Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 26. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 26. Ayet

    ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقاًّۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Śumme şekaknâ-l-arda şakkâ(n)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      25. "Biz bolca su indirdik."

      26. "Sonra toprağı uygun şekilde yardık."

      Suyun yer altında karar kılmasını ve böylece mahlûkatın yararlanmak üzere ona ulaşmasını sağladık. Ya da yeri bitkilerin çıkması için yardık.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Şakkaknâ / Şakkan (شَقَقْنَا / شَقًّا)

        Kök harfleri şın, kaf ve kaf'tır. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyi boydan boya yarmak, ikiye ayırmak ve üzerinde çatlaklar oluşturmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "şakk" eyleminin özellikle sert ve katı olan bir şeyin yarılarak içinden başka bir şeyin çıkması durumunu ifade ettiğini, bu ayet bağlamında ise kuru toprağın suyla buluştuktan sonra filizlenen tohumların basıncıyla yarılmasını anlattığını açıklar. Mastarın (şakkan) fiille birlikte vurgulu bir şekilde kullanılması, bu eylemin ne kadar güçlü, kusursuz ve ilahi bir düzenle gerçekleştiğini gramatik olarak pekiştirir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın doğa tasvirlerini analiz ederken bu fiilin, ölü ve hareketsiz olan yer kabuğunun canlanma anındaki dinamizmini temsil ettiğini, toprağın "yarılmasının" aslında bir hayat fışkırması eylemi olduğunu analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi yönüne odaklanarak; sertleşmiş toprağın nazik bir bitki filizi tarafından yarılmasının taşıdığı zıtlığın, ilahi kudretin bir mucizesi olarak resmedildiğini tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına işaret ederek; yağmurun ardından toprağın kabarması ve içindeki tohumların çimlenerek yeryüzüne çıkması için yerin yarılmasını ifade ettiğini, bunun rızık sürecindeki ikinci büyük biyolojik aşama olduğunu aktarır.

        El-Ard (الْأَرْضَ)

        Kök harfleri elif, ra ve dad'dır. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının "aşağıda olan", "süfliyette bulunan" ve "gökyüzünün zıddı" olduğunu belirtir. Ayrıca üzerinde yürünülen ve her şeyi taşıyan geniş mekan anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin semanın karşıtı olarak kullanıldığını, canlıların üzerinde ikamet ettiği, beslendiği ve sonunda içine döndüğü katı kütleyi ifade ettiğini açıklar. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı çalışmasında; kelimenin kadim Sami dillerinin ortak bir mirası olduğunu, İbranice "ereç", Süryanice ve Aramice "ar'â" kelimeleriyle kökensel birliğe sahip olduğunu, Kur'an'ın bu terimi tüm insanlık için ortak yaşam alanı ve rızık deposu olarak konumlandırdığını belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik perspektifinde "arz" kavramının gökyüzünden inen ilahi rahmeti kabul eden, onu işleyen ve canlılar için bir sofraya dönüştüren üretken bir yapı olarak analiz edildiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki işlevine değinerek; toprağın sadece bir mekan değil, ilahi tasarım dâhilinde rızkın ana kaynağı ve bitkilerin yetiştiği biyolojik bir ortam olarak nitelendirildiğini ifade ettiğini aktarır.

        Yorum

        İşleniyor...
        X