Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Alak Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Alak Sûresi, 6. Ayet

    كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kellâ inne-l-insâne leyatġâ

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      6-7. "Hayır! Gerçek şu ki insan, kendini kendine yeterli görerek çizgiyi aşar!"

      Burada sözü edilen “tuğyan” yani taşkınlık zengin olmalarından dolayıdır. Yani kibirlendi, böbürlendi, kendini zengin görüp övündü. Azdıran zenginlikten, unutturan fakirlikten sığınmayı ifade eden hadis rivayetindeki tuğyanı da bu şekilde anlamak gerekir. Çünkü zenginlik kibirlenmeye, öğünmeye ve taşkınlığa götürür. “et-Tuğyân” (اَلطُّغْيَان) çizgiyi aşmak, sınırı zorlamak, taşkınlık yapmak demektir. “el-Fakru’l-münsî” (اَلْفَقْرُ الْمُنْسِي) maldan başka beden sağlığı, akıl, ilim gibi mevcut diğer nimetleri unutturan ve kişiyi yoran yoksulluk halidir.

      İnsan, kendini kendine yeterli görerek çizgiyi aşar. Bu özellik yorumcuların bahsettiği adı belli bir kâfirin -ki bu Ebû Cehil melunu oluyor- özelliği değildir, aksine kendisini müstağni gören ve bu nedenle taşkınlık yapan her kâfirin özelliğidir.

      İnsan, çizgiyi aşar. Burada her insan kastedilmemiştir. Zira her insan zenginlikten dolayı taşkınlık yapmamaktadır. Allah Teâlâ'nın verdiği haberde tutarsızlık olmaz. Bu itibarla âyette geçen insandan maksat bazı insanlardır. Buradan da şu usul kaidesi çıkar: Hitaptan zâhirinin ve umûmun anlaşılması her zaman gerekmez. Ondan ne kastedildiğine işaret eden delilin gereğini esas almak gerekir. Maksadın ne olduğuna, bazan işaret eden bitişiğindeki bir unsur olur, bazan da matlup olur, fakat bu bitişik olmayan bir tarzda olur.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İnsan (الْإِنسَانَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökenine dair iki temel ihtimal üzerinde durur: Birincisi "yakınlık, alışmak ve ünsiyet kurmak" anlamına gelen e-n-s kökü, ikincisi ise "unutmak" anlamına gelen n-s-y köküdür. Bu ayetteki bağlamda, insanın kendi yaratılışını ve Rabbinin lütfunu unutarak isyana yönelmesi yönüyle n-s-y köküyle olan ilişkisi dikkat çeker. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin insanın sosyal bir varlık olarak başkalarıyla uyum içinde yaşama (ünsiyet) yeteneğine işaret ettiğini belirtir; ancak burada bu yeteneğin ve fıtratın bozulup tuğyana dönüşmesi söz konusudur. Arthur Jeffery, Arapçadaki "insan" kelimesinin Sami dillerindeki ortak köklere sahip olduğunu, özellikle Aramice ve Süryanicedeki "enāšā" formuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü’ş-Şâtı), "insan" kelimesinin Kur'an'da biyolojik bir varlık olmanın ötesinde, akli melekeleri ve ahlaki sorumlulukları olan varlığı tanımladığını; bu ayette ise bu sorumluluğun kötüye kullanılması durumuna (tuğyan) işaret edildiğini analiz eder. Angelika Neuwirth, kelimenin bu ayetteki konumunu, ilahi lütuf karşısındaki nankörlüğünü ve kendi sınırlarını aşma eğilimini vurgulayan bir hitap olarak değerlendirir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, insanın "insan" olma niteliğinin bu ayetteki sapma ile zedelendiğini ve kelimenin etimolojisindeki "ünsiyet" manasının ilahi kaynaktan kopuşla birlikte anlam kaybına uğradığını ifade eder.

        Yatğa (يَطْغَى)

        İbn Fâris, t-ğ-y kökünün temel anlamının "haddi aşmak, sınırı geçmek" olduğunu ifade eder. Kelimenin suyun taşması gibi durumlar için de kullanıldığını, insanın da kendi sınırlarını ve kulluk haddini aşması durumunda bu kökten türeyen "tuğyan" fiiliyle nitelendirildiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "tuğyan"ın her türlü sınır aşımı olduğunu ancak en büyüğünün Allah'a isyan ve O'nun yasalarını hiçe saymak olduğunu belirtir; ayetteki kullanımın insanın kendisini her şeyin üstünde görme yanılgısından kaynaklanan bir sapkınlık olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, "tuğyan" kavramını Kur'an'ın etik yapısında merkezi bir yere yerleştirir. Ona göre bu, insanın kendi kendine yettiğini zannederek (istiğna) Tanrı'ya olan ontolojik bağımlılığını reddetmesi ve kibirle haddini aşması durumudur; bu hali "dini küstahlık" olarak tanımlar. Arthur Jeffery, kelimenin Habeşçedeki (Gez) "tagaya" (isyan etmek, puta tapmak) ve Aramicedeki benzer anlamlarla ilişkili olabileceğini, Arapçada ise özellikle otoriteye ve ilahi sınırlara karşı gelme anlamında özelleştiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin insanın mülk ve güç sahibi olduktan sonra içine düştüğü narsistik bir kırılmayı ifade ettiğini, sahip olduğu imkanları kendinden menkul görüp yaratıcıya kafa tutma psikolojisini yansıttığını analiz eder. Gabriel Said Reynolds, "tuğyan" fiilinin bu bağlamda kutsal metin geleneğindeki "dikbaşlılık" ve ilahi otoriteye karşı gelme motifleriyle dilsel ve tematik bir bütünlük içinde olduğunu ifade eder.

        Yorum

        İşleniyor...
        X