Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 20. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 20. Ayet

    ثُمَّ السَّب۪يلَ يَسَّرَهُۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Śumme-ssebîle yesserah(u)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Sonra ona yolu kolaylaştırdı."

      Yoldan maksadın din olması mümkündür. Sanki şöyle demiş olmaktadır: Ona Allah'ın dinini anlama yolunu kolaylaştırdı. Daha önce de belirttiğimiz gibi din kelimesi kayıtsız (mutlak) olarak kullanılınca onunla Allah'ın dini kastedilir. Aynı şekilde kayıtsız olarak "el-Kitâb" denildiğinde de ondan maksat Allah'ın kitabı olur. Buna göre "sebîl" kelimesi mutlak zikredildiği için "Sebîlullâh", yani Allah'ın yolu kastedilmiştir. Ya da "ona yolu kolaylaştırdı" demek girdiği zaman kendisine fayda verecek hidâyet yolunu ve girdiği zaman kendisine zarar verecek dalâlet (sapıklık) yolunu kolaylaştırdı, demektir. Ya da Allah, kendisine seçeceğini bildiği yolu kolaylaştırdı, anlamına gelir. Şu ilâhî beyanda belirtildiği gibi: "Artık kim cömert davranır, günah işlemekten sakınırsa; bunların güzel karşılığına da inanırsa; biz onu işin kolayına yönlendiririz. Ama kim cimrilik eder, kendisiyle yetinirse; güzel karşılığı da yalan sayarsa; biz onu zora sokarız".

      Yahut (doğum esnasında) kendi cüssesi büyük, çıkış yolu dar olmasına rağmen ona çıkış yolunu kolaylaştırdık, anlamındadır. Böylece bilsinler ki kudreti bu derece büyük olan yüce zat, dilediğini yapmaya kādirdir; hiçbir kimse ve iş O'nu aciz bırakamaz ve O'na hiçbir şey gizli kalmaz.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Es-Sebîl (السَّبِيلَ)

        Kök harfleri sin, be ve lam harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının uzamak ve bir şeyi örtmek olduğunu belirtir; yolun da bir istikamette uzayıp gitmesi nedeniyle bu ismi aldığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında bu kelimenin üzerinde kolayca yürünebilen, düzgün yol anlamına geldiğini, hem fiziksel hem de mecazi yollar için kullanıldığını açıklar. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an eserinde bu kelimenin Sami dilleri ortak mirası olduğunu, özellikle Aramice ve Süryanice "şebîlâ" (yol, patika) kelimesiyle yakın ilişkisi bulunduğunu ve Kur'an'daki dini kullanımında bu dillerdeki "hak yol" kavramının semantik etkisinin görülebileceğini belirtir. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın dünya görüşündeki yerini analiz ederken, fiziksel bir yoldan ziyade insanın varoluşsal yolculuğuna ve hidayet sürecine işaret ettiğini, bu ayet bağlamında ise insanın anne rahminden çıkış yolunun (doğum kanalı) kastedildiğini ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin belirlilik takısıyla gelmesinin, insanın varoluşu için tayin edilmiş olan o özel ve hayati çıkış yoluna işaret ettiğini, bu kullanımın ilahi sanatın bir parçası olduğunu tahlil eder. Gabriel Said Reynolds, kelimenin Kur'an anlatısındaki işlevini inceleyerek, bu yolun sadece fiziksel bir çıkış değil, aynı zamanda yaratılış mucizesinin bir parçası olarak ilahi bir "geçit" şeklinde nitelendirildiğini ve bu motifin antik Yakın Doğu metinlerindeki benzer doğum anlatılarıyla paralellik taşıdığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına dikkat çekerek, bunun insanın ana rahmindeki gelişimini tamamladıktan sonra dış dünyaya çıkışını sağlayan biyolojik yolu (doğum kanalı) ifade ettiğini aktarır.

        Yesserah (يَسَّرَهُ)

        Kök harfleri ye, sin ve ra harfleridir. Sondaki "hu" zamiri "ona" veya "onu" anlamı katan bir ektir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının kolaylık ve bir şeye sağ taraftan yaklaşmak (sağ elin kullanım kolaylığı gibi) olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "teysîr" eyleminin, bir işin önündeki engelleri kaldırarak onu zahmetsizce sonuçlanacak hale getirmek anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik yapısını incelerken bu fiilin Allah'ın yaratma ve yönlendirme eylemindeki "kolaylaştırıcı" karakterini temsil ettiğini, varlığın yasalarının (sünnetullah) canlılar için bir uyum içinde tasarlandığını analiz eder. Angelika Neuwirth, kelimenin erken Mekke surelerindeki kullanımını değerlendirerek, "teysîr" eyleminin doğanın ve insanın yaratılışındaki teleolojik (ereksel) mükemmelliği ve ilahi düzenin varlık için sağladığı imkânları ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kavramın kozmik bir yasa olarak her varlığın kendi kemaline giden yolunun ilahi bir lütufla kolaylaştırılması anlamına geldiğini, insanın doğumu ve hayatını idame ettirmesinin bu ontolojik kolaylaştırmanın bir tecellisi olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu ayetteki özel bağlamına işaret ederek, Allah'ın insanı yaratıp şekillendirdikten (takdir) sonra, onun dünyaya gelişini ve hayat yolunda ilerlemesini kolaylaştırmasını ifade ettiğini, özellikle doğumun biyolojik bir mucize olarak kolay kılındığını aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X