Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 192. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 192. Ayet

    فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fe-ini-ntehev fe-inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Şayet savaştan vazgeçerlerse şunu bilsinler ki Allah günahları bağışlayan ve kullarını esirgeyendir.

      Şayet savaştan vazgeçerlerse şunu bilsinler ki Allah günahları bağışlayan ve kullarını esirgeyendir. Bu iki şekilde yorumlanabilir. Biri şirkten vazgeçip İslam'ı benimserlerse Allah Teâlâ kendilerini rahmetiyle bürür. Diğeri savaşı başlatmaktan vazgeçer müslüman olurlarsa gafûr olan Allah kendilerine merhamet edip günahlarını bağışlar.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İntehev (انتَهَوْا)

        İbn Fâris, "n-h-y" kökünün temel anlamının bir hedefe veya sonuca ulaşmak, bir işi bitirmek, durmak ve engellemek olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımıyla, düşman tarafın savaşı, saldırganlığı ve müminlere yönelik zulmü (fitneyi) kendi iradeleriyle veya yenilgi neticesinde tamamen durdurması eylemini ifade ettiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, intiha kavramını bir şeyin nihayetine (sonuna) varması ve kişinin yasaklanan bir eylemden kendini alıkoyup vazgeçmesi olarak tanımlar. Burada eylemin sadece pasif bir duruş değil, müşriklerin silahlı düşmanlık politikasını kesin olarak terk etmeleri anlamına geldiğini detaylandırır. Toshihiko Izutsu, bu fiili savaş teolojisindeki kırılma noktası olarak analiz eder; İslam savaş hukukunun intikam odaklı olmadığını, karşı tarafın şiddeti sonlandırması (intiha) durumunda Müslümanların da savaşı derhal durdurmak zorunda olduklarını, zira asıl hedefin düşmanı yok etmek değil, zulmü ve varoluşsal tehdidi bitirmek olduğunu vurgular.

        Allâh (اللَّهَ)

        İbn Fâris, "e-l-h" kökünden türeyen bu ismin, mutlak otorite sahibi ve kendisine mutlak itaatle yönelinen yüce yaratıcıyı ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bağlam içinde Allah lafzının, düşmanlık bittiği anda intikam duygularını bastırarak yeni duruma (barışa) uyum sağlaması gereken inananlara nihai yasa koyucu ve merhamet kaynağı olarak zikredildiğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki kökenine (Aramice/Süryanice Alaha) atıfta bulunarak, burada intikam ve savaşın ötesinde bağışlayıcılık vasfıyla öne çıkan aşkın otoriteyi nitelediğini aktarır.

        Ğafûrun (غَفُورٌ)

        İbn Fâris, "ğ-f-r" kökünün örtmek, gizlemek, saklamak ve korumak anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Ğafûr isminin, düşman savaştan ve şirkten vazgeçtiği takdirde, onların geçmişte inananlara yaptıkları o ağır eziyetleri, sürgünleri ve fitneleri ilahi rahmetiyle tamamen örtecek, silecek ve yok sayacak olan mutlak bağışlayıcı makamını ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kavramın İslam ahlakındaki dönüştürücü gücünü analiz eder; en ağır savaş suçlarını işleyen düşmanın bile "vazgeçme" (intiha) şartıyla bu devasa ilahi affa (mağfirete) muhatap olabilmesinin, Kur'an'ın hukuki sisteminde merhametin kör intikamdan her zaman daha üstün ve kalıcı bir ontolojik değer taşıdığını gösterdiğini vurgular.

        Rahîmun (رَّحِيمٌ)

        İbn Fâris, "r-h-m" kökünün incelik, acıma, şefkat, koruma hissi ve anne rahmi anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Rahîm isminin, kötülükten vazgeçenlere sadece geçmişi affetmekle (ğafûr) kalmayıp, onlara özel bir lütuf, sevgi ve şefkatle muamele eden aktif ilahi inayet olduğunu detaylandırır. Arthur Jeffery, kelimenin Süryanice ve Aramicedeki "raḥmā" (merhamet/şefkat) köküyle aynı teolojik havzadan beslendiğini kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Ğafûr ve Rahîm isimlerinin şiddet, savaş ve öldürme emirlerinin hemen ardından zikredilmesinin Kur'an'ın retorik ve ahlaki şaheserlerinden biri olduğunu; bu durumun, şiddetin hiçbir zaman dinin asıl veya arzulanan amacı olmadığını, ideal olanın ve nihai hedefin her zaman barış, af ve merhamet olduğunu kanıtlayan çok güçlü bir metinsel veri olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X