وَاِذْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Bakara Sûresi, 53. Ayet
Daralt
X
-
Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya kitabı ve hak ile batılı ayıran hükümleri verdik.
Musa'ya kitabı verdik. Yani Tevrat'ı. Kitap yazılı olan her şeyin adıdır. Furkan. Denildi ki içinde helal ve haramın birbirinden ayrılıp açıklandığı için Tevrat'a furkan denilmiştir. Muhtevasında helal ile haramın ayırt edildiği her kitap furkandır. Yine denildi ki Tevrat, içeriğinde hak ile batıl ayırt edildiği için furkan diye isimlendirilmiştir. Bu iki yorum birbirinin aynıdır. Bir de şöyle denilmiştir: Tevrat'a furkan denilmesinin sebebi muhtevasının incelenmesiyle dini konulardaki şüphelerden kurtulmuş olma gerçeğidir.
Bir anlayışa göre ayetin muhtevasında bulunan fakat zikredilmeyen bir husus vardır. Cenab-ı Hak sanki şöyle buyurmaktadır: Biz Musa'ya kitabı yani Tevrat'ı, Muhammed'e de Furkan'ı verdik, "Kulu Muhammed'e furkanı indiren Allah ne kadar yücedir!" beyanında olduğu gibi.
Doğru yolu bulasınız diye. Ayetin bu kısmı hakkındaki açıklama, "Şükredesiniz diye" beyanında olduğu gibidir. Bu hususta daha önce yeter derecede bilgi vermiştik. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.
Yorumu Yorumla
-
Mûsâ (موسى)
Kelimenin kökeni üzerine Arthur Jeffery, kelimenin Arapça menşeli olmadığını, İbranice Moşeh isminden türediğini ve en nihayetinde Eski Mısırcada çocuk anlamına gelen "mesu" kelimesine dayandığını aktarır. El-Cevâlîkî, bu ismin İbranice veya Süryanice gibi Arapça dışı bir dilden Arapçaya geçmiş muarreb bir kelime olduğunu belirtir. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin Kur'an'daki yabancı kökenli lafızlardan olduğunu ifade ederek, Kıptice veya İbranice "su" ve "ağaç" (mu ve şa) kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu; bu ayetin bağlamında ise kendisine toplumunu doğru yola iletmesi için ilahi vahiy (Kitap ve Furkan) tevdi edilen ve Firavun'un sarayında sudan kurtarılmış olan elçinin şahsını işaret ettiğini vurgular.
El-Kitâbe (الكتاب)
K-t-b kökünden gelen kelime hakkında İbn Fâris, kökün asıl anlamının toplamak, birleştirmek ve bir araya getirmek olduğunu, harflerin ve kelimelerin anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde bir araya getirilmesi sebebiyle yazıya ve yazılı metinlere bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin sözlükte yazılmış şey anlamına gelmekle birlikte, bu ayetin bağlamında İsrailoğullarına doğru yolu bulmaları için Musa vasıtasıyla indirilen ve ilahi şeriatı, hükümleri barındıran mecmuayı (Tevrat'ı) ifade ettiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça bir köke sahip olmasına karşın, "kutsal metin" veya "ilahi vahiy" şeklindeki spesifik dini terminolojik anlamını Arap yarımadasının kuzeyindeki Süryanice "kthaba" veya İbranice "kthav" kelimelerinden, yani Ehl-i Kitap geleneğinden ödünçlediğini ileri sürer. Theodor Nöldeke, bu kelimenin Geç Antik Çağ Arabistan'ında Yahudi ve Hristiyanların kendi kutsal yazıları için kullandıkları yerleşik bir terim olduğunu, Kur'an'ın da bu ayette aynı tarihsel ve teolojik arkaplana yaslanarak Musa'ya verilen ilahi yasayı bu isimle andığını analiz eder.
El-Furkâne (الفرقان)
F-r-k kökünden türeyen kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün temel anlamının iki şeyi birbirinden ayırmak, aralarını açmak ve farklılaştırmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Furkan kavramını hak ile batılı, doğru ile yanlışı, helal ile haramı birbirinden ayıran en kesin kanıt ve ilahi nur olarak tanımlar; ayetin bağlamında Kitap ile birlikte zikredilmesinin, Musa'ya verilen vahyin hayatın her alanında bir mihenk taşı olma vasfını öne çıkardığını aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökenine dair tartışmaları inceleyerek, her ne kadar Arapça f-r-k kökünden açıklanmaya çalışılsa da, kelimenin Kur'an'daki teolojik derinliğini ve asıl manasını Süryanicedeki "purkana" (kurtuluş, selamet) kelimesinden aldığını, bu sebeple ayetin Kitap'ın yanı sıra İsrailoğullarına Mısır'daki esaretten fiziksel ve ruhsal bir "kurtuluş" bahşedildiğine işaret edebileceğini iddia eder. Gabriel Said Reynolds, Süryani geleneği ile Kur'an arasındaki dilbilimsel ilişkilere dikkat çekerek, Jeffery'nin "purkana" tespitini destekler ve bu ayette Musa'ya verilen "Furkan"ın sadece bilişsel bir ayırıcı (hak-batıl ayrımı) değil, tarihsel bağlamda Firavun'un zulmünden bir kurtuluş eylemi olarak okunmasının metnin teolojik örgüsüyle daha uyumlu olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Arapça kökünden gelen "ayırıcı" manasını temele almakla beraber, "Kitap ve Furkan" ifadesindeki "ve" bağlacının atıf değil tefsir (açıklama) işlevi görebileceğini, dolayısıyla burada iki ayrı şeyden ziyade, Musa'ya verilen kitabın bizatihi en büyük furkan (hak-batıl ayırıcı) olduğunun vurgulandığını belirtir.
Tehtedûn (تهتدون)
H-d-y kökünden gelen bu kelimenin etimolojisi hakkında İbn Fâris, asıl anlamın öne düşüp yol göstermek, rehberlik etmek ve bir hedefe ulaşmak için kılavuzluk yapmak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, hidayeti lütuf ve nezaketle yol göstermek olarak tanımlayarak; ayetin bağlamı çerçevesinde, Kitap ve Furkan'ın veriliş gayesinin İsrailoğullarının düştükleri şirki ve sapkınlığı terk ederek kendi iradeleriyle ilahi rehberliğe tabi olmaları ve doğru yolda istikamet bulmaları olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik yapısında hidayet kavramının, ontolojik bir kayboluş ve yoldan çıkış hali olan dalalet kavramının tam karşısında konumlandığını belirterek; Allah'ın vahiy (Kitap ve Furkan) aracılığıyla sunduğu objektif yol göstericiliğin, insanın içsel bir idrak ve yönelişle doğru yolu bulması (tehtedun) şeklinde tezahür eden aktif ve ahlaki bir varoluşsal süreci ifade ettiğini derinlemesine tahlil eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla