Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 73. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 73. Ayet

    فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَاۜ كَذٰلِكَ يُحْـيِ اللّٰهُ الْمَوْتٰى وَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fekulnâ-dribûhu biba’dihâ(c) keżâlike yuhyi(A)llâhu-lmevtâ veyurîkum âyâtihi le’allekum ta’kilûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Bunun üzerine, "Öldürülen adama kesilen sığırın bir parçasıyla vurun!" dedik. İşte Allah bunun gibi ölüleri de diriltir ve düşünüp anlayasınız diye size ayetlerini gösterir.

      Bunun üzerine, "Öldürülen adama kesilen sığırın bir parçasıyla vurun!" dedik. Denildi ki hayvanın sağ butuyla. Fakat bu, Allah'tan bir nakil gelmeden bilinemez, ancak kitaptaki bilgiye göre sığırın bir parçasıyla denebilir.

      İşte Allah bunun gibi ölüleri diriltir. Yani sığırın bir parçasının ölüye vurulması örneğinde olduğu gibi Allah insanların tasavvur edemeyecekleri yöntemle ölüleri diriltir. "Rüzgarları gönderip de bulutu harekete getirmesini sağlayan Allah'tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağı canlandırırız. Ölülerin diriltilmesi de buna benzemektedir" mealindeki ilahi beyan da bunun gibidir. Cenab-ı Hak ölü durumunda bulunan toprağa gökten indirilen su ile hayat verdiği gibi insanların tahmin ve tasavvur edemeyeceği bir yöntemle ölüleri de diriltip tekrar hayata kavuşturur. Nihai gerçeği bilen Allah'tır. Allah Teala'nın İsrailoğulları'ndan öldürülen kişinin diriltmesinin bir sebebi de onların kıyamet günü insanların diriltilmesi gerçeğini tam olarak kabul edememiş bulunmalarıdır, denebilir. Aziz ve celil olan Allah, tam kanaat getirip kararlılık kazanmaları ve bu alanda zikzak çizmemeleri için öldürülen kişiyi nasıl hayata kavuşturduğunu kendilerine göstermiştir. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.

      Ve ayetlerini gösterir. Birliğinin kanıtlarını gösterir, ölüleri diriltip ikinci hayata kavuşturmanın ayetlerini gösterir, sizden öncekilerde olduğu gibi muhtaç olduğunuz ayetleri size gösterir gibi manalar verilebileceği gibi şöyle bir yorum yapmak da mümkündür: Size ayetlerini gösterir, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin mucizelerini; çünkü o gaybdan haber vermiştir.

      Risalet alametlerinin (a'lâmu'n-nübüvve, delailü'n-nübüvve) en belirgini gaybdan haber vermek ve olan biteni, kendinden icat etme yönteminin ulaşamayacağını bildirecek tarzda haber vermektir. Bu durumda muhataplar haber veren zatın, bilgilerini Allah'tan aldığına hükmederler; zira Hz. Peygamber'in yazı yazdığı veya bir bilenin yanına gidip geldiği kaydedilmemiştir. Şu da var ki Resulullah'ın haber verdiği hususlar öncekilerden aktarmak suretiyle gerçekleştirilmiş bulunsaydı münkirlerden her biri, onun naklettiklerine ilave ve eksiltmeler yapabilirdi. Ne var ki Allah Teala, aslında Hz. Muhammed'in hak peygamber olduğunu bilen o kimseleri -ilahi gazabın üzerlerine inmesine lütfu keremiyle razı olmadığından- bundan alıkoymuştur.

      Düşünüp anlayasınız diye. Birliğinin kanıtlarını anlamanız ve ölüleri tekrar hayata kavuşturmaya kadir olduğunun bilincine ulaşmanız için.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kulnâ (قلنا)

        K-v-l kökünden türeyen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, asıl anlamın bir sözü dile getirmek, dilin hareket etmesiyle ortaya çıkan ses ve ifade olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin konuşmayı ve hitabı ifade ettiğini, bağlamda ise faili meçhul cinayet yüzünden birbirine düşen topluma ilahi otoritenin yönelttiği kesin ve doğrudan emri bildirdiğini aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki ilahi hitabın, İsrailoğullarının düştüğü kaosu çözmek için doğaüstü bir müdahaleyi başlatan ve tartışmaları bıçak gibi kesen bir komut olduğunu tahlil eder.

        Idribûhu (اضربوه)

        D-r-b kökünden gelen bu kelimenin etimolojisi hakkında İbn Fâris, asıl anlamın bir şeyi başka bir şeye şiddetle vurmak, çarpmak ve bir etki bırakmak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, darp eyleminin fiziki bir vuruşu anlattığını, burada kesilen ineğin bir parçasıyla cansız bedene vurulması yönündeki spesifik ritüeli ifade ettiğini belirtir. Gabriel Said Reynolds, bu eylemi Ehl-i Kitap geleneğiyle karşılaştırmalı olarak inceleyerek; kurban edilen hayvanın fiziksel teması yoluyla bir diriliş veya hakikatin ortaya çıkış aracı kılınmasının, dönemin pagan inançlarındaki kan ve yaşam büyülerine karşı geliştirilmiş teolojik ve mucizevi bir anti-tez olarak kurgulandığını tahlil eder.

        Ba'dıhâ (بعضها)

        B-a-d kökünden türeyen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün temel anlamının bir şeyin bütününe karşılık onun bir parçası veya kısmı olması durumu olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ba'd kavramını küllün (bütünün) zıddı olarak tanımlar; ayetin bağlamında kesilen spesifik sığırın bütününe değil, ondan alınan rastgele veya belirlenmiş bir uzva/parçaya işaret ettiğini aktarır.

        Yuhyî (يحيي)

        H-y-y kökünden gelen kelimenin etimolojisi üzerine İbn Fâris, asıl anlamın canlılık, hareket ve mevtin (ölümün) zıddı olan yaşam/hayat olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ihya eylemini, canı ve ruhu olmayan bir şeye hayat vermek olarak tanımlar; burada doğrudan doğruya Allah'ın fail olduğu mucizevi diriltme fiilini anlattığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik sisteminde ihya eyleminin yalnızca mutlak yaratıcıya ait bir tekel olduğuna dikkat çekerek; cinayet kurbanının ilahi kudretle anlık olarak hayata döndürülmesinin, sadece dünyevi bir adaleti sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda ahiret inancının ve ölümden sonraki nihai dirilişin (ba's) inkar edilemez dünyevi bir kanıtı (provası) olarak sunulduğunu derinlemesine tahlil eder.

        El-Mevtâ (الموتى)

        M-v-t kökünden türeyen bu kelime hakkında İbn Fâris, kökün asıl anlamının hayatın gitmesi, hareketsizlik, sükunet ve gücün tükenmesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, mevt kavramını ruhun bedenden ayrılması olarak tanımlar; bağlamda katledilen kişiyi ve genel olarak cansız bedenleri niteler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetteki kullanımın sadece o anki spesifik maktulü değil, "ölüleri diriltir" şeklindeki çoğul ve geniş zamanlı formuyla ilahi kudretin evrenselliğine atıf yaptığını; olayı tekil bir adli vakadan çıkarıp, mutlak yaratıcının ölüm üzerindeki ebedi tasarrufunu sergileyen eskatolojik (ahirete dair) bir ilkeye dönüştürdüğünü vurgular.

        Yurîkum (يريكم)

        R-e-y kökünden gelen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, asıl anlamın gözle algılamak, bakmak ve idrak etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, irae (gösterme) eyleminin, gizli bir hakikati veya ihtimal dışı görülen bir durumu (ölünün dirilmesi gibi) inatçı muhatapların baş gözüyle görüp inkar edemeyeceği derecede aşikar ve somut kılmak manasına geldiğini aktarır.

        Âyâtihî (آياته)

        E-y-y (veya a-y-t) kökünden türeyen kelimenin etimolojisi hakkında İbn Fâris, asıl anlamın bir şeyin işareti, alameti, delili ve belirgin izi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, ayet kavramını, Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine işaret eden kesin kanıt ve mucize olarak tanımlar. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli görünmekle birlikte, "ilahi işaret/mucize" şeklindeki spesifik teolojik anlamını Süryanicedeki "atha" (mucizevi işaret) kelimesinden ödünçlediğini ve Kur'an'ın bu Sami dini terminolojisini kullandığını ileri sürer. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantiğinde ayet kavramının çok katmanlı yapısını inceler; burada gerçekleşen olağanüstü hadisenin sıradan bir gösteri değil, İsrailoğullarının zihinsel uyuşukluğunu ve teolojik inatçılığını kırmak üzere tasarlanmış, onları düşünmeye zorlayan aktif bir "işaret levhası" olduğunu tahlil eder.

        Ta'kılûn (تعقلون)

        A-k-l kökünden gelen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün temel anlamının bir şeyi bağlamak, tutmak ve engellemek olduğunu (deveyi iple bağlamak gibi); aklın da insanı hevasından, cehaletten ve yanlış yapmaktan alıkoyduğu, onu bir otokontrole bağladığı için bu ismi aldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, akıl kavramını, hakikati kavramak, bilgiyi idrak edip ona uygun doğru eylemde bulunmak olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, Kur'an ahlakında "ta'kılûn" fiilinin pasif ve soyut bir zeka faaliyeti olmadığına dikkat çeker; insanın gözlemlediği mucizeler ve ilahi müdahaleler (ayetler) üzerinden evrensel gerçekleri okuması, şüphelerini terk ederek varoluşsal bir ders çıkarması ve bu bilinçle hareket etmesi şeklindeki dinamik, dönüştürücü ve ahlaki bir tefekkür/fren mekanizmasını temsil ettiğini derinlemesine tahlil eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X