Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 30. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 30. Ayet

    وَحَدَٓائِقَ غُلْباًۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve hadâ-ika ġulbâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Gür ağaçlı bahçeler;"

      "Hadâik" etrafı ağaçlarla çevrili bahçe demektir. "Gulb" kelimesi de kalın demektir. Bir insanın ensesi kalın olduğu zaman "racul ğulb" denilir. Gür, kalabalık topluluk için de "kavm ğulb" denilir. Uzun, sık ve gür ağaçlar için de "ğulb" denilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Hadaika (حَدَائِقَ)

        Bu kelimenin kök harfleri ha, dal ve kaf harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyi kuşatmak, çevrelemek ve ortasına almak olduğunu belirtir; göz bebeğine de etrafı beyazıyla çevrili olduğu için "hadaka" denildiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "hadîka" kelimesinin sadece rastgele bir bahçe değil, etrafı duvarlarla veya çitlerle çevrilmiş, içinde ağaçların bulunduğu korunaklı ve görkemli bahçeler anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın doğa tasvirlerini incelerken bu kavramın çöl hayatının ortasında vaha benzeri, sınırları belli, yeşil ve yoğun bitki örtüsüyle kuşatılmış estetik alanları temsil ettiğini, bu bağlamda rızık zincirinin sadece temel gıdalardan ibaret olmayıp insanın ruhuna hitap eden bir zenginliği ve korunaklılığı da barındırdığını analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin çoğul formunun kullanılmasının, ilahi ikramın çeşitliliğini ve bu bahçelerin çokluğunu vurguladığını, etrafı çevrili bahçe imgesinin ise bir mülkiyet ve özen duygusunu yansıttığını tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına işaret ederek; bunların iç içe girmiş ağaçlarla kaplı, gür, görkemli ve meyveli bahçeler olduğunu, insanın estetik zevkine ve beslenmesine hizmet eden bu devasa yeşil alanların ilahi birer sanat eseri olarak sunulduğunu ifade ettiğini aktarır.

        Ğulben (غُلْبًا)

        Bu kelimenin kök harfleri ğayın, lam ve be harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının güç, üstünlük, kalınlık ve yoğunluk olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin "ağleb" kelimesinin çoğulu olduğunu; boynu kalın ve güçlü varlıklar için kullanıldığı gibi, ağaçlar için kullanıldığında gövdeleri kalınlaşmış, dalları birbirine girmiş, gür ve yoğun ormanlık alanları ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik yapısında "ğulb" sıfatının, doğanın vahşi ve dizginlenemez gücünü değil, ilahi bir tasarım sonucu kemale ermiş, gövdesi sağlam ve bitki örtüsü son derece sık olan ağaç topluluklarını simgelediğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin fonetik yapısındaki sertliğe dikkat çekerek; bu ses yapısının, bahçelerdeki ağaçların heybetini, dayanıklılığını ve görsel ihtişamını yansıtan edebi bir güç taşıdığını tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki işlevine değinerek; "hadaika ğulbâ" ifadesinin, dalları birbirine örülmüş, gövdeleri devasa boyutlara ulaşmış, sık ağaçlıklı ve balta girmemiş orman benzeri yoğun bahçeleri nitelediğini, bu gür bitki örtüsünün su ve toprakla buluşan ilahi iradenin bir sonucu olarak insana sunulduğunu ifade ettiğini aktarır. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu nitelemenin Arap dilindeki kullanımına vurgu yaparak; yüksek ve ulu ağaçlarla kaplı bahçelerin, hem görsel bir zenginlik hem de insanın çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan devasa bir biyolojik depo olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X