Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 131. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 131. Ayet

    اِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُٓ اَسْلِمْۙ قَالَ اَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İż kâle lehu rabbuhu eslim(s) kâle eslemtu lirabbi-l’âlemîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Rabb'i ona, 'Teslim ol!' dedi, o da, 'Alemlerin Rabb'ine teslim oldum!' diye cevap verdi.

      Rabb'i ona, "Teslim ol!" dedi, o da, "Alemlerin Rabb'ine teslim oldum!" diye cevap verdi. Ayette ki eslim kelimesi "samimi ve ihlaslı ol!" şeklinde yorumlandı. Bu ilahi beyanın başlangıçta İslam olmasına dair bir emir konumunda bulunması da mümkündür, daha önce zikrettiğimiz üzere iman önem ve özellik arzeden her zaman diliminde yenilenir. Yine Allah'ın Hz. İbrahim'e yönelik bu emri kendisine indirilen bir vahiy statüsünde "şöyle de" konumunda bulunması, onun da gerekeni söylemiş bulunması muhtemeldir. Eğer bu beyan bir vahiy idiyse kendisini Allah'a teslim etmesini amaçlamıştır. Allah'ın eslim emrinin kalbin fıtri olarak İslam'ı benimsemesi yönünde olması muhtemeldir; şayet böyle ise emir tevhidi değil, İslam'ı hedeflemiştir. Bundan başka ilk yaratılış İslam'ı da ihtimal dahilindedir, "'Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?; Onlar da 'Evet, Rabb'imizsin' dediler" beyanında olduğu gibi ki onlar bunu tabii yaratılışın bir gereği olarak söylemişlerdir. Allah Teala'nın Hz. İbrahim'e, "İnsanlar arasında haccı ilan et" mealindeki emri de bu çizgi üzerinde seyreder; İbrahim emredilen çağrıyı yapmış, onlar da babalarının (ve annelerinin) dölünden var olacakları zamana bağlı olarak tabii yaratılışın bir gereği olarak icabet etmişlerdir. Bir de ta başlangıçta hak dini kabul etmesi konumunda bir emir olması da muhtemeldir, ayet-i kerimelerden anlaşılacağı üzere: "Gecenin karanlığı basınca bir yıldız gördü ve 'Rabbim budur' dedi... 'Ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratan yüce varlığa çevirdim:'" İşte bu ifade Cenab-ı Hakk'ın eslim emrinin karşılığı olur. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kâle (قَالَ)

        İbn Fâris, kelimenin "k-v-l" kökünden türediğini, düşüncenin dil aracılığıyla ifade edilmesi ve söz söylemek temel anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ilahi bağlamda bu fiilin, fiziksel bir ses veya harf diziliminden ziyade, Allah'ın İbrahim'e yönelttiği kesin varoluşsal talimatın (teslimiyet emrinin) doğrudan onun iç dünyasına ve şuuruna iletilmesini nitelediğini açıklar.

        Rabb (رَبُّهُ)

        İbn Fâris, "r-b-b" kökünün terbiye etmek, beslemek, büyütmek ve efendi olmak anlamlarına geldiğini aktarır. Râgıb el-İsfahânî, bir şeyi halden hale geçirerek kemale erdiren ve ihtiyaçlarını karşılayan şefkatli otorite olarak açıklar. Ayette bu emrin sıradan bir efendi-köle ilişkisinden ziyade, İbrahim'i evrensel liderliğe ve ruhsal olgunluğa (kemale) ulaştıracak olan ilahi terbiyenin bir aşaması olarak doğrudan "Rabb" ismiyle geldiğini ifade eder.

        Eslim (أَسْلِمْ)

        İbn Fâris, kelimenin "s-l-m" kökünden türediğini, barış, esenlik, kusurlardan arınmış olmak ve boyun eğmek (teslimiyet) temel anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, insanın kendi iradesini tamamen ilahi iradeye terk etmesi, her türlü itirazı bırakarak yaratıcısına yönelmesi anlamına geldiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde bu emir kipinin, "İslam" kelimesinin salt sosyolojik veya kurumsal bir din ismi olmadan önceki en saf, varoluşsal ve eylemsel halini yansıttığını; İbrahim'den istenen şeyin pasif bir itaat değil, kendi benliğinden (kibrinden) sıyrılarak mutlak hakikate ontolojik olarak fırlatılması (teslim olması) olduğunu analiz eder.

        Eslemtü (أَسْلَمْتُ)

        İbn Fâris, eslim emriyle aynı kökten ("s-l-m") gelen birinci tekil şahıs geçmiş zaman fiili olduğunu ve "teslim oldum/boyun eğdim" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, İbrahim'in kendisine yöneltilen bu ağır ve kuşatıcı varoluşsal emre hiçbir düşünme payı, tereddüt veya pazarlık aralığı bırakmaksızın anında, tam bir içsel rıza ile icabet ettiğini gösteren eylemi nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, ayette "eslim" emri ile "eslemtü" cevabı arasındaki bu anlık ve kesintisiz geçişin, İbrahim'in fıtratındaki saf tevhidi ve "kamil insan" (Hanif) prototipinin mutlak refleksini sembolize ettiğini detaylandırır.

        Âlemîn (الْعَالَمِينَ)

        İbn Fâris, "a-l-m" kökünden türediğini, bir şeyi diğerlerinden ayıran nişan, alamet ve iz anlamına geldiğini; evrendeki her şeyin yaratıcısına işaret eden birer delil (alamet) olması sebebiyle tüm mahlukata bu ismin verildiğini aktarır. Râgıb el-İsfahânî, evrendeki akıl sahibi varlık türlerini ve bütün yaratılmışlık formlarını kapsadığını belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin dini bir terim olarak kullanımında İbranice "olam" ve Aramice/Süryanice "alma" (çağ, evren, dünyalar) kelimeleriyle tarihsel ve semantik bir kök ortaklığı taşıdığını kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, İbrahim'in teslimiyetini sadece "Rabbine" değil, "Âlemlerin Rabbine" diyerek evrenselleştirmesinin; onun vizyonunun kendi kabilesinin veya yaşadığı coğrafyanın dar sınırlarını aşıp, tüm evreni kuşatan mutlak monoteistik (tevhidi) bir kozmolojiye ulaştığını vurguladığını analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X