اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Abese Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: abese suresi, öğüdün faydası, abese suresi 4. ayet, abese 4, arınma ihtimali, öğüt alma ihtimali, zikir
-
"Yahut o öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecekti."
Bu beyan iki şekilde yorumlanabilir: Birincisi senin hatırlatmanla onun öğüt alması ve ondan yararlanması. İkincisi, kendisine hatırlatmış olduğun neticeleri ve içinde bulunduğu duruma lâyık olan hususu hatırlatman yoluyla onun öğüt alması. Birinci yoruma göre fayda bizzat Hz. Peygamber'in hatırlatmasından öğüt alma ile olur. İkinci yoruma göre ise Hz. Peygamber'in kendisine hatırlattığı hususlar üzerinde düşünmesi sonucu öğüt alması şeklinde olur.
Yorumu Yorumla
-
Yezzekkeru (يَذَّكَّرُ)
Bu kelimenin kök harfleri zel, kef ve ra harfleridir. Aslı "yetezekkeru" olup idgam edilerek bu formu almıştır. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga adlı eserinde bu kökün temel anlamının bir şeyi zihinde tutmak, hatırlamak, unutmamak ve dile getirmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin, insanın önceden bildiği veya fıtratında var olan bir gerçeği, bir uyarı neticesinde bilincine geri çağırması ve aktif bir şekilde öğüt alması anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanını incelerken "tezekkür" kavramının pasif bir hatırlamadan ziyade, ilahi işaretler karşısında gafletten uyanışı, derin bir içsel aydınlanmayı ve bilişsel bir farkındalık durumunu ifade ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu ayetteki bağlamına dikkat çekerek, eylemin âmâ sahabi Abdullah b. Ümmü Mektum'un Hz. Peygamber'den duyacaklarından ders çıkarmaya, manevi bir uyanış yaşamaya hazır ve istekli oluşunu ifade ettiğini aktarır.
Tenfeahu (تَنْفَعَهُ)
Bu kelimenin kök harfleri nun, fe ve ayın harfleridir. Sondaki "hu" zamiri "ona" anlamı katan bir ek olmakla birlikte, eylemin aslı "nefea" kökünden türemiştir. İbn Fâris, Mu'cem Mekâyîs el-Luga eserinde bu kökün, zararın zıddı olarak bir şeyin fayda sağlaması, yararlı olması ve iyilik getirmesi anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin maddi veya manevi bir hayra, iyiliğe ulaşmak anlamına geldiğini, bu bağlamda ilahi öğüdün kişinin ruhuna ve ahlaki gelişimine nüfuz ederek ona somut bir manevi yarar sağlamasını ifade ettiğini kaydeder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin gramatik yapısındaki ardışıklığa odaklanarak, samimi bir niyetle öğüt alma eyleminin kaçınılmaz bir sonucu olarak ruhsal faydanın doğacağını, bunun da kalbi kapalı olanlara yönelmenin beyhudeliğiyle edebi bir tezat oluşturduğunu tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin bağlam içindeki işlevini değerlendirerek, Hz. Peygamber'in tebliğinin, kalbi açık ve talepkâr olan bu âmâ sahabi üzerinde kesinlikle olumlu bir etki bırakacağını ve onun dini yaşantısında kalıcı bir iyileşme sağlayacağını ifade ettiğini aktarır.
Ez-Zikrâ (الذِّكْرَى)
Bu kelimenin kök harfleri zel, kef ve ra harfleridir. İbn Fâris, kökün zihinde muhafaza etmek ve anmak şeklindeki temel anlamını vurgular. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde bu kelimenin "zikr" kelimesinin mübalağalı (yoğunlaştırılmış) bir formu olduğunu, sıradan bir hatırlatmadan ziyade kalpte derin iz bırakan, sarsıcı ve güçlü bir ilahi öğüt manasına geldiğini belirtir. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı çalışmasında bu kökün Arapça asıllı olmakla birlikte, dini ve litürjik bağlamda uyarı, anma ve öğüt anlamlarındaki kullanımında Süryanice ve Aramice dillerindeki benzer dini terimlerin semantik yankılarını taşıyabileceğini, Sami dillerinde ortak bir dini hafıza tazelemeyi ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, kavramın Kur'an ahlakındaki yerini incelerken, bu kelimenin bizzat ilahi mesajın kendisini temsil ettiğini ve insanın fıtratındaki hakikatleri ona hatırlatan sarsıcı bir uyarıcı mekanizma olarak işlev gördüğünü analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin sonundaki elif-i maksura'nın (ى) kelimeye fonetik ve morfolojik bir derinlik kattığını, bu yapının öğüdün ruhun derinliklerinde sürekli yankılanan, devamlılık arz eden etkisini edebi bir dille yansıttığını tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Kur'an ayetlerini ve Hz. Peygamber'in hidayet rehberliğini simgelediğini, yönelimini bu öğüde açan kişiler için vazgeçilmez bir manevi aydınlanma kaynağı olduğunu ifade ettiğini aktarır.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla