وَاِذَا حُشِرَ النَّاسُ كَانُوا لَهُمْ اَعْدَٓاءً وَكَانُوا بِعِبَادَتِهِمْ كَافِر۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Ahkaf Sûresi, 6. Ayet
Daralt
X
-
“Kıyâmet sonrası insanlar toplanınca taptıkları şeyler kendilerine düşman olacak ve (onlara yaptıkları) ibadetlerini de inkâr edeceklerdir.”
Daha önce de söylediğimiz gibi onlar kıyâmette birbirlerine düşman olacaklar, birbirlerinden kaçacaklar, birbirlerine lânet yağdıracaklar ve ibadetlerini de inkâr edecekler.
Yorumu Yorumla
-
Huşira (حُشِرَ)
İbn Fâris, h-ş-r (ha, şın, ra) kökünün temel olarak insanları veya canlıları bulundukları çeşitli yerlerden çıkarıp tek bir merkeze doğru toplamak, sevk etmek ve bir araya getirmek anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "haşr" kelimesinin sıradan bir toplanma olmadığını, insanları yurtlarından veya bulundukları yerlerden genellikle savaş veya hesaplaşma gibi zorunlu bir amaç için kitleler halinde çıkarıp bir alana yığmak manası taşıdığını, bu ayette ise doğrudan eskatolojik bağlamdaki büyük diriliş ve hesap günü toplanmasını ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın eskatolojik çerçevesinde kozmik bir eylemi anlattığını, insanın dünyevi özerkliğinin elinden alındığı, mutlak ilahi iradenin zorlayıcı gücü altında çaresizce boyun eğerek bir araya getirildiği varoluşsal bir sürgün ve toplanma halini tasvir ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamdaki kullanımının ahiret sahnelerinden çarpıcı bir kesit sunduğunu, dünyada iken birbirlerine tapan ve tapılan konumunda olanların, iradeleri dışında ve kaçış imkanı olmaksızın büyük bir yüzleşme için ilahi mahkemenin huzuruna zorla getirilişini betimlediğini vurgular.
En-Nâs (النَّاسُ)
İbn Fâris, kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler bulunduğunu, n-v-s (nun, vav, sin) kökünden gelmesi halinde hareketlilik ve yer değiştirme anlamına, ü-n-s (hemze, nun, sin) kökünden gelmesi halinde ise alışkanlık, ünsiyet ve bir arada yaşama eğilimi anlamına dayandığını aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "insan" ve çoğulu olan "nâs" kelimelerinin ünsiyet (sosyalleşme, yakınlık kurma) kökünden türediğini kabul ederek, insanların tabiatları gereği tek başlarına yaşayamayan, birbirlerine ihtiyaç duyan ve sosyal bağlar kurarak varlıklarını sürdüren varlıklar olduklarına işaret ettiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin saf Arapça bir kökene sahip olmakla birlikte, Sami dillerinin ortak kelime dağarcığında insanlığı veya kitleleri ifade eden çok temel ve eski bir kullanım olduğunu kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde "en-nâs" kelimesinin genellikle kalabalıkları, avam tabakasını ve teolojik hakikatleri unutmaya, gaflete düşmeye ve sahte tanrılara yönelmeye meyyil olan genel insanlık durumunu nitelemek için kullanıldığını ifade eder.
A'dâen (أَعْدَاءً)
İbn Fâris, a-d-v (ayın, dal, vav) kökünün asıl anlamının sınırı aşmak, haddi geçmek, tecavüz etmek ve adımları hızlandırıp koşmak olduğunu; düşmanlık anlamına gelen "adâvet" kelimesinin de dostluk, adalet ve uyum sınırlarının ihlal edilip aşılmasından dolayı bu kökten türediğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, düşman (adüvv) kelimesinin, niyetiyle ve eylemleriyle karşısındakine zarar vermeyi hedefleyen, barış ve uyum halini bozan tarafı nitelediğini; ayetteki kullanımının ise dünyada sevgi ve sığınma nesnesi olan varlıkların, ahirette tam zıt bir karaktere bürünerek kendilerine tapanlara nefretle saldıran hasımlara dönüşmesini ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin seçimiyle Kur'an'ın müşrik psikolojisine ağır bir darbe indirdiğini, şefaat ve koruma umuduyla bağlanılan putların ve sahte tanrıların, hesap gününde en amansız ve saldırgan düşmanlar (a'dâ) safına geçerek müşrikleri ontolojik bir hayal kırıklığına uğratacaklarını resmettiğini dile getirir.
İbâdetihim (بِعِبَادَتِهِمْ)
İbn Fâris, a-b-d (ayın, be, dal) kökünün temel manasının yumuşaklık, boyun eğme, tevazu ve itaat olduğunu; üzerinde çokça yürünerek düzleşmiş, yumuşamış yola da bu yüzden "muabbed" denildiğini aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "ibâdet" kavramının itaat ve boyun eğmenin ulaşabileceği en uç, en derin nokta olduğunu, kişinin kendi acziyetini bilerek yüce gördüğü bir varlık karşısında mutlak bir tezellül (küçülme ve teslimiyet) içine girmesini ifade ettiğini söyler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın din felsefesinde ibadetin, insan ile Allah arasındaki dikey ilişkiyi kuran yegane meşru bağ olduğunu, müşriklerin en büyük trajedisinin ise içlerindeki bu mutlak boyun eğme güdüsünü (ibadet) yanlış ontolojik hedeflere, kendileri gibi aciz veya cansız varlıklara yöneltmeleri olduğunu derinlemesine analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu ifadenin müşriklerin dünyevi pratiklerini tanımladığını, sahte tanrıların kendilerine yönelik ritüelleri ve mutlak itaati (ibadeti) ahirette tamamen reddedeceklerini belirterek şirkin rasyonel zeminsizliğini ortaya koyduğunu vurgular.
Kâfirîn (كَافِرِينَ)
İbn Fâris, k-f-r (kef, fe, ra) kökünün bir nesneyi örtmek, gizlemek ve üstünü kapatmak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin bilinen dini anlamından (Allah'ı inkar) farklı olarak ayetin bağlamında çok spesifik bir işleve sahip olduğunu; putların, dünyada kendilerine gösterilen ilgiyi, tapınmayı ve yöneltilen ibadeti ahirette şiddetle inkar edeceklerini, böyle bir ibadeti asla kabul etmediklerini bildirerek müşriklerin amellerini "yok saymalarını" ve "örtmelerini" ifade ettiğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin teolojik bir terim olarak gerçeği inkar etme ve reddetme anlamının Süryanice veya Aramice Hıristiyan literatüründeki kullanımların Arapçaya yansıması olabileceğine işaret eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin bu ayetteki kullanımında çarpıcı bir anlamsal yer değiştirme (ironi) olduğuna dikkat çeker; normal şartlarda ilahi nimetleri inkar edenler insanlar (kâfirler) iken, bu eskatolojik sahnede cansız putların, kendilerine tapan insanların ibadetlerini şiddetle reddeden ve inkar eden (kâfir) bir konuma yerleştirildiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, sahte tanrıların kâfir (inkarcı/reddedici) konumuna düşmesinin, müşriklerin dünyada kurdukları teolojik ittifakın ahirette nasıl tek taraflı olarak feshedileceğini ve tapanların kendi inanç sistemleri tarafından nasıl yüzüstü bırakılacağını anlatan eşsiz bir retorik olduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla