ثُمَّ بَعَثْنَاكُمْ مِنْ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Bakara Sûresi, 56. Ayet
Daralt
X
-
Ölüme yaklaşan o halinizden sonra şükredesiniz diye sizi tekrar hayata kavuşturduk.
Ölüme yaklaşan o halinizden sonra şükredesiniz diye sizi tekrar hayata kavuşturduk. Aziz ve celil olan Allah kendilerine lütfettiği büyük nimetlerini ve nihayetsiz ihsanlarını hatırlatmaktadır: Öldükten sonra onları diriltmesi (ba's), bulutla gölge yapması, semadan kudret helvası ve bıldırcın indirmesi gibi; başkalarına yapılmayan bu ilahi lütuflar kendilerine özgü olanların bir kısmını teşkil ediyordu. Bir de bizim için ahirette ve cennette gerçekleşeceği vaad edilen hususlar onlar için dünyada gerçekleşmişti: Öldükten sonra (dünyada) diriltilmek, uzatılan gölge, kızartılmış kuş eti, eskimeyen ve kirlenmeyen elbiseler; bunların hepsi cennette gerçekleşmesi şartıyla bize vaad edildiği halde İsrailoğulları'na dünyada gösterilmiştir.
İsrailoğulları bütün bunlara rağmen davet edildikleri hakikatlere inanmamış ve sözlerinde sadakat göstermemiştir; bu akıllarının az, anlayışlarının kıt oluşu ve hayvani özelliklerle yetişmiş bulunmaları yüzündendi. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.
Yorumu Yorumla
-
Be'asnâkum (بعثناكم)
B-a-s kökünden türeyen bu kelimenin etimolojisi üzerine İbn Fâris, kökün temel anlamının bir şeyi harekete geçirmek, uyandırmak, göndermek ve durağan bir hali bozarak aktivite başlatmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ba's kavramını birini uykudan uyandırmak veya ölüleri diriltmek şeklinde tanımlar; bu ayetin bağlamında ise İsrailoğullarının ilahi gazapla (yıldırım/sa'ika) cansız yere serilmelerinin ardından, onlara lütfedilen ikinci bir yaşam şansını ve fiziksel/ruhsal bir yeniden dirilişi ifade ettiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kavramsal ağında ba's eyleminin, mutlak hiçlikten veya ölümden yaşama geçişi sağlayan yegane ilahi kudret tezahürü olduğunu, insanın bittiği noktada Tanrı'nın mutlak tasarrufunun devreye girmesini simgelediğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu diriltme eyleminin tefsir geleneğinde biyolojik bir ölümden gerçek bir diriliş olarak anlaşıldığı gibi; sosyo-psikolojik ve teolojik bir yaklaşımla, şirkin ve ilahi cezanın travmasıyla tamamen çökmüş, varoluşsal olarak tükenmiş bir toplumun manevi ve tarihsel olarak yeniden ayağa kaldırılması, onlara yeni bir toplumsal hayat hakkı tanınması şeklinde de analiz edilebileceğine dikkat çeker.
Mevtikum (موتكم)
M-v-t kökünden gelen bu kelime hakkında İbn Fâris, kökün asıl anlamının hayatın ve canlılığın gitmesi, sükunet, hareketsizlik ve gücün tükenmesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, ölümü ruhun bedenden ayrılması olarak tanımlamakla birlikte, kelimenin Kur'an'da cehalet, uykuda olma veya manevi hissizlik (kalp ölümü) gibi mecazi anlamlarda da kullanıldığını; bu ayette ise küstahça talepleri neticesinde İsrailoğullarını çarpan şiddetli azabın onları soktuğu mutlak eylemsizlik ve ölüm halini anlattığını belirtir. Gabriel Said Reynolds, bu ayetteki ölüm ve ardından gelen dirilme motifini Geç Antik Çağ ve Ehl-i Kitap metinleriyle karşılaştırmalı olarak inceler; Tanrı'nın doğrudan tecellisini veya gazabını görmenin insan doğası için katlanılamaz olup ölüm getirdiği inancının Kur'an tarafından da teyit edildiğini, ancak buradaki ölümün nihai bir son değil, ilahi egemenliğin sarsıcılığını göstermeye yarayan pedagojik bir safha olarak kurgulandığını tahlil eder.
Teşkurûn (تشكرون)
Ş-k-r kökünden türeyen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün temel anlamının az bir gıda alan hayvanın semizleşerek bu gıdanın etkisini üzerinde göstermesi olduğunu, mecazi olarak insanın kendisine yapılan iyiliğin değerini bilmesi ve onu överek dışa vurması manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, şükrü nimeti idrak etmek ve onu eylemle ortaya koymak şeklinde tanımlar; ayetin bağlamında ise ölüm gibi mutlak ve geri döndürülemez bir sondan sonra tekrar hayata döndürülme (ikinci bir şans) gibi eşsiz bir nimetin karşılığında, İsrailoğullarından nankörlüğü terk edip itaat ve minnetle ilahi ahde bağlanmalarının beklenmesi hedefini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlaki sistematiğinde şükrün, nankörlük ve ontolojik körlük olan küfrün zıddı olduğunu hatırlatarak; doğrudan doğruya ölümden hayata döndürülen bir insanın, yaratıcısına karşı hissetmesi gereken varoluşsal borçluluk duygusunun zirvesini ifade ettiğini, bu bağlamdaki şükrün pasif bir teşekkürden ziyade tüm benliğiyle yaratıcıya teslimiyet eylemi olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu ayetteki şükür beklentisinin, sadece sıradan bir nimetin değil, "biyolojik varoluşun" bizzat yeniden hediye edilmesinin bir sonucu olduğunu, dolayısıyla kuldan istenen vefanın, hayatın her anını o hayatı geri verenin rızasına uygun yaşamaya dair keskin ve dönüştürücü bir ahlaki tavır olduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla