Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 41. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 41. Ayet

    تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Terhekuhâ katera(tun)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Kapkara kesilmiştir."

      Ebû Bekir el-Esam şöyle dedi: Kapkara kesilmiştir, yani onları zillet bürür. Yahut yükselir sonra renkten renge girer, ondan sonra sanki onu toz bürümüş gibi olur, ardından da belirttiğimiz gibi kararır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Terhakuhâ (تَرْهَقُهَا)

        Kök harfleri re, he ve kaf harfleridir. Sondaki "hâ" zamiri "onu" anlamı katan bir ek olmakla birlikte, eylemin aslı "terhaku" fiilidir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyin diğerini bütünüyle örtmesi, kaplaması, üzerine binmesi ve ona galip gelmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında bu eylemin bir şeyi zorla, güç kullanarak ve kaçınılmaz bir şekilde kuşatmak anlamına geldiğini, buradaki kullanımın ise yüzü bütünüyle kaplayan ve ondan ayrılmayan bir karanlığı ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında bu fiili, suçluların yüzüne çöken o kasvetli örtünün çaresizce kabul edilişini simgeleyen bir kuşatma olarak analiz eder; bu, kişinin iradesi dışında üzerine binen metafizik bir ağırlıktır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi bağlamdaki gücüne dikkat çekerek; "terhaku" fiilinin, o karanlığın yüzü sadece örtmekle kalmayıp ona adeta yapışan ve onu ezen, kaçışı olmayan bir zillet ağırlığına sahip olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki işlevine işaret ederek; inkârcıların yüzlerini kaplayan zillet, utanç ve korkunun hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde onları bürümesini ve bu durumun onların iç dünyasındaki perişanlığın dışa vurumu olduğunu ifade ettiğini aktarır.

        Katarah (قَتَرَةٌ)

        Kök harfleri kaf, te ve ra harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının duman, toz ve bir şeyin kararması sonucu oluşan grilik olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "katere" kelimesinin özellikle toz dumanı gibi insanın üzerine çöken kasvetli ve kirli bir karanlığı ifade ettiğini açıklar. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı çalışmasında; kelimenin kadim Sami dillerindeki duman ve is terminolojisiyle ilişkili olduğunu, Kur'an'ın bu terimi bedbahtlığı ve hüsranı simgeleyen karanlık bir toz tabakası anlamında kullandığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, bu kavramı "ğabera" (toz) kelimesinden daha yoğun, daha isli ve daha içsel bir karanlık olarak tanımlar; "katere"nin, kişinin ebedi hüsranının simasındaki en son ve en koyu aşaması olan "zillet karartısı" olduğunu analiz eder. Gabriel Said Reynolds, bu terimin eskatolojik literatürdeki "utanç perdesi" temasıyla örtüştüğünü ve suçluların yüzündeki o grileşmiş, islenmiş ve nurdan mahrum kalmış ifadeyi nitelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına işaret ederek; bunun bir önceki ayette geçen tozun (ğabera) üzerine çöken simsiyah bir duman ve keder tabakası olduğunu, insanın içine düştüğü derin hüsranın ve aşağılanmışlığın yüzdeki en belirgin nişanesi olduğunu ifade ettiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X