Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 8. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 8. Ayet

    وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-emmâ men câeke yes’â

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      8-10. "Ama gönlünde Allah korkusu taşıyarak koşup sana gelenle ilgilenmiyorsun!"

      Yani Allah için çalışan ve O'ndan korkan ile ilgilenmiyorsun. Korkma, koşmanın sebebi de olabilir. Bu takdirde mâna şöyle olur: Onun korku duyması onu koşmaya iten saiktır. Sözün birini diğerinin sebebi ve delili yapmak üzere atıf şeklinde gelmesi de mümkündür. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Cansız nesneler iken size O hayat verdiği halde Allah'ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, sonra diriltecek, sonra O'na götürüleceksiniz". Birinci diriltme, atıf şeklinde ve önceki sözün üzerine düzenleme kabilinden ikinci diriltmenin delili olmuştur.

      Ya da başlangıç cümlesi olması da mümkündür: Allah'tan ve yapıp ettiklerinin sonucundan ve başına azabın gelmesinden korkarak koşup sana gelen.

      Sen onunla ilgilenmiyorsun. Yani sen ondan yüz çeviriyor ve onu görmezden geliyorsun. Oysa Hz. Peygamber'in (a.s.), kendisine her gelen müslümana şöyle demesi emredilmişti: "Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi -bir lütuf olarak- kendine yazdı".​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Câe (جَاءَ)

        Bu kelimenin kök harfleri cim, ye ve hemzedir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün bir yerden başka bir yere gelmek, ulaşmak ve varmak anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin fiziksel olarak bir mekâna dâhil olmayı ifade ettiğini, bu ayetin bağlamında ise âmâ sahabinin Hz. Peygamber'in yanına ilahi mesajı öğrenmek için gösterdiği samimi yönelişi ve fiziksel intikali anlattığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında bu eylemi analiz ederken, kelimenin sıradan bir yer değiştirmeden ziyade, içsel bir motivasyonla hakikate doğru yapılan şuurlu bir hareketi temsil ettiğini ve müşrik elitlerin durağan kibriyle zıtlık oluşturduğunu vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin metin içindeki tekrarına dikkat çekerek, bu geliş eyleminin kişinin kendi hür iradesiyle ve büyük bir arzuyla gerçekleştiğini, bu durumun peygamberin dikkatini asıl hak eden kişinin kim olduğunu edebi bir dille ortaya koyduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin bağlam içindeki işlevine işaret ederek, eylemin Abdullah b. Ümmü Mektum'un İslam'ı öğrenme konusundaki derin iştiyakını ve Hz. Peygamber'in meclisine katılımdaki haklı ve kararlı tutumunu ifade ettiğini aktarır.

        Yes'â (يَسْعَى)

        Bu kelimenin kök harfleri sin, ayın ve ye harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga adlı eserinde bu kökün temel anlamının hızlı adımlarla yürümek, çabalamak, bir iş için gayret göstermek ve koşuşturmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin hem fiziksel olarak hızlı ve telaşlı yürüyüşü hem de mecazi olarak bir amaca ulaşmak için gösterilen ciddi gayreti, samimi çabayı ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an ahlakını incelerken bu kavramın salt fiziksel bir eylemi aştığını, dini bir hakikati arayışta duyulan içsel aciliyeti, dinamik bir iman çabasını yansıttığını ve bu aktif ruhani gayretin, kendini müstağni gören elitlerin kayıtsızlığıyla taban tabana zıt bir ahlaki duruş sergilediğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin sunduğu canlı tasvire odaklanarak, görme engelli bir insanın düşe kalka, telaş içinde ve büyük bir arzuyla peygambere ulaşma çabasının son derece dramatik bir tablo çizdiğini, bu gayretin ona sırt çevrilmesinin hüznünü ve yersizliğini estetik bir tezatla vurguladığını tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına dikkat çekerek, eylemin âmâ sahabi Abdullah b. Ümmü Mektum'un ilahi vahyi dinlemek, manevi olarak arınmak ve aydınlanmak için gösterdiği olağanüstü samimiyeti, heyecanı ve telaşı anlattığını, bu yönüyle onun Hz. Peygamber'in tam ve bölünmez ilgisini sonuna kadar hak ettiğini ifade ettiğini aktarır.

        Yorum

        İşleniyor...
        X