وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Bakara Sûresi, 42. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: hak, batıl, bakara suresi 42. ayet, gerçeği örtme, dürüstlük, hakkı gizleme, bakara suresi, bakara 42
-
Nihai gerçeği bildiğiniz halde hakkı batıl ile karıştırıp gizlemeye çalışmayın.
Nihai gerçeği bildiğiniz halde hakkı batıl ile karıştırıp gizlemeye çalışmayın. Çeşitli şekillerde yorumlanabilir: Batılı hak karşılığında almayın. Karıştırmayın, yani hak ile batılın birbirine karıştırılması gibi. Karıştırmayın: Hak ile batılı belirsiz hale getirmeyin. Karıştırmayın, yani hakkı gizlemeyin. Bir de şöyle bir yorum var: Karıştırmayın, yani Muhammed'in (s.a.) (Tevrat'taki) niteliğini silip başkasını yazmayın. Bu söylenenlerin hepsi aynı neticeye ulaşır. Buradaki hak kavramı birkaç şekilde yorumlanır. Birine göre Hz. Muhammed ve önceki ilahi kitaplarda kayıtlı bulunan nitelikleridir. Yahut da Kur'an'dır veya imandır. Ayette yer alan batıl ise zulüm ve küfürden ibarettir.
Gerçeği bildiğiniz halde. Kaydedilmiştir ki burada bilinen husus son Peygamber'in ve niteliklerinin kitaplarında hak olarak yer aldığıdır, şayet haktan maksat Hz. Muhammed ise; yahut Kur'an veya imandır. "Fakat siz, ey İsrailoğulları, sürekli inat göstermekte ve gurura kapılarak gerçeği inkar etmektesiniz!".
Yorumu Yorumla
-
Telbisû (تَلْبِسُوا)
İbn Fâris, l-b-s kökünün asıl anlamının bir şeyi başka bir şeye katıp karıştırmak, örtmek ve gizlemek olduğunu; "elbise" kelimesinin de bedeni örtüp gizlediği için bu kökten türediğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "telbis" eyleminin, hakkı batılla karıştırarak hakkın mahiyetini bozmak, şüphe uyandırmak ve insanları yanıltmak manasına geldiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, bu fiilin sıradan bir yanlış anlama olmadığını; ilahi hakikatin üzerini sahte bir kılıfla örterek ontolojik bir karmaşa (kaos) ve teolojik bir yanılsama yaratma çabası olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ehl-i kitabın (özellikle Yahudi din bilginlerinin) Tevrat'taki orijinal ilahi hükümleri, kendi ürettikleri menfaate dayalı sahte yorumlarla (batılla) harmanlayarak, sıradan halkın saf hakikati görmesini engellemelerini niteleyen çok güçlü bir ahlaki eleştiri olduğunu vurgular.
Hakk (الْحَقَّ)
İbn Fâris, h-k-k kökünün asıl anlamının sabit olmak, yerinden oynamamak, değişmemek, sağlamlık ve mutlak gerçeklik olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, gerçeğe tamı tamına uyan, hikmetin gereği olan ve ontolojik bir kesinlik taşıyan söz, inanç ve durum manasına geldiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, hakk kavramının Kur'an'da batılın mutlak zıddı olduğunu; ilahi vahyi, şaşmaz evrensel yasaları ve değişmez ahlaki doğruları temsil ettiğini detaylandırır.
Bâtıl (بِالْبَاطِلِ)
İbn Fâris, b-t-l kökünün bir şeyin boşa gitmesi, çürük olması, geçersiz kalması, yok hükmünde olması ve asılsızlık manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, varlığı ve gerçekliği olmayan, hak karşısında ontolojik olarak tutunamayan, sahte ve uydurma söz veya durum olduğunu aktarır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, batılın kendi başına ayakta durabilecek bir varoluşsal temeli (hakikati) olmadığını; bu yüzden ayette belirtildiği gibi ancak "hakkın içine sızarak ve onunla karışarak" (telbis) kendisine sahte bir meşruiyet ve inandırıcılık alanı açabildiğini vurgular.
Tektümû (وَتَكْتُمُوا)
İbn Fâris, k-t-m kökünün asıl anlamının bir şeyi gizlemek, örtmek, saklamak ve dışa vurmamak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kitman" eyleminin, açıklanması gereken bilinen bir gerçeği kasten dışa vurmamak ve insanlardan saklamak manasına geldiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, önceki kelime olan "telbis"in (karıştırmanın) aktif bir bozma eylemi iken, "kitman"ın (gizlemenin) pasif gibi görünen ancak sonuçları itibarıyla çok daha tehlikeli olan bir teolojik karartma eylemi olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kitman eyleminin, ilahi bilginin belirli bir zümre (din adamları) tarafından tekelleştirilerek kitlelerin manipüle edilmesinde kullanılan en ağır ahlaki suçlardan biri olarak Kur'an'da şiddetle kınandığını detaylandırır.
Ta'lemûn (تَعْلَمُونَ)
İbn Fâris, a-l-m kökünün bir şeyin aslını, hakikatini kavramak ve o şeye dair kesin bilgiye ulaşmak manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, eşyanın gerçeğini idrak etmek olduğunu aktarır. Toshihiko Izutsu, "siz bilip dururken" (ve entüm ta'lemûn) şeklindeki bu vurgunun çok kritik bir bağlam oluşturduğunu; ehl-i kitabın hakikati gizleme ve karıştırma eylemlerinin basit bir cehaletten, bilgisizlikten veya yanlış anlamadan kaynaklanmadığını; tamamen şuurlu, kasıtlı, çıkara dayalı ve ahlaki bir kötülük (aktif bir küfür) olduğunu ifşa eden sarsıcı bir kapanış olduğunu derinlemesine analiz eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla