يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْحَمُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَاِلَيْهِ تُقْلَبُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Ankebût Sûresi, 21. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: putperestlik, ankebut 21, hz ibrahim, tevhid, ankebut suresi 21. ayet, ankebut suresi, azap
-
21. "O, dilediğine azap eder, dilediğini esirger. Hepiniz dönüp dolaşıp O’na varacaksınız.”
O, dilediğine azap eder, dilediğini esirger. Bunun dünyada olması mümkündür. O, dünyada dilediğine azap eder. Yani sıkıntı ve darlıkla dilediğini imtihan eder. Dilediğini esirger. Yani dilediğini bolluk ve refahla imtihan eder. Bu durumda azap etme sıkıntı ve darlıktan kinaye; esirgeme bolluk ve refahtan kinâyedir. Bu tıpkı şu İlâhî beyan gibidir; "Denemek için sizi kötü ve iyi durumlarla imtihan ederiz. Sonunda bize geleceksiniz". Buna göre hepiniz dönüp dolaşıp O’na varacaksınız meâlindeki İlâhî beyan da bu mânadadır. Yani döndürüleceksiniz. Yine bu beyanın hakikat mânasıyla azap ve esirgeme olması da mümkündür. Yani O, bu dünyada azabı hak eden kimseye âhirette azap edecek; bu dünyada rahmeti hak eden ve Allaha itaat eden kimseyi de âhirette esirgeyecektir.
Yorumu Yorumla
-
Yü'azzibü (يُعَذِّبُ)
İbn Fâris, Mu'cemü Mekâyîsi'l-Luğa adlı eserinde "a-z-b" kökünün temel anlamının men etmek, engellemek, alıkoymak ve birini niyet ettiği şeyden vazgeçirmek olduğunu belirtir. Ayetteki "azap eder/cezalandırır" fiili, salt bir acı vermekten ziyade, inkârcıların dünyevi sahte özgürlüklerinin ve taşkınlıklarının ilahi otorite tarafından "engellenmesi", onların varoluşsal rahatlıklarından koparılıp eskatolojik (ahirete dair) bir kısıtlamaya ve acıya mahkum edilmelerini ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, El-Müfredât'ta azap kavramını, insanın bedenine veya ruhuna isabet eden şiddetli ve sürekli elem olarak tanımlar. Ayette bu eylemin geniş zaman/şimdiki zaman kipiyle (muzari) kullanılması, ilahi adaletin cezalandırıcı yönünün sadece geçmişte kalmış veya sadece gelecekte olacak statik bir durum değil, evrensel ahlak yasaları (sünnetullah) çiğnendiğinde her an devreye girebilecek aktif ve dinamik bir gerçeklik olduğunu vurgular.
Gabriel Said Reynolds, "azap" kavramını Geç Antik Çağ teolojisi bağlamında inceler. Kur'an'ın bu kelimeyi kullanımı, dönemin Yahudi ve Hristiyan metinlerindeki "ilahi gazap ve yargılama" temalarıyla paralellik gösterir. Ancak Kur'an, azap etme yetkisini tamamen ve sadece mutlak monoteist gücün (Allah'ın) tekeline alarak, Müşriklerin inandığı aracı veya şefaatçi putların cezayı engelleyebileceği yönündeki teolojik yanılgıyı ortadan kaldırır.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kavramsal ağında "azap" fiilini, merhamet (rahmet) kavramının ontolojik ve ahlaki karşıtı (polar opposite) olarak konumlandırır. Ona göre azap, keyfi bir ilahi öfke değil; insanın küfür, şirk ve nifak gibi eylemlerle kendi varlık zeminini bozmasının kaçınılmaz ontolojik sonucudur. İlahi irade, varlık hiyerarşisine başkaldıranı bu "azap" eylemiyle kendi gerçekliğine (hiçliğe ve acıya) döndürür.
Yeşâü (يَشَاءُ)
İbn Fâris, "ş-y-e" kökünün sözlükte bir "şey" (nesne/durum) ve o şeyi var etmeye, ortaya çıkarmaya yönelik irade ve yönelim (meşîet) anlamına geldiğini aktarır. Ayetteki "dilediğine" (men yeşâü) ifadesi, Allah'ın mutlak ve sınırsız iradesini (meşîetini) sembolize eder; O'nun eylemleri hiçbir dışsal yasa, zorunluluk veya dünyevi otorite tarafından kısıtlanamaz.
Râgıb el-İsfahânî, meşîet (dileme) kavramının irade kavramından daha spesifik olduğunu ve doğrudan bir şeyi "var etme, bulma" eylemiyle bağlantılı olduğunu açıklar. Ancak o, Allah'ın "dilediğine azap edip dilediğine merhamet etmesi"nin rastgele, mantıksız veya adaletsiz bir seçim (keyfilik) olmadığını; bu dilemenin mutlak surette O'nun hikmetiyle (bilgeliğiyle) ve kulların kendi cüzi iradeleriyle yaptıkları seçimlerle (iman/küfür) uyumlu bir şekilde işlediğini vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, kelam disiplinindeki "meşîet" tartışmalarına değinir. Ayetteki bu ifadenin, kader ve özgür irade bağlamında Ehl-i Sünnet alimleri tarafından Allah'ın mutlak hükümranlığını (rububiyetini) kanıtlamak için kullanıldığını belirtir. Ancak bu mutlak dileme, ilahi adaleti zedelemez; zira Allah, azabı hak edene azap dilemeyi, merhameti hak edene merhamet dilemeyi kendi evrensel yasası (sünnetullah) olarak belirlemiştir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, Kur'an'ın eylem felsefesinde bu kelimenin insan-Tanrı ilişkisindeki dinamik rolünü inceler. "Dileme" fiilinin, insanın yeryüzündeki varoluşsal çabasına ilahi iradenin verdiği bir "cevap" olduğunu ifade eder. Kul hakikate yöneldiğinde ilahi meşîet merhameti yaratır; kul kibre kapıldığında ise ilahi meşîet azabı yaratır. Dolayısıyla meşîet, insanın ahlaki tercihleriyle şekillenen adil bir yansımadır.
Yerhamü (يَرْحَمُ)
İbn Fâris, "r-h-m" kökünün sözlükte incelik, şefkat, acıma ve koruma duygusu anlamına geldiğini belirtir. Kelimenin köken olarak anne karnındaki "rahim" ile aynı kökten gelmesi, Allah'ın merhametinin tıpkı bir annenin karnındaki yavruyu dış tehlikelerden koruması, beslemesi ve koşulsuz sevmesi gibi, varoluşu sarıp sarmalayan, besleyen ve koruyan ontolojik bir bağ olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfahânî, rahmet kavramının insana nispet edildiğinde psikolojik bir acıma hissi (rekâket) olduğunu, ancak Allah'a nispet edildiğinde bu duygusal zayıflıktan münezzeh olarak "saf bir lütuf, iyilik etme ve nimet bağışlama iradesi" anlamına geldiğini açıklar. Ayette azabın hemen karşısına merhametin yerleştirilmesi, ilahi adaletin sadece cezalandırıcı değil, aynı zamanda bağışlayıcı ve onarıcı doğasını vurgular.
Arthur Jeffery, kelimenin Sami dilleri ailesindeki etimolojik geçmişine eğilerek, Arami ve Süryani dillerindeki "rahma/rahmuta" (merhamet, sevgi, şefkat) kelimeleriyle olan güçlü bağına dikkat çeker. Geç Antik Çağ Ortadoğu monoteizminde bu kelimenin, Tanrı'nın kullarına duyduğu koşulsuz ve kurtarıcı sevgiyi ifade eden en merkezi teolojik terim olduğunu, Kur'an'ın da bu kavramı evrensel bir ilahi sıfat olarak zirveye taşıdığını inceler.
Dücane Cündioğlu, kelimenin varlıkbilimsel ve felsefi ağırlığına işaret eder. O, rahmetin varlığın ontolojik zemini olduğunu, her şeyin "rahmet" (var kılınma lütfu) ile başladığını belirtir. Ayette azap ve rahmet yan yana gelse de, Kur'an bütünlüğünde rahmetin ilahi zatın ayrılmaz bir parçası (Rahmân) olduğu, azabın ise ancak insanın kendi eylemleriyle ürettiği arızi (ikincil) bir durum olduğu felsefesini çözümler.
Tuklebûn (تُقْلَبُونَ)
İbn Fâris, "k-l-b" kökünün temel anlamının bir şeyi tersyüz etmek, içinin dışına, üstünün altına getirilmesi ve bir durumdan tamamen farklı bir duruma döndürülmesi olduğunu aktarır. Ayette edilgen (meçhul) formda gelen "tuklebûn" (döndürüleceksiniz/çevrileceksiniz) fiili, insanın dünyevi varoluşunun sona erdirilerek, iradesi dışında ve zorunlu olarak asıl kaynağa, ilahi huzura doğru "tersyüz edilerek çekilmesini" ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "inkılâb" kavramının sadece mekansal bir geri dönüş olmadığını, hal ve mahiyet değiştirerek gerçekleşen mutlak bir dönüşümü (istihâle) içerdiğini belirtir. İnsanların ahirette "döndürülmesi", onların dünyadaki otoparklarından, statülerinden ve sahte güçlerinden soyutlanarak, hesap vermek üzere bütünüyle çıplak ve savunmasız bir ontolojik duruma "çevrilmeleridir."
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın eskatolojik (ahiret ve son an) lügatinde bu kelimenin insanın varoluşsal acziyetini en iyi özetleyen fiillerden biri olduğunu inceler. Dünyada kendi iradesiyle hareket eden (fail olan) insan, ölüm ve dirilişle birlikte tamamen ilahi iradenin nesnesine (mef'ule) dönüşür. "Döndürüleceksiniz" ifadesi, insanın yeryüzündeki özerklik illüzyonunun parçalandığı o sarsıcı teolojik anı temsil eder.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin nüzul ortamındaki polemik değerine odaklanır. Mekke'deki müşrikler, ölümden sonra her şeyin biteceğine ve mevcut seküler düzenlerinin (zenginliklerinin ve asabiyetlerinin) kalıcı olduğuna inanmaktadırlar. Kur'an bu fiili kullanarak onların zihin dünyalarını kelimenin tam anlamıyla "tersyüz eder" (kalbeder); onlara, kaçınılmaz olarak o çok güvendikleri dünyanın yıkılacağını ve inkar ettikleri o ilahi yargı makamına zorla sürükleneceklerini tarihsel ve şiddetli bir ihtar olarak sunar.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla