تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Ahkaf Sûresi, 2. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: aziz, kuran, ahkaf suresi 2. ayet, hikmet, ahkaf suresi, ahkaf 2, ilahi indirme, allah, kitap, nüzul, ilim, bilgi
-
Tenzîl (تَنْزِيلُ)
İbn Fâris, kelimenin kökeni olan n-z-l (nûn, ze, lâm) harflerinin, bir şeyin yüksek bir yerden aşağıya inmesi, alçalması ve düşmesi gibi temel bir anlam çerçevesine sahip olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nüzûl" kelimesinin yukarıdan aşağıya inmek anlamına geldiğini, "tenzîl" formunun ise tef'îl babında olmasından dolayı, vahyin bir kerede toptan değil, olaylara ve zamana bağlı olarak peyderpey, aşama aşama indirilmesini (tedricilik) ifade ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik alanında "tenzîl" kavramının, ilahi olan ile beşeri olan arasındaki dikey iletişim eksenini kurduğunu, bu kelimenin Allah'tan insana doğru gerçekleşen bilgi aktarımının yönünü ve ilahi otoritenin yüceliğini vurgulayan temel bir terim olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamdaki kullanımını tarihsel bir çerçevede ele alarak, "tenzîl" kelimesinin vahyin donuk ve zaman üstü bir metin olmaktan ziyade, Mekke döneminin canlı koşullarına, muhatapların itirazlarına ve ihtiyaçlarına dinamik bir şekilde, aşama aşama cevap veren ilahi bir müdahale süreci olduğuna işaret ettiğini belirtir.
El-Kitâb (الْكِتَابِ)
İbn Fâris, k-t-b (kef, te, be) kökünün temel anlamının "toplamak, bir araya getirmek ve iki şeyi birbirine bağlamak" olduğunu ifade eder; harflerin ve kelimelerin bir araya getirilerek anlamlı bütünler oluşturmasından dolayı yazı eylemine bu kökten türeyen isimlerin verildiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "kitâb" kelimesinin hem yazılmış olan somut metni hem de Allah'ın kesinleşmiş hükmünü ve farz kıldığı emirleri ifade ettiğini, bu ayette ise harfleri ve manaları telif edilmiş, ilahi iradeyi bir araya toplayan Kur'an'ı kastettiğini belirtir. Arthur Jeffery, k-t-b kökünün Sami dillerinde ortak olmakla birlikte, "el-Kitâb" kelimesinin kutsal metin ve ilahi vahiy anlamında kullanılmasının muhtemelen Süryanice "kthâbhâ" veya Yahudi Aramicesindeki kullanımların etkisiyle Arapçaya yerleştiğini öne sürer. Angelika Neuwirth, kelimenin Kur'an'ın kendi kendini tanımlama sürecindeki evrimine dikkat çekerek, başlangıçta sözlü bir hitap olan vahyin, Geç Antik Çağ'daki diğer kutsal metin gelenekleriyle boy ölçüşen ve onlara paralel, yazılı bir kutsal metne (kitâb) dönüşme iddiasını yansıttığını analiz eder. Christoph Luxenberg, kelimenin Süryani Hıristiyan leksiyonaryumlarındaki (okuma metinleri) kullanımlarıyla olan yapısal bağına dikkat çekerek, kelimenin Geç Antik Çağ dini literatürünün kalıpları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savunur.
Allah (اللَّهِ)
İbn Fâris, kelimenin kökeni olarak e-l-h (hemze, lâm, he) kökünü gösterir ve bu kökün kulluk etmek, ibadet etmek ve yönelmek anlamlarına geldiğini, "ilâh" kelimesinin ibadet edilen varlık anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "ilâh" isminin başına belirlilik takısı olan "el" harf-i tarifinin getirilmesiyle oluştuğunu ve zamanla kaynaşarak yalnızca gerçek ve tek yaratıcı olan zâtın özel ismi haline geldiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökeninin Süryanice "Alahâ" ve Aramice "Elâhâ" kelimelerine dayandığını, İslam öncesi dönemde Arap yarımadasındaki Hıristiyan ve Yahudi topluluklar aracılığıyla bilindiğini ve Arapçalaştığını iddia eder. Theodor Nöldeke, Jeffery'nin Aramice ve Nabatice köken teorisine katılmakla birlikte, kelimenin İslam öncesi Arap panteonunda zaten en yüce tanrı olarak bilindiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, kelimenin etimolojisinden ziyade Kur'an'daki anlamsal dönüşümüne odaklanarak, İslam öncesi Arapların bir yaratıcı tanrı olarak "Allah" mefhumunu bilmelerine rağmen, Kur'an'ın bu kelimeyi tüm diğer tanrısal ortaklardan arındırıp mutlak monoteizmin merkezine yerleştirerek yepyeni bir semantik değer ürettiğini kapsamlı bir şekilde analiz eder.
El-Azîz (الْعَزِيزِ)
İbn Fâris, a-z-z (ayın, ze, ze) kökünün temel olarak güç, kuvvet, şiddet, direnç ve galip gelmek, nadir bulunmak gibi anlamlar taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "izzet" kavramını insanın mağlup edilmesini, ezilmesini engelleyen yenilmezlik durumu olarak tanımlar; Allah'ın sıfatı olarak "el-Azîz"in, hiçbir gücün karşı koyamayacağı, mutlak surette galip olan, iradesine hiçbir engel bulunmayan ve eşi benzeri olmayan yüce varlık anlamına geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, kelimenin cahiliye dönemindeki kabilevi bağlamını inceler; İslam öncesi dönemde "izzet"in kabile gururu, dünyevi güç ve bedevi kibrini ifade ettiğini, ancak Kur'an'ın bu kavramı dünyevi ve beşeri alandan tamamen çekip alarak sadece Allah'a ait olan mutlak ve ilahi bir iktidar sıfatına dönüştürdüğünü vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetin bağlamında bu kelimenin seçilmesinin tesadüfi olmadığını, müşriklerin vahye karşı sergiledikleri direnişe karşı, Kur'an'ı indiren kaynağın asla mağlup edilemez bir kudrete sahip olduğunu ilan eden güçlü bir retorik ve meydan okuma işlevi gördüğünü belirtir.
El-Hakîm (الْحَكِيمِ)
İbn Fâris, h-k-m (ha, kef, mim) kökünün asıl anlamının "engel olmak, alıkoymak ve menetmek" olduğunu belirtir; bilgeliği ifade eden "hikmet" kelimesinin, sahibini cehaletten, çirkin işlerden ve yanlıştan alıkoyduğu, onu doğruya yönlendirdiği için bu kökten türediğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, hikmeti, nesnelerin hakikatini kavramak ve buna uygun en doğru eylemi gerçekleştirmek olarak tanımlar; bu bağlamda "el-Hakîm" isminin, eşyayı en mükemmel şekilde yaratan, yöneten, emir ve yasaklarında eşsiz bir amaca ve bilgeliğe sahip olan Allah'ı nitelediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, ilahi otorite bağlamında "hüküm" ve "hikmet" kavramları arasındaki sıkı ilişkiye dikkat çeker; "el-Hakîm" isminin "el-Azîz" sıfatıyla birlikte zikredilmesinin teolojik bir denge kurduğunu, Allah'ın mutlak ve yenilmez gücünün keyfi ve zorba bir güç olmadığını, aksine derin bir bilgelik, adalet ve şaşmaz bir amaca dayalı olarak işlediğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayet sonlarındaki bu ikili isim kullanımının sadece bir ses uyumu olmadığını, Kur'an vahyinin tesadüfi bir metin olmadığını, aksine arkasında engellenemez bir kudret ve her bir cümlesinde derin bir hikmet ile gayelilik barındıran ilahi bir dizge olduğunu muhataplara ilan ettiğini vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla