Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Abese Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Abese Sûresi, 5. Ayet

    اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Emmâ meni-staġnâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      5-6. "Sen ise kendini her şeye yeterli görenle ilgileniyorsun."

      Kendini yeterli gören. Yani senin din namına getirmiş olduğun vahiylerin içinden yaptığı seçimle yahut şeytanın güzel göstermesinden ötürü senin getirdiğin dinden kendisini müstağni kılmakla. Ya da bilinen zenginlik üzere olmakla. Çünkü Hz. Peygamber'in (a.s.) yüzüyle kendilerine dönüp iltifat ettiği kimseler servet ve mal sahibi kimselerdi. Hz. Peygamber (a.s.) tâbilerinin de ileri gelenlere bakarak İslâm'a girmeleri beklentisi ile onlara yönelmişti. Zira onlar kâfirlerin elebaşları ve önderleriydi.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İstağnâ (اسْتَغْنَى)

        Bu kelimenin kök harfleri ğayın, nun ve ye harfleridir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün temel anlamının ihtiyaçsızlık, kendine yetme, başkasına muhtaç olmama ve zenginlik olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin aslının yoksulluğun ve muhtaçlığın zıddı olduğunu; istif'al babındaki bu formunun ise kişinin sahip olduğu mal, mülk veya güç sebebiyle kendini yeterli görmesi, ilahi hidayete ve manevi öğüde ihtiyaç duymadığını zannetmesi anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanını ve ahlaki kavramlarını incelerken "istiğna" kavramına merkezi bir önem atfeder; bu eylemin, insanın yaratıcıya olan varoluşsal bağımlılığını reddederek mutlak bir bağımsızlık ve kibir illüzyonuna kapılmasını ifade ettiğini, Mekkeli elitlerin İslam'ın mesajına karşı gösterdikleri duyarsızlığın temelinde bu "kendini müstağni/ihtiyaçsız görme" psikolojisinin yattığını derinlemesine analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve psikolojik boyutuna dikkat çekerek, bu ifadenin müşrik liderlerin üstencil ve kayıtsız duruşlarını son derece belirgin bir şekilde resmettiğini, aynı zamanda arınmak niyetiyle meclise gelen âmâ sahabinin samimi muhtaçlık hissiyle çok keskin ve dramatik bir tezat oluşturduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki bağlamına işaret ederek, eylemin Kureyş'in ileri gelenlerinin sahip oldukları servet ve yüksek sosyal statüye güvenerek Hz. Peygamber'in tebliğine karşı ilgisiz kalmalarını, hakikate ve manevi arınmaya yönelik hiçbir eksiklik veya ihtiyaç hissetmemelerini ifade ettiğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X