وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذ۪ينَ اعْتَدَوْا مِنْكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِـ۪ٔينَۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Bakara Sûresi, 65. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: cumartesi yasağı, ilahi ceza, sebt günü, bakara 65, bakara suresi 65. ayet, bakara suresi
-
İçinizden cumartesi günü saygınlığını çiğneyenleri pekâlâ bilmektesiniz. İşte biz onlara, 'Aşağılık maymunlar gibi olun' dedik!
İçinizden cumartesi günü saygınlığını çiğneyenleri pekâlâ bilmektesiniz. Bu ilahi beyanda Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin risaletinin ispatı vardır. Buna göre Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: Muhammed'in (s.a.) içinizden cumartesi günü saygınlığını çiğneyenlerden ve onlara ne muamelede bulunulduğundan haberdar olmadığını pekâlâ bilmektesiniz. Ama o, bu olayı sonraları bilmiştir; demek ki onun bilgi sahibi olması aziz ve celil olan Allah sayesinde imkan dahiline girmiştir. Çünkü o, sizin kitabınızı okumamış, bunu bilenlerden birine de gidip gelmemiştir. Evet Muhammed (s.a.) aziz ve celil olan Allah sayesinde bundan haberdar olarak bilgi edinmiştir. İşte bu husus onun size de Allah elçisi olarak gönderildiğini kanıtlamaktadır.
İçinizden cumartesi günü saygınlığını çiğneyenleri pekâlâ bilmektesiniz. İşte biz onlara, "Aşağılık maymunlar gibi olun" dedik. Yani cumartesi avlanmak suretiyle o günün saygınlığını çiğneyenlerin başına gelen felaketi bilmektesiniz. Bir de siz, "Biz Allah'ın oğulları ve sevdikleriyiz", yani Allah elçilerinin oğulları ve sevdikleriyiz, diyordunuz. Gerçek dediğiniz gibi olsaydı Cenab-ı Hak onları, yaratıklarının en çirkini ve en tiksinileni olan maymunlara çevirmezdi, zira böyle bir muamele dostlara ve oğullara uygulanmaz. Buradaki hitabın İsrailoğulları'nın uyarılması konumunda bulunması da mümkündür, bu uyarının hedefi onların Hz. Muhammed'i (s.a.) yalanlamalarına ve emrine karşı çıkmamalarına yönelik olur; çünkü bu takdirde Hz. Musa'ya karşı sergiledikleri aynı tavır sebebiyle atalarının başına gelen felaket bunların da başına gelebilir. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.
Yahudilerin Maymuna Dönüştürülmesi -Mesh
Cumartesi günü avlanmanın yasak edilişinin sebebi -nihai gerçeği bilen Allah'tır ya- şöyle açıklanmıştır: Musa aleyhisselam haftanın bir gününü Allah için ayırmak, o günü O'na itaat ve ibadetle geçirmek istemişti ki bu cuma günüydü. Fakat İsrailoğulları onun emrine muhalefet etmiş ve "Onu cumartesi olarak belirleyelim, çünkü cumartesi iş yapmamaya tahsis edilmiştir" demişlerdi. Bunun sonucu olarak o gün avlanmak yasaklanmıştı. Ne var ki avlananlar olmuş, bu fiillerinin cezası olarak da maymuna dönüştürülmüştür. İlahi beyanın yorumu bu anlayışa bağlı olarak yapılmıştır: "Cumartesi tatili onda ihtilaf edenlere farz kılınmıştır", yani cuma günü hakkında ihtilaf edenlere, "Allah hakkında ihtilaf edenlere" de denilmiştir.
Aşağılık maymunlar (gibi) olun. Bu ilahi beyan hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı alimler aşağılık maymunlar olun, insan türüne özgü özelliklerin ortadan kalkması şeklinde asli yapı açısından, demiştir. Şöyle de denilmiştir: Cumartesi saygınlığını çiğneyenlerin temel yapısı maymunların temel yapısına dönüştürülmekle birlikte anlama ve düşünmeden ibaret insani özellikleri korunmuştur. Anlatıldığına göre kendilerini o gün içinde avlanmaktan alıkoymaya çalışan ırktaşları yanlarına gelmiş ve "Size bu fiili yasaklamış ve uyarmamış mıydık?" demişler, onlar da göz yaşları yanaklarını ıslatmış vaziyette "evet" işaretinde bulunmuşlardır. Eğer dönüştürme bütün insani özelliklerin ortadan kalkması şeklinde olsaydı söyleneni anlamaz ve maruz kaldıkları felakete üzülmezlerdi, çünkü her türün ferdi Allah'ın kendisine biçtiği fıtrattan memnun ve sevinçlidir. Bir de Allah Teala'nın sözü edilen kimseleri maymunlara dönüştürmesinin sebebi dini gerçekleri yalanlamadaki inatları ve Allah'a karşı gösterdikleri cürettir. Cenab-ı Hak onların bazı insani özelliklerini sürdürmüştür ki olan biteni anlasınlar ve kendilerini Allah'ın en çirkin ve en tiksinilen yaratığı olarak görsünler.
Bu ilahi beyanda Mu'tezile'ye yönelik reddiye vardır. Onların anlayışına göre Allah'ın yaratıkları içinde çirkin (kabih) olan yoktur. Mahlukat içinde çirkin niteliği taşıyanlar bulunmasaydı, Allah'ın cumartesi suçlularının bedenlerini insan suretinden çıkarıp en çirkin şekle dönüştürmesinin anlamı kalmazdı; bu dönüştürmenin amacı da O'nun emrine karşı çıkıp yasağını çiğnemeleri yüzünden çarptırıldıkları cezanın sonucunu kendi yapılarında görmeleriydi.
Aşağılık [maymunlar]. Hasi' kelimesinin aşağılık, zelil veya baid (tabii ve güzel olandan uzak) manalarına geldiği ifade edilmiştir. Bunların hepsi aynı noktada birleşir. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.
Yorumu Yorumla
-
Alimtum (علمتم)
A-l-m kökünden türeyen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün asıl anlamının bir şeye alamet veya işaret koymak ve bir şeyi kesin olarak bilip idrak etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ilim kavramını bir şeyin hakikatini ve özünü kavramak olarak tanımlar; ayetin bağlamında İsrailoğullarının Cumartesi yasağını çiğneyenlerin akıbetini kulaktan dolma sıradan bir bilgi olarak değil, tarihi ve toplumsal hafızalarında kesin, inkar edilemez bir gerçeklik olarak bildiklerini aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki bilme eyleminin, muhatapların kendi dini geleneklerinde (Tevrat anlatılarında) yer alan ve ibret alınması gereken bu sarsıcı tarihi tecrübeye yönelik derin bir teolojik farkındalığı ifade ettiğini tahlil eder.
İ'tedev (اعتدوا)
A-d-v kökünden gelen bu kelime hakkında İbn Fâris, kökün temel anlamının haddi aşmak, sınırı geçmek, düşmanlık ve zulmetmek olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, i'tida eylemini hak, adalet ve şeriat sınırlarının kasıtlı olarak ötesine geçmek olarak tanımlar; ayette İsrailoğullarının ilahi bir test olan Cumartesi yasağını hileli yollarla çiğnemelerini, dolayısıyla ilahi iradenin belirlediği hudutları pervasızca ihlal etmelerini anlattığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemin sadece şekli bir yasağın ihlali değil, kutsal zaman dilimine (Sabbath) ve ilahi otoriteye karşı yapılmış bilinçli bir saygısızlık ve ontolojik bir taşkınlık olduğunu vurgular.
Es-Sebti (السبت)
S-b-t kökünden türeyen kelimenin etimolojisi üzerine İbn Fâris, asıl anlamın işi bırakmak, istirahat etmek, kesmek ve hareketsiz kalmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin Yahudilerin her türlü dünyevi işi bırakıp sadece ibadetle meşgul olmakla emrolundukları Cumartesi gününü ifade ettiğini aktarır. Arthur Jeffery, lafzın Arapça kökünden geldiği yönündeki etimolojik açıklamaların yetersiz olduğunu, kelimenin aslında İbranicedeki "Şabbat" veya Aramicedeki "Şabbata" (dinlenme/durma günü) lafzından Arapçaya geçmiş ödünçleme bir dini terim olduğunu ileri sürer. Celaleddin el-Suyuti, bu ismin Kur'an'daki yabancı kökenli (muarreb) kelimelerden olduğunu belirterek; İbranice veya Süryaniceden geçtiğini ve Ehl-i Kitap geleneğindeki spesifik kutsal günü imlediğini ifade eder. Gabriel Said Reynolds, Kur'an'ın bu terimi kullanarak Geç Antik Çağ Yahudi geleneğiyle doğrudan bir metinlerarası diyalog kurduğunu; Şabbat'ın İsrailoğulları için en temel ahit sembolü olduğunu ve bu yasağın delinmesinin sıradan bir günah değil, sözleşmenin (mîsâkın) kökten reddi anlamına geldiğini tahlil eder.
Kûnû (كونوا)
K-v-n kökünden gelen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün asıl anlamının bir şeyin var olması, meydana gelmesi, vücut bulması ve oluşumu olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bağlam içerisindeki bu emir sıygasının (olun), sıradan bir var etme eyleminden ziyade; durum değiştiren, alçaltan ve ontolojik bir başkalaşıma (maymuna dönüşmeye) mecbur bırakan kesin, kahredici ve tekvini (yaratılışsal) bir ilahi müdahale manası taşıdığını aktarır.
Kıradeten (قردة)
K-r-d kökünden türeyen bu kelime hakkında İbn Fâris, kökün asıl anlamının toplanmak, büzüşmek olduğunu, maymuna da bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin doğrudan bildiğimiz maymunları ifade ettiğini belirtmekle birlikte, tefsir geleneğindeki tartışmalara atıfla; bu dönüşümün fiziksel bir başkalaşım (mesh) olabileceği gibi, ahlaki ve ruhsal bir çöküşü, insani idrak ve onurun kaybedilerek sadece dünyevi arzularının peşinde koşan hayvani bir tabiata gerilemeyi simgeleyen mecazi bir ifade de olabileceğini aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki sarsıcı cezanın semantiğini incelerken; Cumartesi yasağını şekli bir hile ile (ağ atıp balıkları hapsederek) çiğneyenlerin, insanlık onurunu ve ilahi ahdi terk edip, sadece dürtüleriyle hareket eden, şeklen insana benzese de içsel fıtratını kaybederek maymunlaşan, taklitçi ve basiretsiz bir yığına dönüşmelerinin sosyo-psikolojik ve teolojik bir tasviri olarak da okunabileceğini tahlil eder.
Hâsi'în (خاسئين)
H-s-e kökünden gelen kelimenin etimolojisi üzerine İbn Fâris, asıl anlamın bir köpeği taşla veya bağırarak kovmak, şiddetle uzaklaştırmak ve hakir görmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin alçaltılarak, dışlanarak ve nefret edilerek ilahi huzurdan veya rahmetten kovulmak manasına geldiğini; ayetteki bağlamında maymunlaşma cezasına eşlik eden derin bir zilleti, sosyal ve teolojik bir afarozu ifade ettiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlaki sistematiğinde bu kavramın sıradan bir ceza veya dışlanmadan ziyade; ilahi ahdi kurnazca bozanların insani varoluş mertebesinden tamamen düşürülmesi, yaratıcının merhamet alanından "aşağılık ve tiksinti verici bir mahluk" statüsüyle ontolojik olarak kovulması ve reddedilmesi anlamına geldiğini derinlemesine tahlil eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla