Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 51. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 51. Ayet

    وَاِذْ وٰعَدْنَا مُوسٰٓى اَرْبَع۪ينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-iż vâ’adnâ mûsâ erbe’îne leyleten śümme-tteḣażtumu-l’icle min ba’dihi veentum zâlimûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Musa ile kırk gecelik bir süre üzerine anlaşmıştık. Siz ise onun ardından haddi aşarak buzağıyı tanrı edindiniz.

      Musa ile kırk gecelik bir süre üzerine anlaşmıştık. İsrailoğulları ile yapılan anlaşma iki çeşitti. Biri aziz ve celil olan Allah'ın Musa'yı Tevrat'la birlikte onlara döndüreceği yolunda verdiği sözdür, "Rabb'iniz size güzel bir vaadde bulunmamış mıydı?", güzel vaad, yani yerine getirilecek vaad. Diğeri ise Hz. Musa'nın kırk gece sonunda Tevrat'la birlikte kendilerine döneceği şeklinde verdiği sözdü, "Bana verdiğiniz sözden caydınız" ifadesinde görüldüğü üzere.

      Siz ise onun ardından buzağıyı tanrı edindiniz. İki şekilde yorumlanabilir. Biri buzağıyı tanrı edindiniz, yani tapındınız. İsrailoğulları buzağı heykelini edinmekle değil ona tapınmak suretiyle ayıplanıp kınanmaya müstahak olmuşlardır. İkincisi buzağıyı tanrı edindiniz; bu sebeple onlar ayıplanıp kınanmaya müstahak olmuşlardır, ilahi beyanda belirtildiği gibi: "Musa'nın kavmi kendisinin ayrılışından sonra, ziynet takımlarından böğüren bir buzağı heykeli edindiler", "Samiri onlara böğürebilen heykeli döküp çıkardı, onlar da, 'Bu buzağı sizin ve Musa'nın tanrısıdır' dediler." Bu ikinci mana daha münasip görünmektedir. Bir de edindiniz, yaptınız, şeklinde yorumlanmıştır.

      Haddi aşarak. Zulüm konusunda birkaç görüş ileri sürülmüştür. Denilmiştir ki failinin cezaya çarptırılacağı her fiil zulümdür. Yine din açısından izin verilmeyen her davranış zulümdür, denilmiştir. Tefsirini yapmakta olduğumuz ayette İsrailoğulları izin verilmeyen bir şeyi yapmaları sebebiyle Cenab-ı Hak tarafından zulme nisbet edilmişlerdir, aslında onlar öz varlıklarına haksızlık yapmış bulunuyorlardı. Şöyle de denilmiştir: Zulüm bir şeyi yerli yerine koymamaktır. İsrailoğulları uluhiyyeti yerli yerine koymadıkları, yani Allah'a ait kılmadıkları için zalim diye nitelendirilmişlerdir. Bu sonuncu görüş -nihai gerçeği bilen Allah'tır ya- gerçeğe daha yakın görünmektedir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Musa (موسى)

        Kelimenin etimolojisi ve kökeni üzerine Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli olmadığını ve İbranicedeki Moşeh isminden türediğini, nihai kökeninin ise Eski Mısırcada çocuk veya doğurulmuş anlamına gelen "mesu" kelimesine dayandığını belirtir. El-Cevâlîkî, bu ismin Arapça dışı bir kaynaktan, muhtemelen İbranice veya Süryaniceden Arapçaya geçmiş muarreb (Arapçalaştırılmış) bir kelime olduğunu ifade eder. Celaleddin el-Suyuti de benzer bir yaklaşımla kelimenin Kur'an'daki yabancı kökenli kelimelerden olduğunu vurgulayarak, ismin Kıptice veya İbranice kökenli "su" ve "ağaç" anlamına gelen iki kelimenin (mu ve şa) birleşmesinden meydana geldiğini, bunun da bağlam içerisinde Firavun'un sarayında sudan çıkarılan veya kurtarılan kişi anlamına işaret ettiğini detaylandırır.

        İcl (عجل)

        A-c-l kökünden türeyen bu kelime hakkında İbn Fâris, kökün temel anlamının acele etmek, hız ve ivme olduğunu, buzağıya hızlı büyümesi veya İsrailoğullarının onu aceleyle, düşünmeden ilah edinmeleri sebebiyle bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî bu görüşü detaylandırarak, kelimenin sabrın zıddı olan acelecilik anlamına geldiğini, bağlam içerisinde İsrailoğullarının tevhid inancından saparak heveslerine yenik düşmelerindeki aceleci ve fevri isyanı simgelediğini aktarır. Gabriel Said Reynolds, Kur'an'ın bu kıssayı sunum tarzını Kitab-ı Mukaddes ile karşılaştırmalı olarak incelerken, kelimenin kullanımının İsrailoğullarının yokluk anında (kırk gecelik sürede) gösterdikleri aceleci irtidadı ve ahde vefasızlığı vurgulayan bilinçli bir teolojik tercih olduğuna dikkat çeker.

        Zalimun (ظالمون)

        Z-l-m kökünden türeyen bu kelime ile ilgili olarak İbn Fâris, kökün asıl anlamının bir şeyi kendi yeri dışında bir yere koymak, noksanlık ve karanlık (zulmet) olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bağlam çerçevesinde kavramı hakkı saptırmak ve eşyayı asıl bulunması gereken konumdan başka bir konuma yerleştirmek olarak tanımlar; buzağıyı ilah edinmenin, ibadeti yaratıcıdan alıp bir yaratılmışa yöneltmek olması haysiyetiyle en büyük zulüm (şirk) olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, kavramın Kur'an'daki anlamsal alanını derinlemesine inceleyerek, bu ayetteki zulüm eyleminin sıradan bir haksızlıktan ziyade, Tanrı ile insan arasındaki ontolojik ve ahlaki ilişkinin yıkımı, kulun yaratıcısına karşı giriştiği mutlak bir isyan ve haddi aşma durumu olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu tür ayetlerdeki zulüm kavramının, insanın hem kendi fıtratına ihanet etmesi hem de ilahi sözleşmeyi (ahit) tek taraflı olarak bozması bağlamında teolojik bir sapma ve şirkin varoluşsal bir karanlık hali olarak okunması gerektiğini tahlil eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X