Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 13. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 13. Ayet

    ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fî suhufin mukerrame(tin)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "O, mukaddes sayfalardadır;"

      Sayfalar anlamına gelen "suhuf" kelimesinden maksat, geçmiş peygambereler verilen sayfa halindeki kitaplardır. Tıpkı şu ilâhî beyanda belirtildiği gibi: "Bunlar önceki kitaplarda, İbrahim ve Mûsa'nın kitaplarında da vardır". "Fî suhufin" meleklerin ellerinde. "Mükerreme", yani değerli varlıkların ikram edip öğretmesi sayesinde kıymetli hale getirilmiş demektir. O değerli varlıklar da saygın yazıcılardır. Yahut da Allah nezdinde değerli demektir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Suhuf (صُحُفٍ)

        Bu kelimenin kök harfleri sad, ha ve fe harfleridir. "Sahîfe" kelimesinin çoğuludur. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga adlı eserinde bu kökün temel anlamının yayılmış, genişletilmiş ve düzleştirilmiş nesne olduğunu, bu sebeple üzerine yazı yazılan düz materyallere bu ismin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin üzerine yazı yazılmış yaprak, kâğıt veya tomar anlamına geldiğini, bu ayetin bağlamında Kur'an ayetlerinin kayıtlı bulunduğu ilahi ve yüce sayfalara işaret ettiğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin Kur'an'daki kullanımının Habeşçe (Etiyopya dili) kökenli "muşaf" (veya mashaf) kelimesiyle ilişkili olabileceğini, dini literatüre bu dillerden geçip Arapçalaşmış kelimeler arasında yer aldığını kaydeder. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı çalışmasında bu tezi daha da detaylandırarak, kelimenin Güney Arabistan veya Habeşçe kökenli yazılı metin, kitap veya kutsal metin anlamındaki kelimelerden Arapçaya geçtiğini, İslam öncesi dönemde de yazılı metinler için kullanılmakla birlikte Kur'an'da spesifik olarak "kutsal sahifeler" anlamı kazandığını ifade eder. Angelika Neuwirth, kelimenin Geç Antik Çağ dini literatüründeki yerini analiz ederek, "suhuf" teriminin Kur'an vahyini diğer monoteist geleneklerdeki göksel kitaplar ve kutsal tomarlarla aynı konuma yerleştirdiğini, böylece okunan metnin ilahi ve aşkın otoritesini vurguladığını tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına işaret ederek, bu sayfaların Kur'an'ın ilk halinin korunduğu göksel kayıtlara veya meleklerin ellerindeki yazılı metinlere karşılık geldiğini, vahyin sıradan bir söz değil, yüce makamlarda kayıtlı ilahi bir kelam olduğunu ifade ettiğini aktarır.

        Mukerramah (مُّكَرَّمَةٍ)

        Bu kelimenin kök harfleri kef, ra ve mim harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının şeref, yücelik, asalet, değerlilik ve cömertlik olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında "kerem" kavramının her türlü noksanlıktan uzak, kıymetli ve onurlu olma halini ifade ettiğini, tef'il babındaki ism-i mef'ul olan bu formunun ise Allah katında son derece şerefli kılınmış, yüceltilmiş ve üstün bir değer atfedilmiş anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanını incelerken "kerim" ve türevlerinin ontolojik bir yüksek statüyü ifade ettiğini, bu bağlamda kutsal sayfaların sıradan, dünyevi ve profan metinlerden tamamen ayrılarak ilahi asaletle donatıldığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlam içindeki işlevine odaklanarak, bu sıfatın Kur'an sayfalarının Allah katındaki eşsiz değerini, şerefini ve her türlü tahrifattan uzak doğasını yansıttığını; vahyin bu yüce konumunun, onu kibre kapılarak reddeden Kureyş liderlerinin basitliğiyle edebi bir tezat oluşturduğunu ifade ettiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X