فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَباًّۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Abese Sûresi, 27. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: toprağı yarma, abese suresi, abese 27, yiyeceğine bakma, bol yağmur, tane bitirme, abese suresi 27. ayet
-
27. "Oradan ekinler bitirdik."
28. "Üzüm bağları, sebzeler;"
Allah Teâlâ burada tahıl ve üzümden bahsetti ve onları yerden çıkardığını bildirdi. Bunlar aslında yerden bitmezler. Çünkü bunlar yerden biten bitkiden çıkar. Aslı yer olduğu için böyle bir isnatta bulunulmuştur. Tıpkı şu ilâhî beyanda olduğu gibi: "Rızkınız göktedir". Bizim rızkımızın gökte olmasından maksat yağmurdur. Ancak yiyecek vb. olan rızkımız yerden biter. Onun yerden çıkması ise gökten inen yağmur sebebiyledir. Bu itibarla da göğe nispet edilmiştir. Çünkü rızkın bize ulaşmasının ilk başlangıç noktası göktür. Allah aynı şekilde şöyle buyurmuştur: "Sizi topraktan yaratan O'dur". Hiçbirimiz topraktan yaratılmadık, ancak aslımız toprağa varmaktadır.
Aynen onun gibi tahıl, üzüm ve benzeri gıdalarda sözünü ettiğimiz anlam itibariyle göğe nispet edilmiştir. "Kadben" kelimesi yonca demektir, ona "kadb" denilmesi tekrar tekrar biçilebilmesinden dolayıdır.
Yorumu Yorumla
-
Enbetnâ (أَنبَتْنَا)
Bu kelimenin kök harfleri ne, be ve te harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyin ortaya çıkması, yerden bitmesi, boy göstermesi ve görünür hale gelmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "inbât" eyleminin Allah'ın topraktan bitkileri filizlendirip büyütmesi anlamına geldiğini, bunun sadece bitkisel bir süreç değil, ilahi bir ihya (canlandırma) eylemi olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın doğa ayetlerindeki semantik yapıyı incelerken bu fiilin, ölü toprağın canlanmasının (ihyâ) somut ve biyolojik bir sonucu olarak sunulduğunu; yağmurun yağması ve toprağın yarılmasından sonraki nihai ürün verme aşamasını temsil ettiğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "biz" (nâ) zamiriyle biten kalıbına dikkat çekerek, bu eylemin doğrudan Allah'ın azametine ve yaratma gücüne nispet edildiğini, rızık zincirindeki bu hayati halkada failin yalnızca ilahi irade olduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki işlevine işaret ederek, toprağın yarılmasının ardından bitkilerin yeşerip yeryüzüne çıkmasını ve insanın beslenmesi için hazır hale getirilmesini ifade ettiğini aktarır.
Habben (حَبًّا)
Bu kelimenin kök harfleri ha, be ve be harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının "küçük ve katı nesne" olduğunu, meyvelerin ve bitkilerin çekirdeklerine, tohumlarına bu ismin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin özellikle başaklı bitkilerin tanelerini, yani hububatı ifade ettiğini; insanın temel besin kaynağı olan bu ürünlerin "sevgi" (hubb) köküyle olan semantik ilişkisine de değinerek, bunların hayatın devamını sağlayan birer lütuf olduğuna işaret eder. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı çalışmasında, kelimenin kadim Sami dillerinin ortak mirası olduğunu, İbranice habbah ve Süryanice habbethâ kelimeleriyle tam bir uyum içinde bulunduğunu ve Kur'an'da beslenmenin temel taşı olan "tahıl" anlamında teknik bir terim olarak kullanıldığını belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ekonomik ve sosyal değerleri içinde "habb" kavramını analiz ederken, bunun sadece biyolojik bir tohum değil, insan hayatının idamesi için zaruri olan "asli rızık" kategorisini temsil ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına dikkat çekerek, bunun özel olarak buğday ve arpa gibi insanların temel gıdasını oluşturan taneli ekinleri, hububatı ifade ettiğini aktarır.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla