اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا فَاُو۬لٰٓئِكَ اَتُوبُ عَلَيْهِمْۚ وَاَنَا التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Bakara Sûresi, 160. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: merhamet, tövbe, bakara suresi 160. ayet, bakara 160, tevvab, bakara suresi, gerçeği açıklama, rahim, salih, tevbe, rahmet
-
Ancak tuttukları yanlış yoldan dönüş yapanlar, iyi hal gösterenler ve gerçeği açıklayanlar müstesna. Ben onların tövbelerini kabul ederim. Ben zaten tövbeleri çokça kabul eden ve fazlasıyla esirgeyenim.
Ancak tuttukları yanlış yoldan dönüş yapanlar, iyi hal gösterenler ve gerçeği açıklayanlar müstesna. Denildi ki şirkten dönüş yapanlar, kendileriyle Rab'leri arasındaki amel ve münasebetlerde iyi hal gösterenler ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin niteliklerini açıklayanlar. Yine denildi ki gerçeği gizlemekten dönüş yapanlar, gizlemek suretiyle bozdukları şeyleri düzeltenler ve gizlediklerini açıklayanlar.
Ben onların tövbelerini kabul ederim. Dönüş yapanın tövbesini kabul eder yahut onları tövbeye muvaffak kılar manaları verilmiştir.
Ayetin sonunda yer alan rahim kelimesinin burada "günahlarına karşılık cezalandırmaktan vazgeçen" manasına geldiği ifade edilmiştir. Bir de "keder ve üzüntülerini gideren" şeklinde yorumlanmıştır.
Yorumu Yorumla
-
Tâbû (تَابُوا)
İbn Fâris, bu kelimenin "t-v-b" kökünden türediğini ve temel anlamının geri dönmek, eski hale rücu etmek olduğunu belirtir. Dini bağlamda, kişinin işlediği bir hatadan veya saptığı yanlış yoldan asıl fıtratına ve hakikate geri dönmesini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, tövbeyi günahı çirkinliği sebebiyle terk etmek, yaptığına pişman olmak ve bir daha o suça dönmemeye kastetmek olarak tanımlar; ayetteki kullanımının, hakikati gizleme suçundan dönerek ilahi iradeye yönelişin eylemsel ilk adımı olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, bu fiili insanın ontolojik ve ahlaki yönelimindeki keskin bir dönüş (metanoia) olarak analiz eder; kişinin kendi iradesiyle hayatının rotasını değiştirip varoluşsal bir uyanışla yüzünü yeniden Tanrı'ya çevirmesi olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, tövbe eyleminin sıradan bir sözlü pişmanlık değil, zihinsel ve pratik bir kopuş ve hakikatin safiyetine geri dönüş iradesi olduğunu ifade eder.
Aslehû (أَصْلَحُوا)
İbn Fâris, "s-l-h" kökünün bozulmanın (fesat) zıddı olarak bir şeyin iyi, sağlam ve düzgün olması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki formunun, sadece kendi iç dünyasını düzeltmekle kalmayıp, dış dünyadaki bozulan durumları da aktif bir şekilde tamir etmek ve iyileştirmek anlamına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, ıslah eylemini, tövbenin samimiyetini ispatlayan eylemsel bir aşama olarak görür; gizlenen hakikatin yol açtığı manevi ve toplumsal tahribatı onarmak, bozulan dengeyi yeniden kurmak olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kavramın İslam'ın ahlaki sisteminde merkezi bir yere sahip olduğunu, pasif bir iyilik halinden ziyade, ahlaki bir reform ve aktif bir yapıcılık durumu sergilediğini, inananın bozgunculuğa karşı ürettiği eylemsel bir duruş olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ıslahı, günahın ontolojik boyutta yarattığı yırtılmayı dikme ve varoluşsal uyumu yeniden sağlama çabası olarak detaylandırır.
Beyyenû (بَيَّنُوا)
İbn Fâris, "b-y-n" kökünün ayrılmak, açık ve seçik olmak, bir şeyi gizlilikten çıkarıp görünür kılmak anlamına geldiğini belirtir. Ayette, örtbas edilen gerçeklerin cesaretle ve net bir biçimde ortaya konması eylemini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu fiili hakikati hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklamak olarak tanımlar; tövbenin ve ıslahın tamamlayıcı son şartı olarak, bozulan bilgi etiğinin düzeltilmesi ve saklanan vahyin insanlara net bir biçimde ulaştırılması sorumluluğu olduğunu açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin kökenindeki açıklama ve netleştirme vurgusunun, Süryanice ve Aramicedeki "bayyānā" formlarıyla anlamsal bir paralellik taşıdığını ve teolojik bir beyan sorumluluğunu nitelediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, hakikati gizleme suçunun ancak onu aktif bir şekilde ifşa edip yayarak telafi edilebileceğini, bu fiilin inancın epistemolojik boyutundaki bir restorasyon eylemi olduğunu vurgular.
Etûbu (أَتُوبُ)
İbn Fâris, yine "t-v-b" (geri dönmek) kökünden gelen bu fiilin birinci tekil şahıs formunda Allah'a nispet edildiğinde, O'nun kuluna lütuf ve merhametle geri dönmesi, ceza vermekten vazgeçmesi anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Allah'ın tövbe etmesinin (kuluna dönmesinin), kulun mazeretini kabul edip onu bağışlaması ve günahın izlerini silmesi olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, "t-v-b" kökünün Kur'an semantiğindeki bu çift yönlü (diyalojik) kullanımını çarpıcı bulur; kul pişmanlıkla Tanrı'ya yönelirken, Tanrı da bu yönelişe karşılıksız kalmayarak inayet ve bağışlamayla kuluna yönelir. Bu karşılıklı dönüşün, ilahi merhametin dinamizmini oluşturduğunu analiz eder.
Et-Tevvâb (التَّوَّابُ)
İbn Fâris, "t-v-b" kökünden türeyen bu ismin mübalağa (yoğunluk) kalıbında olduğunu ve sürekli, tekrar tekrar dönen anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu ismin Allah için kullanıldığında, kullarının tövbelerini ne kadar çok veya ne kadar büyük olursa olsun defalarca kabul eden, onları bağışlamaktan asla geri durmayan mutlak affedici makamını temsil ettiğini açıklar. Arthur Jeffery, Arapçadaki bu mübalağa formunun (fa''âl), Tanrı'nın sıfatlarındaki sürekliliği ve sonsuz kapasiteyi ifade eden karakteristik bir teolojik üslup olduğunu aktarır. Toshihiko Izutsu, bu ismi, kulun her düşüşünde ona yeniden bir kapı aralayan, dışlanmışlık tehdidine karşı varoluşsal bir sığınak işlevi gören, aktif ve tükenmez bir ilahi lütuf kaynağı olarak inceler.
Er-Rahîm (الرَّحِيمُ)
İbn Fâris, "r-h-m" kökünün incelik, acıma, şefkat ve koruma hissi anlamlarına geldiğini yineler. Râgıb el-İsfahânî, Rahîm isminin, tövbe edip dönüş yapan kullara yönelik özel, sürekli ve fiili bir merhameti, onları koruyup gözetmeyi ifade ettiğini belirtir. Arthur Jeffery, bu terimin Sami dilleri ailesindeki "rehem" (rahim) kökünden beslendiğini ve Tanrı'nın yarattıklarına duyduğu annelik içgüdüsüne benzer derin, fıtri bir şefkati nitelediğini savunur. Toshihiko Izutsu, Tevvâb ismiyle yan yana gelmesinin, ilahi affın soğuk ve mekanik bir beraat kararı değil, aksine sıcak, kuşatıcı ve varlığı iyileştirici mutlak bir sevgi zeminine dayandığını analiz eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla