Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 14. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 14. Ayet

    مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Merfû’atin mutahhera(tin)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yüce makamlara kaldırılmış, tertemiz sayfalarda."

      "Merfûa" değeri yüceltilmiş, "mutahhara" tenakuz ve tutarsızlıktan arındırılmış yahut günahkâr ellerin ulaşmasından arınmış, uzak kılınmış yahut da pisliklerden, kir ve pastan arınmış demektir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Merfû'ah (مَّرْفُوعَةٍ)

        Bu kelimenin kök harfleri ra, fe ve ayın harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyi yukarı kaldırmak, yüceltmek, fiziksel veya soyut olarak yüksek bir makama taşımak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin hem mekânsal yüksekliği hem de makam, şeref ve değer bakımından yüceliği ifade ettiğini, ism-i mef'ul formundaki bu kullanımın, ilahi sayfaların ulaşılamaz, eşsiz ve son derece yüksek bir mertebeye çıkarıldığını gösterdiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanını incelerken bu kavramın ontolojik bir üstünlüğü yansıttığını, vahyin sıradan ve dünyevi kelamlardan tamamen ayrılarak ilahi bir yücelik kazandığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına işaret ederek, Kur'an sayfalarının Allah katındaki erişilmez ve yüce konumunu vurguladığını, vahyin bu yüksek değerinin, onu küçümseyen Kureyş liderlerinin basitliği ve kibriyle çarpıcı bir tezat oluşturduğunu ifade ettiğini aktarır.

        Mutahharah (مُّطَهَّرَةٍ)

        Bu kelimenin kök harfleri tı, he ve ra harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga adlı eserinde bu kökün temel anlamının temizlik, saflık ve her türlü kirden, noksanlıktan arınmışlık olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin tef'il babındaki ism-i mef'ul formuyla yoğun ve mutlak bir arındırılmayı ifade ettiğini; bu bağlamda kutsal sayfaların batıldan, yalandan, şüpheden, şeytani müdahalelerden ve her türlü tahrifattan tamamen temizlenmiş, lekesiz bir mahiyet taşıdığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kavramsal yapısı içinde bu kelimeyi incelerken, ifadenin vahyin ilahi bütünlüğünü ve mutlak saflığını temsil ettiğini, dünyevi veya beşeri hiçbir şaibenin bu kutsal metne bulaşmadığını vurguladığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlam içindeki işlevine odaklanarak, bu sıfatın ilahi mesajın hiçbir şekilde bozulmaya, eksiltilmeye veya ilaveye maruz kalmamış, tertemiz ve son derece güvenilir, saygın meleklerin ellerinde muhafaza edildiğini anlattığını ifade ettiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X