قَالُوا يَا قَوْمَنَٓا اِنَّا سَمِعْنَا كِتَاباً اُنْزِلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰى مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّ وَاِلٰى طَر۪يقٍ مُسْتَق۪يمٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Ahkaf Sûresi, 30. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: ahkaf suresi 30. ayet, ahkaf 30, doğru yol, hak, musa'nın kitabı, tasdik, ahkaf suresi, kitap, hidayet, nüzul, kavim, topluluk, halk
-
“Ey halkımız! dediler, Biz Mûsâ’dan sonra indirilmiş, kendinden öncekileri onaylayan, gerçeğe ve doğru yola kılavuzluk eden bir kitap dinledik.”
Ey halkımız! dediler, Biz Mûsâ’dan sonra indirilmiş, kendinden öncekileri onaylayan, bir kitap dinledik. Bu beyan, onların, bu kitaptan önce gelen kitapları tanıdıklarına işaret etmektedir, çünkü onlar şunu söylüyorlar: Ey halkımız! Biz Musa’dan sonra indirilmiş, kendinden, öncekileri onaylayan bir kitap dinledik. İşte o kitaplarda onlara, bu kitabı dinlemelerinin ve onunla amel etmelerinin emredilmiş olması mümkündür. Onların kulak hırsızlığı yapmak için göğe çıkmaları ve gökte konuşulan haberleri dinlemeleri sayesinde bu bilgiyi elde etmiş, sonra da yeryüzüne İnerek oradakilere haber vermiş olmaları da muhtemeldir, işte bu bilgi onlara, bahsettiğimiz bu üç yoldan biriyle ulaşmıştır. En doğrusunu Allah bilir. Gerçeğe kılavuzluk eden. Yani Allah'ın onlar üzerindeki ve onların birbirleri üzerindeki haklara çağıran. Doğru yola çağıran. Buradaki “müstakim" (مُسْتَقِيم) kelimesi, İnsanı maksadına ulaştıran, muradına ve ihtiyacına kavuşturan yol demektir.
Yorumu Yorumla
-
Kâlü (قَالُوا)
İbn Fâris, k-v-l (kef, vav, lam) kökünün temel manasının ses ve konuşma olduğunu, bir düşüncenin sesli bir şekilde dışa vurulmasını ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" kelimesinin her türlü anlamlı söz için kullanıldığını, burada cinlerin vahyi duyduktan sonraki sarsıcı tanıklıklarını ve kendi toplumlarına yönelik hayati beyanlarını nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ifadenin cinlerin vahyi pasif bir şekilde dinleyip geçmediklerini, aksine duydukları mesajı anında bir tebliğ ve davet diline (kavl) dönüştürerek aktif birer elçilik misyonu üstlendiklerini vurgular.
Yâ (يَا)
İbn Fâris, bu kelimenin bir nida (çağrı) edatı olduğunu, uzaktaki veya dikkat çekilmek istenen birine seslenmek için kullanıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "yâ" edatının muhatabın zihnini uyandırmak, söylenecek olan önemli söze karşı onu teyakkuza geçirmek için bir giriş işlevi gördüğünü ifade eder. Angelika Neuwirth, bu tür nida ifadelerinin Kur'an'ın hitap retoriğinde muhatap ile konuşmacı arasında bir "iletişim alanı" açtığını ve söze bir otorite ve aciliyet kazandırdığını belirtir.
Kavmenâ (قَوْمَنَا)
İbn Fâris, k-v-m (kef, vav, mim) kökünün asıl manasının ayağa kalkmak, dikilmek ve bir işi üstlenmek olduğunu; ortak bir hedef veya nesep birliğiyle bir arada duran topluluğa bu sebeple "kavim" denildiğini aktarır. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin burada cinlerin kendi sosyal yapılarını ve aidiyetlerini ifade ettiğini, "nâ" (bizim) zamiriyle de bu bağın güçlendirildiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, cinlerin "ey kavmimiz" diyerek söze başlamasının, tebliğin en etkili yolunun kişinin kendi toplumuyla kurduğu şefkat ve aidiyet köprüsü olduğunu gösterdiğini vurgular.
İnnâ (إِنَّا)
İbn Fâris, bu ifadenin bir tekit (pekiştirme) edatı olan "inne" ile "nâ" (biz) zamirinin birleşiminden oluştuğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "innâ" kalıbının söze kesinlik kattığını, cinlerin gördükleri ve duydukları gerçeğe dair hiçbir şüphe taşımadıklarını, bu kesin inancı muhataplarına sarsılmaz bir vurguyla ilettiklerini ifade eder.
Semi'nâ (سَمِعْنَا)
İbn Fâris, s-m-a (sin, mim, ayın) kökünün bir sesi algılamak ve ona kulak vermek anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sem'" kavramının Kur'an terminolojisinde sadece fiziksel bir duyma değil, duyulanı kalben onaylamak, anlamak ve ona icabet etmek manalarını da barındırdığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, cinlerin bu ifadesinin "duyduk ve teslim olduk" anlamında bir ontolojik dönüşümü temsil ettiğini, işitme eyleminin burada mutlak bir tasdike (iman) dönüştüğünü analiz eder.
Kitâben (كِتَابًا)
İbn Fâris, k-t-b (kef, te, be) kökünün bir araya getirmek, toplamak ve harfleri birbirine eklemek anlamına geldiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin kutsal metin anlamındaki kullanımının Süryanice "kthâbhâ" ve Aramice "kîthâbhâ" formlarıyla olan köken bağına dikkat çekerek, bunun monoteist geleneklerdeki yazılı vahyi nitelediğini kaydeder. Angelika Neuwirth, "kitâb" nitelemesinin cinlerin zihninde Kur'an'ın sıradan bir şiir veya kahin sözü olmadığını, aksine kadim ilahi gelenekle eşdeğer, otoriter ve vahiyle süzülmüş bir metin olarak algılandığını vurgular.
Ünzile (أُنْزِلَ)
İbn Fâris, n-z-l (nun, ze, lam) kökünün bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesi ve yerleşmesi anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "inzâl" fiilinin pasif (edilgen) formda kullanılmasının, kitabın kaynağının yüce bir makam (Allah) olduğunu ve elçiye bu kaynağın dışından bir müdahale olarak ulaştığını ifade ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin vahyedilen metnin beşeri bir kurgu olmadığını, aşkın bir boyuttan (semadan) insanlık alemine indirilmiş ilahi bir lütuf olduğunu nitelediğini belirtir.
Mûsâ (مُوسَى)
El-Cevâlîkî, bu ismin İbranice veya Süryanice kökenli olup Arapçalaştığını (mu'reb) belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin aslen İbranice "Moşe" köküne dayandığını, Kur'an'ın bu ismi zikrederek cinlerin Tevrat ve Hz. Musa'nın getirdiği şeriat hakkında bilgi sahibi olduklarını ihsas ettiğini kaydeder. Angelika Neuwirth, Musa isminin anılmasının cinlerin Kur'an'ı "boşlukta bir metin" olarak değil, Tevrat ile başlayan o büyük ilahi zincirin bir halkası olarak gördüklerini ve tarihsel bir süreklilik kurduklarını ifade eder.
Musaddikan (مُصَدِّقًا)
İbn Fâris, s-d-k (sad, dal, kef) kökünün sözün ve inancın gerçeğe tam olarak uyması anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tasdik" eyleminin bir şeyin doğruluğunu onaylamak ve teyit etmek olduğunu; Kur'an'ın, Hz. Musa'ya verilen kitabın (Tevrat) özünü ve tevhid mesajını bizzat doğrulayan bir hakem metin olarak geldiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Kur'an'ın önceki vahiylerle olan teolojik uyumunu vurguladığını, cinlerin bu uyumu fark ederek Kur'an'ın hakikatine dair en güçlü delili (tasdik) bulduklarını analiz eder.
Yehdî (يَهْدِي)
İbn Fâris, h-d-y (he, dal, ye) kökünün lütufla yol göstermek, birini hedefine ulaştıracak rehberliği sağlamak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, hidayetin varlıkları fıtratlarına uygun olan selamet yoluna sevk etme lütfu olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın temel fonksiyonunu nitelediğini; Kur'an'ın statik bir bilgi kaynağı değil, insanı ve cini karanlıktan aydınlığa taşıyan dinamik bir rehber (hâdî) olduğunu vurgular.
El-Hakk (الْحَقِّ)
İbn Fâris, h-k-k (ha, kef, kef) kökünün sağlamlık, sübut, değişmezlik ve gerçeğe mutabakat anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, hakkın batılın zıddı olarak, inkarı mümkün olmayan ontolojik kesinliği ifade ettiğini söyler. Toshihiko Izutsu, "el-Hakk" kavramının Allah'ın zatını ve vahiyle bildirdiği değişmez yasaları temsil ettiğini, hidayetin varacağı son noktanın bu mutlak gerçeklik olduğunu analiz eder.
Tarîk (طَرِيقٍ)
İbn Fâris, t-r-k (tı, ra, kef) kökünün temel manasının bir şeyi dövmek, vurmak olduğunu; ayakların üzerine vurarak yürüdüğü yola da bu yüzden "tarîk" denildiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bir hedefe ulaşmak için izlenen yolu ve takip edilen usulü ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada sadece fiziksel bir yolu değil, insanı ve cini ebedi kurtuluşa götüren ahlaki ve hukuki yaşam çizgisini temsil ettiğini vurgular.
Müstakîm (مُسْتَقِيمٍ)
İbn Fâris, k-v-m (kef, vav, mim) kökünden türeyen bu kelimenin ayağa kalkmak, dikilmek ve doğruluğun zıddı olan eğrilikten arınmak anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "istikamet"in sapmaksızın, pürüzsüz ve dosdoğru bir çizgi üzerinde sebat etmek olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, müstakîm sıfatının tarîk (yol) ile birleşerek, Kur'an'ın sunduğu hidayet yolunun hiçbir sapma, çelişki veya belirsizlik barındırmayan, insanı doğrudan doğruya yaratıcısına ulaştıran şaşmaz bir rota olduğunu analiz eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla