يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Abese Sûresi, 34. Ayet
Daralt
X
-
34-36. "İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar."
Kişinin o gün yakınlarından kaçması gerçek anlamda kaçış olabilir. Şöyle de olabilir: Burada kaçıştan maksat gerçek kaçış değil kaçan kişinin içinde bulunduğu ruh hali ve psikolojik durumdur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Sûra üflendiğinde artık ne aralarındaki akrabalık bağları işe yarayacak ne de birbirlerine soru sorabilecekler!" Bunun açıklaması şöyledir: Akrabalar bir araya geldiği zaman normalde birbirlerini görmüş olmanın neşesini yaşarlar ve toplanmalarıyla hasretlik giderirler. Birbirlerinden ayrı düştükleri zaman da hal hatır sorarlar ve buna özen gösterirler. Oysa onlar kıyâmet gününde ayrı düşmeleri halinde hatırlarını sormak, bir araya geldiklerinde ise sevinip neşelenmek gibi bir ruh hali içinde olmazlar, sanki birbirlerini hiç tanımıyorlarmış gibi olurlar. Bu aralarında gerçekten nesep bağı olmadığından değil, fakat her birinin başına öyle bir korkunç gaile gelmiştir ki herkes kendi başının derdine düşüp en yakını da olsa onun hatırını sormayı, gördüğü zaman sevinmeyi düşünemez olmuştur. İşte bu durum sanki onlardan kaçıyormuş gibi bir görüntü verir. Gerçekte kaçma yoktur, ancak kaçan kimsenin içinde bulunduğu hâlet-i ruhiye aynısıyla bunlarda da mevcuttur, herkes yalnızca kendi başının derdine düşmüştür. Kimsenin en yakını da olsa bir başkasını göreceği yoktur. Zira Allah Teâlânın buyurduğu gibi "O gün her kişinin işi başından aşkındır". Başına gelen dehşet hali, kişiyi kendisinden de yakınlarından da kaçıştan engelleyecektir.
Ya da gerçek kaçış anlamında olur. Şöyle ki akrabalar birbirlerinin hak ve hukukunu eksiksiz bir şekilde tam olarak yerine getiremez. Bu yüzden o günde kendilerinin sorguya çekileceğinden korkarlar. Bu endişe onları kaçışa sürükler. Ya da onlardan her biri diğerinin yükünü üstlenmekten kaçar. Tıpkı şu ilâhî beyanda buyrulduğu gibi: "Günah yükü ağır gelen kimse onun taşınması için yardım çağrısında bulunsa -çağrılan yakını bile olsa o yükten hiçbirini, başkası üzerine alamaz". Akrabalar dünyada iken yüklerin taşınması, zorlukların göğüslenmesi içinde birbirleriyle dayanışma içindeydiler. Allah bildirmiş oldu ki onlar orada birbirlerine yardımcı olamayacaklar, aksine birbirlerinden kaçacaklardır.
Diğer yandan bunun kâfirler hakkında olması da mümkündür. Müslümanlara gelince onlar arasında akrabalık hakları orada da devam edecektir. Nasıl ki dostlar arasında dostluğun devam etmesi söz konusudur, akrabalar arasında da öyle olacaktır. Nitekim şu ilâhî beyanda bu husus ifade edilmiştir: "Allah'a itaatsizlikten sakınanlar dışında, dostlar bile o gün birbirinin düşmanıdır". Bu hem müslümanlar hem de kâfirler için söz konusu ise o takdirde "kaçma"nın bazı hallere mahsus olması da mümkündür. Kişi kendi derdine düştüğü zamanlarda başkasıyla ilgilenemez. Ama hesabı görülüp de kendisine müjde verildiği zaman o takdirde şefaat etmek için harekete geçer ve şefaatte bulunacağı kimsenin halini sorar ve ondan kaçmaz.
Yorumu Yorumla
-
Yevme (يَوْمَ)
Bu kelimenin kök harfleri ye, vav ve mim harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının güneşin doğuşundan batışına kadar geçen zaman dilimi ve aydınlık olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin mutlak zaman anlamına geldiğini, uzunluğuna bakılmaksızın herhangi bir dönemi veya vakti ifade ettiğini açıklar. Kur'an terminolojisinde bu kelimenin, genellikle büyük ve sarsıcı bir olayın gerçekleştiği "an" veya "zaman" anlamında kullanıldığını kaydeder. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı eserinde kelimenin kadim Sami dillerinin ortak mirası olduğunu, İbranice "yom" ve Süryanice "yomâ" kelimeleriyle tam bir etimolojik paralellik sergilediğini belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın zaman tasavvurunda bu kelimenin "vakit" olmanın ötesinde, insanın tüm dünyevi bağlarının koptuğu ve ilahi hakikatle yüzleştiği o dehşetli "Hesap Günü"nün başlangıç noktasını simgelediğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına işaret ederek; bunun rastgele bir zaman değil, önceki ayetlerde zikredilen "Sâhhah" (kulağı sağır eden çığlık) ile başlayacak olan ve insanın dehşetten dolayı en yakınlarını bile unutacağı o özel kıyamet vaktini ifade ettiğini aktarır.
Yefirru (يَفِرُّ)
Bu kelimenin kök harfleri fe, ra ve ra harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga adlı eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyden hızla uzaklaşmak, kaçmak ve korkuyla geri çekilmek olduğunu belirtir; "firâr" eyleminin kökeninde zor bir durumdan kurtulma çabasının yattığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin, kişinin kendisine zarar vereceğini düşündüğü veya dehşete düştüğü bir şeyden koparak ayrılması anlamına geldiğini, buradaki kullanımın ise insanın o günkü şiddetli korku sebebiyle sosyal bağlarını terk etmesini ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın etik ve psikolojik yapısını incelerken "firâr" eyleminin burada varoluşsal bir sarsıntıyı temsil ettiğini; insanın o gün başkalarına yardım edemeyeceğini ve hatta onların yükünü taşıyamayacağını anlayınca, en sevdiklerinden bile içsel bir panikle uzaklaşmasını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), fiilin geniş zaman (muzari) kipinde gelmesine dikkat çekerek, bu kaçışın sürekliliğini ve o günkü dehşetin insanı nasıl durmaksızın bir uzaklaşma haline sürüklediğini edebi bir dille tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlam içindeki işlevine değinerek; bunun insanın bencilliği veya sevgisizliği değil, karşı karşıya kaldığı o muazzam hesabın ağırlığı altında başka hiç kimseyi düşünecek mecalinin kalmamasını ve kendi derdine düşerek herkesten köşe bucak kaçmasını ifade ettiğini aktarır.
El-Mer'u (الْمَرْءُ)
Bu kelimenin kök harfleri mim, ra ve hemze harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının sağlık, manevî güç, olgunluk ve insanlık olduğunu belirtir; özellikle erdemli ve güçlü karakterli erkeğe bu ismin verildiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin "insan" anlamında kullanıldığını, ancak sıradan bir beşerden ziyade iradesi ve sorumluluğu olan "kişi"yi ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik alanında bu kelimenin bireysel kimliği ve tekil insan öznesini (Self) temsil ettiğini; kıyamet günü tüm toplumsal statülerin ve kimliklerin soyunup, sadece çıplak ve yalın haliyle "kişi"nin kalacağını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin başındaki belirlilik takısının (lam-ı tarif), her bir ferdi tek tek muhatap aldığını ve kaçış eyleminin ne kadar bireysel bir trajedi olduğunu vurgulayan edebi bir incelik taşıdığını tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki işlevine işaret ederek; burada cinsiyet ayrımı gözetmeksizin her bir bireyin, o dehşet anında kendi başının çaresine bakma telaşına düşecek olan yegâne sorumlu kişi olduğunu ifade ettiğini aktarır.
Ahîhi (أَخِيهِ)
Bu kelimenin kök harfleri elif, ha ve vav harfleridir. Sondaki "hi" zamiri "onun" anlamı katan bir ek olmakla birlikte, asıl kelime "ah" (erkek kardeş) ismidir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir araya gelmek, bir şeye yönelmek ve arkadaşlık etmek olduğunu belirtir; "kardeş"e aynı asıldan geldikleri ve hayat yolunda birbirlerine dayanak oldukları için bu ismin verildiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin hem kan bağıyla olan kardeşliği hem de aynı amaç veya inanç etrafında birleşenlerin dostluğunu ifade ettiğini, ancak ayetteki bağlamın insanın dünyadaki en yakın sığınağı ve koruyucusu olan kan kardeşini kastettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın sosyal yapısında kardeşliğin en güçlü dayanışma bağı olduğunu, bu ayette kişinin ilk olarak kardeşinden kaçmasının zikredilmesinin, en temel ve sarsılmaz kabul edilen sosyal bağların bile kıyamet dehşeti karşısında nasıl anlamsızlaştığını göstermek üzere seçildiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına dikkat çekerek; insanın o gün en yakınından, yardımı ilk ondan bekleyeceği öz kardeşinden bile kaçacak olmasının, felaketin boyutlarını ve bireysel hesabın her türlü akrabalık bağının önüne geçeceğini ifade ettiğini aktarır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla