اَوَلَا يَعْلَمُونَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Bakara Sûresi, 77. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: bakara 77, bakara suresi, ilahi ilim, açık, bakara suresi 77. ayet, gizli, allah, ilim, bilgi
-
Bilmiyorlar mı ki Allah gizlediklerine de açıkladıkları her şeye de vakıftır.
Bilmiyorlar mı ki Allah gizlediklerine de açıkladıkları her şeye de vakıftır. Şöyle denildi: Gizlediklerine de, baş başa kalınca gizlice dile getirdikleri Muhammed'e (s.a.) yönelik inkar ve yalanlamaya. Açıkladıklarına da, ashabına yönelik tasdik ve iman gösterisine de. Gizledikleri bazı nitelikleri ve Tevrat'ta yer alıp açıkladıkları diğer nitelikleri manasının yanında şu yorum da muhtemeldir: Yahudi alimlerinin Tevrat'ta yer alan nitelikleri ortaya çıkarmaktan gizlice menetmeleri ve münafık yahudilerinin müminlere açıkladıkları Resul-i Ekrem'e ait nitelikler. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.
Yorumu Yorumla
-
Ya'lemûne / Ya'lemu (يعلمون / يعلم)
A-l-m kökünden türeyen bu kelimeler ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün asıl anlamının bir şeyin özünü kavramak, onda kesin bir alamet ve nişan bulunması olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ilim kavramını bir şeyi gerçekte olduğu gibi, şüpheden uzak ve tam olarak idrak etmek şeklinde tanımlar; ayetin bağlamında hem Yahudi din adamlarının kendi metinlerindeki hakikati bilmelerini hem de Allah'ın onların gizlediklerini eksiksiz, mutlak ve kuşatıcı bir şekilde bilmesini ifade ettiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın epistemolojik sisteminde ilmin sadece zihinsel bir bilgi birikimi değil, ontolojik bir gerçeklik olduğuna dikkat çekerek; Allah'ın mutlak ilmi karşısında insanın nifak (ikiyüzlülük) çabalarının ne denli anlamsız, geçersiz ve ahlaken çökük bir strateji olduğunu derinlemesine tahlil eder.
Yusirrûne (يسرون)
S-r-r kökünden gelen bu kelimenin etimolojisi hakkında İbn Fâris, asıl anlamın bir şeyi gizlemek, saklamak, içte tutmak ve kalbin derinliklerindeki sır olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, israr eylemini insanın başkalarından saklamaya çalıştığı, kapalı kapılar ardında veya vicdanının derinliklerinde muhafaza ettiği inanç, düşünce ve planlar olarak tanımlar; ayette riyakar grubun (halvete çekildiklerinde) kendi aralarındaki o gizli itiraflarını ve tahrifat niyetlerini kapsadığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu eylemin sadece fiziksel olarak kapalı mekanlarda konuşulanları değil; aynı zamanda iç dünyalarındaki inkarı, inatçılığı ve kibri, yani psiko-teolojik sırlarını ifade eden, varoluşsal bir örtbas etme hali olduğunu vurgular.
Yu'linûne (يعلنون)
A-l-n kökünden türeyen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün temel anlamının bir şeyin açığa çıkması, görünür olması, gizliliğin kalkması ve ilan edilmesi olduğunu, sırrın (s-r-r) tam zıddını ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, i'lan kavramını bir düşüncenin, inancın veya eylemin herkesin görebileceği ve duyabileceği şekilde dışa vurulması, alenileşmesi olarak tanımlar; bağlam içerisinde bu grubun Müslümanlarla karşılaştıklarında sergiledikleri o sahte iman beyanlarını ("inandık" demelerini) ve kamusal alandaki riyakar şovlarını simgelediğini aktarır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayette "yusirrûne" ve "yu'linûne" fiillerinin keskin bir zıtlık (tıbak) çerçevesinde art arda kullanılmasının, ilahi ilmin ihata gücünü sergilerken; aynı zamanda insanın kamusal kimliği (açıkladıkları) ile mahrem/içsel kimliği (gizledikleri) arasındaki o ahlaki yarılmayı ve hastalıklı ikiyüzlülüğü (nifakı) dramatik bir biçimde teşhir ettiğini tahlil eder.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla