Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 59. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 59. Ayet

    فَبَدَّلَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا قَوْلاً غَيْرَ الَّذ۪ي ق۪يلَ لَهُمْ فَاَنْزَلْنَا عَلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا رِجْزاً مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ۟​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Febeddele-lleżîne zalemû kavlen ġayra-lleżî kîle lehum feenzelnâ ‘ale-lleżîne zalemû riczen mine-ssemâ-i bimâ kânû yefsukûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Fakat o zalimler kendilerine söylenen sözü başka şekle çevirdiler. Biz de yoldan çıkmaları sebebiyle üzerlerine gökten bir bela indirdik.

      Fakat o zalimler kendilerine söylenen sözü başka şekle çevirdiler. Ayette yer alan fe-beddele kelimesi olmayan bir zulmü ve aziz ve celil olan Allah'ın kendilerine emrettiği şeye ters düşen davranışı yapmak anlamına geldiği gibi verilen talimat dışında davranmaları manasına da alınabilir. İsrailoğulları'nın değiştirdikleri sözün mahiyeti açıklanmamıştır. Aslında bunu bilmeye ihtiyacımız da yoktur. Bizim için gerekli olan şey, yaptıkları değiştirme, Allah'ın emri ile hareket etmeme ve O'na muhalefette bulunma sebebiyle kendilerine uygulanması gereken neticedir. Cenab-ı Hak lütfu ve keremiyle bunu açıklamıştır.

      Biz de yoldan çıkmaları sebebiyle Üzerlerine gökten bir bela indirdik. Ayette geçen "ricz" kelimesi melekler vasıtasıyla gökten indirilen azap demektir. Azabın bir kısmı Lût kavmi ve benzerlerine geldiği gibi melekler vasıtasıyla iner, bir kısmı da yıldırım, şiddetli ses vb. olduğu gibi herhangi birinin aracılığı olmaksızın gökten iniverir.

      Yoldan çıkmaları sebebiyle; hazan yoldan çıkmaları. Bazan da zulmetmeleri şeklinde ifade edilmişse de hepsi aynı sonuca varır.

      Zikrettiğimiz bu ayetler ile naklini yaptığımız haberlerde Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin risalet ve nübüvvetinin ispatı vardır. Şöyle ki Ehl-i kitap ellerindeki kitaplarda kayıtlı bulunmaları sebebiyle bu haberleri bilmekte, Hz. Peygamber de onların huzurunda sözü edilen haberleri kitaplarında olduğu gibi zikretmekteydi. Oysaki Resulullah Ehl-i kitap ile görüşmüyor ve kitaplarını okumuyordu. İşte bu realite onun, sözü edilen haberleri Allah'tan aldığını kanıtlamaktadır. Bu tür haberlerin Kur'an-ı Kerim'de yer alışında, Resul-i Ekrem için, kavminin kendisine karşı direnişi ve itaat etmeyişi sebebiyle sükun ve huzur, ayrıca sabır gösterme vesileleri vardır. Bunun yanında muhataplarının muhalefeti ve yalanlamasının davet ve irşad tarihinde ilk hadiseler olmadığı, aksine geçmiş ümmetlerin peygamberlerine karşı tavırlarının benzer şekilde gerçekleştiğinin işaretleri de. Geçmiş peygamberler bu tür olaylara karşı sabır ve tahammül gösterdi, sen de -Ey Muhammed- onlar gibi sabret! Nitekim ayet-i kerime aynı hususu vurgulamaktadır: "Azimli ve kararlı ulû'l-azm peygamberler sabrettiği gibi sen de sabret ve muhataplarının cezalandırılmasını hemen isteme!"

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Beddele (بدل)

        B-d-l kökünden türeyen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün asıl anlamının bir şeyi başka bir şeyle değiştirmek veya onun yerine koymak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bir nesneyi tamamen değiştirmek veya özelliklerini başkalaştırmak manasına geldiğini ifade ederek; bağlam içerisinde İsrailoğullarının kendilerine emredilen tövbe ve bağışlanma sözünü (hıtta), ciddiyetsiz bir tavırla ve kasıtlı olarak kelime oyunu yaparak başka bir dünyevi kavrama çevirmelerini anlattığını aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu eylemin salt dilbilimsel bir çarpıtma veya basit bir kelime değişimi olmadığını; aksine, ilahi otoriteye karşı psikolojik bir direnişi, derin bir ciddiyetsizliği ve teslim olmayı reddeden teolojik bir isyan ahlakını temsil ettiğini tahlil eder.

        Zalemû (ظلموا)

        Z-l-m kökünden gelen bu kelimenin etimolojisi hakkında İbn Fâris, asıl anlamın bir şeyi kendi yeri dışında bir yere koymak ve bir noksanlık, karanlık meydana getirmek olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, zulmü hak ve adaletten sapmak olarak tanımlar; ayetin bağlamında ilahi emri alaya alarak sözü değiştirenlerin, aslında Allah'a değil, kendi fıtratlarına zarar verdiklerini ve varoluşsal bir haksızlık işlediklerini belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik alanında bu tür bir zulmün sıradan bir kabahatten ziyade, insanın yaratıcısı karşısında sınırlarını aşması, hadsizlik etmesi ve neticesinde ilahi cezayı üzerine çekerek kendi nefsini karanlığa mahkum ettiği ontolojik bir kibir durumu olduğunu derinlemesine tahlil eder.

        Kavlen (قولا)

        K-v-l kökünden türeyen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün temel anlamının dilin hareket etmesiyle ortaya çıkan her türlü söz ve ifade olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin genel anlamda söylenen sözü ifade ettiğini; bu ayette ise, ilahi emrin gerektirdiği o derin mahcubiyet ve istiğfar duasının yerine, isyankar toplumun ürettiği ve kutsiyeti tamamen yok eden profan (dünyevi/alaycı) alternatifi, yani o "uydurma sözü" simgelediğini aktarır.

        Enzelnâ (أنزلنا)

        N-z-l kökünden gelen bu kelime hakkında İbn Fâris, asıl anlamın yüksek bir noktadan aşağıya doğru inmek veya indirmek olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, inzal kavramının Kur'an'da hem rahmetin (vahiy, yağmur) hem de gazabın inişi için kullanıldığını belirterek; ayetin bağlamında fiziksel veya mecazi anlamda gökten, yani insanın müdahale edemeyeceği mutlak ilahi otorite makamından gelen kaçınılmaz ve ezici bir müdahalenin (azabın) inişini anlattığını vurgular.

        Riczan (رجزا)

        R-c-z kökünden türeyen kelimenin etimolojisi üzerine İbn Fâris, asıl anlamın sarsıntı, çalkantı, peş peşe gelen hareket ve insanın/hayvanın bedeninde titremeye yol açan şiddetli hastalık veya azap olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ricz kavramını aşırı derecede rahatsızlık veren sarsıcı azap, veba veya şiddetli ceza olarak tanımlar. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökeninden ziyade, teolojik kullanım bağlamında Süryanicedeki "rugza" (öfke, Tanrı'nın gazabı) kelimesiyle doğrudan ilişkili olduğunu ve Geç Antik Çağ dini terminolojisinde bu kavramın ilahi öfkenin somutlaşmış halini anlattığını ileri sürer. Gabriel Said Reynolds, bu dilbilimsel bağı destekleyerek, ayetteki ricz kelimesinin sıradan bir doğal felaketi değil, ilahi ahdi kasıtlı olarak bozan ve alaya alanlara karşı doğrudan "Tanrı'nın aktif öfkesini" (rugza) ve bunun neticesinde ortaya çıkan yıkıcı cezayı (veba/bela) ifade ettiğini tahlil eder.

        Es-Semâi (السماء)

        S-m-v kökünden gelen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün temel anlamının yükseklik, yücelik ve üstte bulunan şey olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, sema kelimesinin insanın başının üstünde yer alan ve onu gölgeleyen her şey için kullanıldığını belirtmekle birlikte; bağlam içerisinde azabın "gökten" gelmesinin, bu felaketin yeryüzü kaynaklı sıradan bir afet olmadığını, kaynağının doğrudan mutlak ve aşkın olan ilahi kudret olduğunu, dolayısıyla kaçışın veya dünyevi bir tedbirin imkansızlığını simgelediğini aktarır.

        Yefsukûn (يفسقون)

        F-s-k kökünden türeyen bu kelime hakkında İbn Fâris, kökün asıl anlamının bir şeyin kabuğunu yırtıp dışarı çıkması olduğunu, özellikle olgunlaşmış taze hurmanın kabuğunu çatlatıp belirmesini anlatmak için kullanıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, fısk kavramını itaat çemberinden, dini sınırların ve ilahi yasaların dışına çıkmak olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, fısk eyleminin Kur'an semantiğindeki yerini inceleyerek; bunun bilgisizlikten kaynaklanan pasif bir inançsızlık değil, gerçeği bilmesine rağmen ilahi ahdi çiğneyip bilinçli, inatçı ve aktif bir isyanla sözleşmenin (çemberin) dışına taşmak olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayette fiilin geniş/şimdiki zaman formunda (yefsukûn) kullanılmasının son derece kritik olduğuna dikkat çekerek; ilahi gazabın (ricz) onların anlık tek bir hatasına değil, itaatsizliği, alaycılığı ve sınır ihlalini sürekli bir yaşam tarzı ve yerleşik bir karakter haline getirmelerine yönelik bir ceza olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X