Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 25. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 25. Ayet

    اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَباًّۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ennâ sabebnâ-lmâe sabbâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      25. "Biz bolca su indirdik."

      26. "Sonra toprağı uygun şekilde yardık."

      Suyun yer altında karar kılmasını ve böylece mahlûkatın yararlanmak üzere ona ulaşmasını sağladık. Ya da yeri bitkilerin çıkması için yardık.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Sebbenâ / Sebben (صَبَبْنَا / صَبًّا)

        Bu kelimenin kök harfleri sad, be ve be harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının suyun veya herhangi bir akışkanın yukarıdan aşağıya doğru süzülüp dökülmesi, akıtılması ve eğimli bir yerden aşağı inmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "sabb" eyleminin suyun bolca ve şiddetli bir şekilde boşaltılmasını ifade ettiğini, buradaki kullanımın ise bulutlardan inen yağmurun yoğunluğuna ve bereketine işaret ettiğini açıklar. Mastarın (sebben) fiille birlikte zikredilmesi, eylemin kesinliğini, bolluğunu ve ilahi iradeyle gerçekleşen sürekliliğini gramatik olarak pekiştirir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kozmik nizam tasvirinde bu fiilin önemine değinerek; yağmurun rastlantısal bir doğa olayı değil, ilahi bir fail tarafından bilinçli, ölçülü ve belirli bir amaca yönelik (rızık için) gerçekleştirilen bir eylem olarak sunulduğunu analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin fonetik ve morfolojik yapısına odaklanarak; aynı kökten gelen kelimelerin tekrarının (iştikak), hitaba müthiş bir işitsel güç kattığını, bu üslubun gökten boşalan suyun sesini ve görkemini zihinde canlandıran edebi bir tasvir oluşturduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu dökülme eyleminin ontolojik bir boyutu olduğunu, cansız ve kuru toprağa hayat taşıyan ilahi bir sevkiyatın başlangıcını temsil ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına işaret ederek; bunun rızkın oluşum sürecindeki ilk ve temel aşama olan semavi müdahaleyi, yani gökyüzünden can suyunun indirilmesini ifade ettiğini aktarır.

        El-Mâ (الْمَاءَ)

        Bu kelimenin asıl kök harflerinin mim, vav ve he olduğu kabul edilir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde kelimenin aslı olan m-v-h kökünün her türlü canlılığın aslı, özü ve kaynağı olma vasfını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı eserinde kelimenin genel olarak suyu ifade ettiğini; ancak ayetteki bağlamın özellikle yeryüzündeki bitkilerin filizlenmesini ve hayatın devamlılığını sağlayan semavi suyu (yağmur) kastettiğini açıklar. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı çalışmasında, kelimenin kadim Sami dillerinin ortak mirası olduğunu, İbranice "mayim" ve Süryanice "mayyâ" kelimeleriyle olan kökensel birliğini zikrederek, Kur'an'ın bu temel kavramı evrensel bir yaşam iksiri olarak sunduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, su kavramını Kur'an'ın semantik dünyasında analiz ederken; onun sadece biyolojik bir sıvı değil, Allah'ın "Rezzak" ve "Rahman" sıfatlarının somut birer "ayeti" (delili) olduğunu, insanın nankörlüğüne karşılık sunulan en büyük ilahi lütuflardan biri olarak konumlandırıldığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu ayetteki işlevine değinerek; suyun rızık zincirinin ana halkası ve toprağın üretkenliğini sağlayan temel unsur olarak zikredildiğini, hayatın devamı için vazgeçilmez olan bu nimetin ilahi bir tasarım sonucu insana sunulduğunu ifade ettiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X