelimenin kökü n-s-b harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, n-s-b kökünün bir şeyi dikmek, yerleştirmek ve bir şeye yönelmek anlamlarına geldiğini, buradan hareketle bir kişinin belirli ve ayrılmış payı, hissesi anlamına ulaştığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin, bir bütünden kişinin nasibine düşen, ona ayrılmış olan hak ve pay olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Kur'an bağlamında bu kelimenin, kişilerin kendi gayret ve amelleri neticesinde hak ettikleri maddi veya manevi karşılığı ifade ettiğini vurgular.

        kesebû (كَسَبُوا)

        Kelimenin kökü k-s-b harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, k-s-b kökünün aramak, çabalamak ve çalışarak bir şey elde etmek, toplamak anlamlarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "kesb" kavramının insanın kendi iradesi ve çabasıyla elde ettiği yarar veya zarar, iyilik veya kötülük anlamında kullanıldığını, eylemin bizzat kişinin kendi inisiyatifiyle gerçekleştiğine vurgu yaptığını belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlaki çerçevesinde bu fiilin, insanın kendi özgür iradesiyle seçip yaptığı eylemleri ve bu eylemlerin uhrevi boyuttaki sorumluluğunu yüklenmesini anlatan temel etik kavramlardan biri olduğunu analiz eder.

        Allâhu (اللَّهُ)

        Kelimenin kökü e-l-h harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, e-l-h kökünün kulluk etmek, yönelmek ve sığınmak anlamlarına geldiğini, "Allah" lafzının ise ibadet edilen tek ve yüce yaratıcıya delalet ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu lafzın, ibadet edilmeye layık olan tek gerçek mabudun özel ismi olduğunu açıklar. Arthur Jeffery, "Allah" kelimesinin İslam öncesi Arap yarımadasında da en yüce tanrı için kullanıldığını, köken olarak muhtemelen Süryanice veya Aramice kelimelerle dilsel bir etkileşim içinde bulunduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında bu kelimenin en yüce odak noktası olduğunu, İslam öncesi dönemdeki belirsiz yüce tanrı figüründen, Kur'an vahyiyle mutlak, tek ve her şeye kadir olan yaratıcı kavramına dönüştürüldüğünü detaylıca inceler.

        serîu (سَرِيعُ)

        Kelimenin kökü s-r-a harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, s-r-a kökünün bir işi çabuk yapmak, hızlanmak ve ivme kazanmak anlamlarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin yavaşlığın zıttı olarak hız ve çabukluk ifade ettiğini, bağlam içerisinde Allah için kullanıldığında O'nun eylemlerinin ve hesap sormasının hiçbir engele takılmadan, anında ve zamanın kısıtlamalarından bağımsız olarak gerçekleştiği anlamına geldiğini belirtir.

        el-hısâbi (الْحِسَابِ)

        Kelimenin kökü h-s-b harflerinden oluşmaktadır. İbn Fâris, h-s-b kökünün saymak, hesaplamak ve bir şeyin miktarını belirlemek anlamlarına geldiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "hesap" kelimesinin bir şeyin niceliğini bilmek, saymak anlamından türeyerek, ahiret bağlamında insanın dünyadaki amellerinin miktar ve nitelik olarak eksiksiz bir şekilde karşısına çıkarılması ve değerlendirilmesi eylemini ifade ettiğini açıklar. Arthur Jeffery, bu terimin ticari bir kökenden gelerek dini metinlerde ilahi yargılama ve amellerin tartılması anlamında teknik bir terime dönüştüğünü, Süryanice ve Yahudi-Aramice dini literatürdeki karşılıklarıyla benzer bir gelişim çizgisi gösterdiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ticari terminolojiyi ahlaki ve eskatolojik bir boyuta taşımasının tipik bir örneği olarak "hesap" kavramını inceler; amellerin ilahi bir deftere kaydedilip tam bir adaletle karşılık bulmasını anlatan temel ahiret tasavvurlarından biri olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X