كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَٓا اَمَرَهُۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Abese Sûresi, 23. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: emri yerine getirmeme, abese 23, abese suresi 23. ayet, diriltme, abese suresi, ilahi irade, emir, buyruk
-
"Hayır! İnsan, Allah'ın emrettiğini yapmadı."
Kimi müfessirler dediler ki: Bu hitap tüm insanlara yöneliktir. Üzerindeki yükün tamamını emrolunduğu şekilde eksiksiz biçimde, gaflete düşmeden, taksir göstermeden yerine getirmiş olan tek bir kimse göremezsin. Allah Teálá her bir ferde tek bir göz açıp kapayıncaya kadar, bir nimet vermiş olmaktadır. Hiçbir kimse onun şükrünü hakkıyla yerine getirmesi mümkün olmaz ki şükrün edasında bir kabalık ve eksiklik yapmış olsun. Kimi tefsirciler de hitabın sadece kâfirlere yönelik olduğunu söylemişlerdir. Onlar kendilerine emredilen tevhide dair buyrukları yerine getirmezler. Eğer böyle ise o takdirde bu verilen emrin ilk başlangıcıyla ilgilidir. Eğer birinci açıklama doğru ise o takdirde de emrin iç yüzüne yönelik olacaktır. Ayetin kâfirler hakkında olduğuna ilişkin açıklama, belirttiğimiz gibi doğru olur. Çünkü müminin imanı için her vakitte yenilenme hükmü vardır. Zira o her bir vakitte küfürden kaçınmakla memurdur ve o da kaçınmaktadır. Bu da iman ile olur. Hal böyle olunca sabit oldu ki o her bir vakitte kendisine emredilen buyruğu tam olarak yerine getirmiş olmakta, kendisine yasak edilen fiilden de kaçınmaktadır. O imanı ile her hâlükârda küçük hatalarından (zelle) dönüş yapmakta, kendisine emredilen buyruğu eksiksiz olarak yapması gerektiğine inanmaktadır. O yüzden hitabın kâfirlere yönelik olması daha uygun gözükmektedir.
Yorumu Yorumla
-
Yakdı (يَقْضِ)
Kök harfleri kef, dad ve ye harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir işi sağlamca bitirmek, tamamlamak ve hükme bağlamak olduğunu belirtir; "kaza" eyleminin bir şeyin sonuçlandırılarak belirsizliğin giderilmesini ifade ettiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında bu fiilin bir hükmü yerine getirmek, bir borcu ödemek veya kendisine verilen bir görevi tam olarak ifa etmek anlamına geldiğini, buradaki kullanımın ise insanın yaratılış amacına uygun olan kulluk borcunu tam olarak yerine getirmemesine işaret ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın etik yapısını incelerken bu kavramın ilahi buyruklar karşısında kulun sorumluluğunu ve bu sorumluluğu fiiliyata dökme sürecini temsil ettiğini, ayetteki olumsuz yapıyla birlikte insanın kendisine yüklenen ilahi ödevleri ve yaratılış gayesini tam anlamıyla gerçekleştiremediğini, bir eksiklik içinde olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına işaret ederek, surenin başından beri sayılan bunca yaratılış mucizesine, nimete ve hatırlatmaya rağmen insanın hâlâ üzerine düşen asli görevleri hakkıyla yerine getirmediğini, ilahi davete icabet etmekte ve arınmakta yetersiz kaldığını ifade ettiğini aktarır.
Amara (أَمَرَهُ)
Kök harfleri elif, mim ve ra harfleridir. Sondaki "hu" zamiri "ona" veya "onu" anlamı katan bir ek olmakla birlikte, eylemin aslı "amara" fiilidir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyin bir araya gelmesi ve bir işi yapmaya yönelik kesin talimat olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "emr" eyleminin, üst mertebedeki bir otoritenin alt mertebedeki birine yönelik kesin bir talebi olduğunu, bu bağlamda Allah'ın insana yönelik tüm dini, ahlaki ve fıtri yükümlülüklerini ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kavramın ilahi otorite ile beşeri itaat arasındaki hiyerarşik bağı temsil ettiğini ve ayetteki kullanımın, Allah'ın insan için belirlediği ve vicdanına nakşettiği hidayet yolunun tamamına işaret ettiğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin kullanımına dikkat çekerek, burada söz konusu olanın sadece münferit bir yasak değil, insanın varoluş amacına yönelik kapsamlı bir ilahi program olduğunu ve insanın bu programa uymaktaki ihmalkârlığının vurgulandığını tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin bağlam içinde, Allah'ın insana yüklediği dini mükellefiyetleri, iman ve salih amel gibi temel sorumlulukları ifade ettiğini, insanın kendisine gösterilen bunca kanıta rağmen Allah'ın emirlerine karşı tam bir teslimiyet göstermediğini kaydeder.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla