اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Alak Sûresi, 7. Ayet
Daralt
X
-
6-7. "Hayır! Gerçek şu ki insan, kendini kendine yeterli görerek çizgiyi aşar!"
Burada sözü edilen “tuğyan” yani taşkınlık zengin olmalarından dolayıdır. Yani kibirlendi, böbürlendi, kendini zengin görüp övündü. Azdıran zenginlikten, unutturan fakirlikten sığınmayı ifade eden hadis rivayetindeki tuğyanı da bu şekilde anlamak gerekir. Çünkü zenginlik kibirlenmeye, öğünmeye ve taşkınlığa götürür. “et-Tuğyân” (اَلطُّغْيَان) çizgiyi aşmak, sınırı zorlamak, taşkınlık yapmak demektir. “el-Fakru’l-münsî” (اَلْفَقْرُ الْمُنْسِي) maldan başka beden sağlığı, akıl, ilim gibi mevcut diğer nimetleri unutturan ve kişiyi yoran yoksulluk halidir.
İnsan, kendini kendine yeterli görerek çizgiyi aşar. Bu özellik yorumcuların bahsettiği adı belli bir kâfirin -ki bu Ebû Cehil melunu oluyor- özelliği değildir, aksine kendisini müstağni gören ve bu nedenle taşkınlık yapan her kâfirin özelliğidir.
İnsan, çizgiyi aşar. Burada her insan kastedilmemiştir. Zira her insan zenginlikten dolayı taşkınlık yapmamaktadır. Allah Teâlâ'nın verdiği haberde tutarsızlık olmaz. Bu itibarla âyette geçen insandan maksat bazı insanlardır. Buradan da şu usul kaidesi çıkar: Hitaptan zâhirinin ve umûmun anlaşılması her zaman gerekmez. Ondan ne kastedildiğine işaret eden delilin gereğini esas almak gerekir. Maksadın ne olduğuna, bazan işaret eden bitişiğindeki bir unsur olur, bazan da matlup olur, fakat bu bitişik olmayan bir tarzda olur.
Yorum
-
Raâhu (رآه)
İbn Fâris, r-e-y (r-e-y) kökünün temel anlamının "görmek ve algılamak" olduğunu belirtir. Bu kökün hem gözle görmeyi hem de zihni bir görüşü (re'y) ifade ettiğini; ayetteki bağlamda ise insanın kendi durumunu belli bir şekilde telakki etmesi anlamını taşıdığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî, buradaki görme eyleminin fiziksel bir müşahededen ziyade, insanın kendisi hakkındaki kanaati ve hatalı zihni algısı olduğunu ifade eder. İnsanın sahip olduğu imkanlara bakarak kendisini yanlış bir konumda görmesine dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, bu fiilin basit bir "gördü" fiili olmadığını, insanın kendi varlığını mutlaklaştıran bir öz-algı süreci olduğunu analiz eder. Ona göre bu, insanın kendisini tanrısal bir yetkinlikte görme yanılsamasının psikolojik başlangıcıdır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada bir zan ve çarpık bir perspektif sunduğunu, insanın güç ve servet sebebiyle gerçeği olduğundan farklı müşahede ettiğini belirtir.
İstagnâ (اسْتَغْنَىٰ)
İbn Fâris, ğ-n-y (ğ-n-y) kökünün "ihtiyaçsızlık ve bir şeyin başkasına gereksinim duymayacak kadar tam olması" anlamına geldiğini ifade eder. Bu kelimenin zıddının fakirlik ve ihtiyaç olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "istiğna" kalıbının (istef'ale), insanın gerçekten ihtiyaçsız olması değil, "kendini ihtiyaçsız zannetmesi ve öyle iddia etmesi" anlamına geldiğini vurgular. Bu kalıbın kattığı anlamla, insanın aslında muhtaç bir varlık olmasına rağmen bu gerçeği reddetme çabasını açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kavramı Kur'an'ın etik yapısındaki en tehlikeli ruh hali olarak tanımlar. Ona göre istiğna, bir önceki ayette geçen "tuğyan"ın (haddi aşmanın) asıl itici gücüdür; insanın Tanrı'ya olan ontolojik bağımlılığını unutup kendi kendine yettiği yanılsamasına kapılması halidir. Arthur Jeffery, kelimenin kökenindeki ğ-n-y yapısının Sami dilleri ailesinde, özellikle Aramice ve Süryanicede zenginlik ve yeterlilik anlamıyla mevcut olduğunu, ancak Kur'an'daki bu kullanımın ahlaki bir kibir bağlamında özelleştiğini belirtir. Angelika Neuwirth, bu kelimenin kullanımını Mekke dönemindeki zengin aristokrasinin sergilediği küstahlık ve bağımsızlık iddiasıyla ilişkilendirir; ona göre bu terim, insanın ilahi otoriteye ihtiyaç duymama iddiasının dilsel ifadesidir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, istiğnanın insanın kendi hakikatini ve muhtaçlığını örtbas etme çabası olduğunu ve bu halin insanı mutlak hakikatten koparan bir perde işlevi gördüğünü analiz eder. Gabriel Said Reynolds, bu kavramın önceki kutsal metinlerdeki "kendi gücüne güvenerek Tanrı'yı unutma" temalarıyla semantik bir paralellik taşıdığını ifade eder.
Yorum
Yorum