Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 22. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 22. Ayet

    ثُمَّ اِذَا شَٓاءَ اَنْشَرَهُۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Śumme iżâ şâe enşerah(u)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltecek."

      En doğrusunu Allah bilir ya, aynı şekilde dilediği vakitte de onu yeniden yaratır mânasına gelir. Çünkü bunların hepsi kanıt getirme bağlamında beyanlardır. Sanki şöyle demiş gibidir: Onu bir spermden (nutfe) yaratan ve onu takdir eden, sonra onu öldüren ve kabre koyan, bütün bunları yaptığı gibi aynı şekilde dilediği zaman onu yeniden diriltir de. Şu kelám-ı celilinde de aynı durum söz konusudur: "Cansız nesneler iken size O hayat verdiği halde Allah'ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, sonra diriltecek, sonra O'na götürüleceksiniz". Yani size hayat veren, sonra sizi öldüren yine aynı şekilde sizi diriltecek olandır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Şâe (شَاءَ)

        Kök harfleri şın, ye ve hemzedir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyi dilemek, istemek ve irade etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında bu eylemin, bir şeyin varlık sahasına çıkması için gereken ilahi iradeyi (meşiet) ifade ettiğini kaydeder. Bu ayet bağlamında söz konusu irade, zamanı ve keyfiyeti sadece Allah tarafından bilinen diriliş anına ve sürecine matuftur. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik yapısını incelerken "meşiet" kavramının mutlak ilahi egemenliği simgelediğini; insanın ilk yaratılışı ve ölümü gibi, tekrar diriltilmesinin de tamamen Allah'ın dilemesine bağlı olduğunu ve bu ayette dirilişin insani bir müdahaleden bağımsız, sırf ilahi bir karar olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamına işaret ederek, insanın ölümünden sonraki sürecin ve tekrar hayata döndürülmesinin zamanlamasının tamamen Allah'ın takdirinde olduğunu, insanın bu süreçte herhangi bir seçim veya yetkisinin bulunmadığını ifade ettiğini aktarır.

        Enşerehu (أَنشَرَهُ)

        Kök harfleri nun, şın ve ra harfleridir. Sondaki "hu" zamiri "onu" anlamı katan bir ek olmakla birlikte, eylemin aslı "enşera" fiilidir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga adlı eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyi yaymak, açmak ve dağıtmak olduğunu belirtir; özellikle dürülmüş bir kağıdın veya kumaşın açılmasına "neşr" denildiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde "neşr" kelimesinin mecazi olarak ölünün diriltilmesi anlamında kullanıldığını; "if'al" babındaki "inşâr" formunun ise Allah'ın ölüleri mezarlarından çıkarıp tekrar hayata döndürmesi (ba's) ve onları hesap için bir araya getirmesi anlamına geldiğini açıklar. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı çalışmasında, kelimenin Arapça asıllı olmakla birlikte, diriliş ve hayatın yeniden yayılması anlamındaki dini kullanımında Süryanice "n'şar" (ışığın yayılması/uyanış) ve Aramice benzer köklerle semantik bir etkileşim içinde olabileceğini, bu kavramın kadim Sami dillerinde "yeniden canlanma" tasavvuruyla örtüştüğünü belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın dünya görüşünde bu kavramı analiz ederken, insanın toprak altındaki "dürülmüş" veya "gizlenmiş" halinin, ilahi bir emirle aniden "açılması" ve hayatın tüm yönleriyle tekrar zahir olması sürecini temsil ettiğini ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi tasvirine odaklanarak, "enşera" fiilinin dirilişi bir "yayılma" ve "açılma" olarak resmettiğini; bunun tıpkı sabahın aydınlığının veya bir bitkinin topraktan fışkırmasının zarafetiyle, ilahi kudretin ölü bedenleri yeniden inşa etmesindeki kolaylığı ve estetiği yansıttığını tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemi insanın varoluş serüvenindeki son büyük değişim ve ebedi hayata geçiş aşaması olarak tanımlar; "inşâr"ın, insanın biyolojik ve ruhsal bütünlüğünün ilahi bir "takdir" ile yeniden birleştirilerek varlık sahasına tekrar çıkarılması olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki işlevine işaret ederek, insanın öldürülüp kabre konulmasından sonra, kıyamet vaktinde Allah'ın dilediği bir zamanda onu yeniden diriltip huzuruna çıkarmasını ifade ettiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X