اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰىۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Alak Sûresi, 8. Ayet
Daralt
X
-
"Oysa (kuldaki) her şey yalnız Rabb'ine dönecektir,"
Oysa her şey Rabb’ine dönecektir. Âyetin metninde geçen “rüc‘â” (الرُّجْعَى) merci, yani dönüş yeri demektir. Ebû Ubeyde de böyle söylemiştir. Başkaları ise onun rücû‘, yani dönüş anlamında olduğunu söylemişlerdir. Bu sözün yorumu, herkesin dönüş yeri, Allah’ın kendileri için hazırlamış olduğu yerdir; âyette geçtiği gibi Allah, kâfir için cehennemi mümin için de cenneti hazırlamıştır. Âyetin, herkesin dönüşünün Allah’a olacağını bildirmek diye yorumlanması da mümkündür.
Yorum
-
Rabb (رب)
İbn Fâris, r-b-b kökünün "mülkiyet, ıslah, bir şeyi tamamlama ve koruma" anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki bağlamda, "Rabb" kelimesinin her şeyin nihai sahibi ve varlıkları başlangıcından sonuna kadar sevk eden mutlak otorite olarak vurgulandığını ifade eder. İnsanın kendisini müstağni görmesine karşılık, mülkiyetin asıl sahibine yapılacak dönüşe dikkat çeker. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "bir şeyi kemale erene kadar kademe kademe inşa etmek" anlamını taşıdığını hatırlatarak, ayetteki dönüşün (rü'câ) aslında ilahi terbiyenin ve dünyevi imtihanın son aşaması olan hesap verme makamına, yani asıl terbiye ediciye yöneliş olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik alanının bu ayette "nihai varış noktası" olarak mühürlendiğini analiz eder. Ona göre Rabb, sadece dünyevi hayatta rızık veren değil, aynı zamanda varlığın kendisinden çıkıp tekrar kendisine rücu edeceği ontolojik ve hukuki merkezdir. Arthur Jeffery, kelimenin kökenindeki Aramice ve Süryanice "rabba" (büyük, efendi, hoca) formunun Arapçadaki kullanımının, bu ayette tüm varlığın üzerindeki mutlak egemenliği ve kaçınılmaz varış yerini temsil edecek şekilde teolojik bir zirve yaptığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kökündeki "terbiye" ve "kayyumiyet" vasfının, bu ayette insanın her an kontrol altında olduğu ve nihayetinde bu otoriteye teslim olacağı gerçeğiyle birleştiğini ifade eder.
Rü'câ (الرُّجْعَىٰ)
İbn Fâris, r-c-a kökünün temel anlamının "bir şeyin geldiği yere veya önceki haline geri dönmesi" olduğunu belirtir. "Rü'câ" kelimesinin bu kökten türeyen ve dönüşün kesinliğini ifade eden bir isim (masdar) olduğunu açıklar. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin hem fiziksel hem de manevi bir dönüşü kapsadığını, ancak burada özellikle insanın yaratılış başlangıcındaki aslına, yani ilahi huzura ve hesap meydanına dönüşünü nitelediğini vurgular. Kelimenin kalıbı itibarıyla (fu'lâ), bu dönüşün sıradan bir eylem değil, varoluşun kaçınılmaz bir kanunu ve sürekliliği olan bir hakikat olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın zaman ve varlık tasavvurunda "rü'câ" kavramının eskatolojik (ahiret ile ilgili) bir anahtar terim olduğunu analiz eder. İnsanın dünyadaki otonomi iddiasının (istiğna) bu kesin dönüş gerçeğiyle ontolojik olarak iptal edildiğini, her şeyin dairesel bir hareketle başlangıç noktasına, yani yaratıcıya döneceği fikrinin bu kelimeyle inşa edildiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli bir masdar olduğunu ve Sami dillerindeki geri dönüş anlamıyla paralel olduğunu, ancak Kur'an'daki bu spesifik kalıbın dini-teolojik bir terime dönüşerek "hesap için geri dönüş" anlamını kazandığını ifade eder. Angelika Neuwirth, bu kelimenin kullanımını, Mekke döneminin ilk vahiylerindeki uyarıcı ton ile ilişkilendirir. Ona göre "rü'câ", insanın yeryüzündeki eylemlerinin nihai bir yargıya tabi olduğunu bildiren semantik bir duraktır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki vurgusunun "hesap verme" ve "yüzleşme" olduğunu, insanın kendisini bağımsız zannetmesine karşı ilahi bir ihtar ve ontolojik bir zorunluluk işlevi gördüğünü analiz eder.
Yorum
Yorum